-->

Çeviri

14 Aralık 2017 Perşembe

Kılıçdaroğlu, Muğla'ya geliyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerinin 14 Aralık'ta yapılacak toplu açılış ve temel atma törenine katılacak.

Kılıçdaroğlu, Muğlaya geliyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi, kuruluşundan bugüne kadar yaptığı hizmetleri toplu açılış töreniyle açacak. Törende ayrıca 2018'de yapılacak hizmetlerin temeli de atılacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılacağı tören, 14 Aralık Perşembe günü gerçekleştirilecek. Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin bugüne kadar yapmış olduğu 782 milyon liralık yatırım ve 2018'de yapmayı planladığı 426 milyon liralık yatırımların içerisindeki 48 projenin açılışı yapılacak, temel atma töreni gerçekleştirilecek.
48 dev proje arasında 360 milyon lira ile 2 bin 210 kilometrelik yol çalışması, 11 milyon 168 bin liralık Menteşe Otogarı, 21 milyon liralık Ölüdeniz Arıtma Tesisi, ulaşımda çeşitli alanlara yapılan 29 milyon liralık yatırım, 76 milyon liralık Milas kanalizasyon hattı, Seydikemer'e 30 milyon liralık kanalizasyon hattı, Bodrum'da Turgutreis -Akyarlar-İslamhaneleri-Peksimet-Gümüşlük mahallelerine 60 liralık kanalizasyon hattı ile Yatağan'a 5 milyon 981 bin liraya yapılacak olan açık yüzme havuzu ve spor merkezi gibi önemli yatırımlar yer alıyor. Projeler arasında çevreden tarıma, yoldan ulaşıma, sağlıktan suya kadar birçok alanda hayata geçirilen hizmetler bulunuyor.
Kılıçdaroğlu'nun Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek toplu açılışın yanı sıra muhtarlar ile bir araya geleceği belirtildi. Kılıçdaroğlu'nun ayrıca Muğla Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan ve ülke genelinden birçok belediyenin katılacağı ulaşım çalıştayına katılması bekleniyor.

13 Aralık 2017 Çarşamba

Köy yumurtası bitiyor, numaralı yumurtalar geliyor


Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, "Türk Gıda Kodeksi Yumurta Tebliği sayesinde artık kafesli kümeste üretilen yumurtayı vatandaşa organik diye satamayacaklar." dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanarak 24 Kasım'da Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yumurta Tebliği'ndeki değişiklik sayesinde denetimlerin daha da artacağını ve yapılacak satışlarda hilelerin engelleneceğini bildirdi.
NUMARALANDIRMA GELİYOR
Tebliğe göre, yumurtaların 4 kategoriye ayrılarak satılacağını belirten Gözet, "Sıfır numara 'organik yumurtayı', 1 numara 'gri renk gezen tavuk işletmesini', 2 numara 'kapalı ortamda serbest gezen tavuğu', 3 numara 'kümeste kafesli sistemli üretim yapan işletmeyi' temsil edecek. Bu numaralar yumurtanın üzerine mühürlenecek. Dolayısıyla artık yumurta kümesten dışarı çıkmadan o yumurtanın cinsi belli olacak. Organik mi, gezen tavuk yumurtası mı, kümeste kafesli sistemde üretilen yumurta mı, satışa sunulmadan belirlenmiş hale gelecek." ifadesini kullandı.
Yumurtalarda ülke ve şehir kodunun da olacağını anımsatan Gözet, söz konusu düzenlemeyle yumurta gramaj değerlerinde de denetimlerin artacağını vurguladı.
Gözet, şöyle devam etti: "Çatlak, kırık, döllenmiş yumurtalar artık 'ticari yumurta' olarak satılamayacak. Bu yumurtalar önce Bakanlıktan ruhsat almış sıvı yumurta işleme tesislerine gidecek, orada sağlıklı ve kullanılabilir likit yumurta haline dönüştürülerek, hijyenik hale gelecek, daha sonra da pastane, lokanta ve fırınlara satılabilecek."
FİYAT DENGESİ
Tüketicilerin artık kandırılamayacağına dikkati çeken Gözet, yumurtada fiyat dengesinin sağlanacağını aktardı.
Gözet, tebliğin hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Gezen tavuk yumurtasının üretim standartları tüm Türkiye'de tek tip uygulanacağından fiyatları da aşağı yukarı aynı olacak. Standart kafesli kümes sisteminde üretilen yumurtanın fiyatı Kars'ta nasılsa Ankara'da da değişmeyecek. Organik yumurta üretim sistemi Van'da da Antalya da aynı uygulanacak." değerlendirmesinde bulundu.
HİLELİ YUMURTAYA SON
Bu sayede vatandaşın korunacağına işaret eden Gözet, şunları kaydetti: "Bakanlık yeterli denetimi yaparak kontrol mekanizmasını sıkı tutarsa piyasada hileli yumurta göremeyeceksiniz. Artık kümeste kafesli sistemde üretilen yumurtayı vatandaşa organik diye satamayacaklar. Gerçekten organik yumurta üreticisi emeğinin karşılığını alacak. 10 bin organik yumurta üretip, diğer ürettiği 90 bin yumurtayı da organik yumurta fiyatına satan üreticinin foyası ortaya çıkacak. Vatandaş hangi cins yumurta yediğini bilecek. Yetiştirme metodu denetimi de yapılarak artık vatandaş sağlıklı, hijyenik bir yumurta yiyecek. Tebliğin çıkarılması kadar takibinin ve denetiminin de iyi yapılması gerekiyor."
Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Konya da tebliğde yapılan değişikliğin üretici açısından adaletli olduğunu belirterek, "Yumurta tebliğinde daha önceki hükümler sadece kafes sisteminde üretim yapan üreticiler için geçerliydi. Ülkemizde organik yumurta, gezen tavuk yumurtası ve serbest tavuk yumurtası gibi birçok sınıf var. Bunlar konusunda da gerekli değişikliğin yapıldığı bir tebliğ oldu." dedi.
Konya, yumurta üreticilerinin artık işletme numarasının yanında yumurtlama kodunu da belirtmek zorunda olduklarını bildirdi. Konya, "Tüketici artık pazardan ya da marketten satın aldığı yumurtanın nasıl üretildiğini bilecek. Aynı zamanda kayıt dışı yumurta üretimi yapan firmalar da denetlenmiş olacak. Bu denetimlerin artırılarak yapılması önemli, yoksa kayıt dışı satışlar devam ettiği sürece bunun önüne geçmek zor." ifadesini kullandı.
Tüketicinin de bu konuda hassas davranmasını isteyen Konya, vatandaşların özellikle "köy yumurtası" diye satılan ürünlerin hangi işletmede, nasıl üretildiğini sorgulaması gerektiğini kaydetti.

12 Aralık 2017 Salı

Şok İddia: Uzaydan Gelen Virüs 23 Aralık'ta Dünya'yı Yok Edecek!

Şok İddia: Uzaydan Gelen Virüs 23 Aralık'ta Dünya'yı Yok Edecek
"Uzaydan gelen virüs 23 Aralık’ta Dünya’yı yok edecek" bu korkunç iddia Hindistanlı astronomlara ait. Yalnızca günler içinde insanlığın gezegendeki varlığını sonlandıracak bir virüsün yakın zamanda Dünya'ya varacağını açıklayan bilim insanları, tüm dünyada müthiş bir korkuya yol açtı.
Dünyaca ünlü bilim dergisi Science, Hindistanlı bilim insanlarının ve astronomların "23 Aralık'ta dünyanın sonunun geleceği" iddiasını sayfalarına taşıdı. Hintli bilim insanları, tüm insanlığı yok edebilecek virüsün yakın zamanda tüm Dünya'ya yayılacağını ve 23 Aralık tarihinde de dünyanın sonunu getireceğini düşünüyor.
Hintli bilimciler, yakınlarda bir uzay cismini tespit ettiklerini ve bu cismin NASA veri tabanında bulunmadığını ifade ettiler. Ölümcül virüsün gezegenimize bu cisim tarafından ulaştırıldığı kaydedildi. Bununla birlikte virüsün sebebiyle ilgili de henüz bir açıklama yapılmadı.
Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı'nın (NASA) bu iddiaya ne tepki vereceği de büyük bir merak konusu.

11 Aralık 2017 Pazartesi

Lozan’ın Yunanistan tarafı ve Balkan paradoksu




Bu hafta iki farklı konuyu tek bir köşe yazısında birleştirerek sözüm ona tasarruf yapmak istedik. Lozan anlaşmasının Yunanistan boyutunu ve Balkan paradoksu (çelişkisini) sizlerle paylaşacağım. Ancak bu iki farklı konunun ortak bir tarafı var. O da, geçen hafta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi Batı Trakya ziyareti ve  Gümülcine vilayetine yaptığı geziye  eşlik etmemiz. Tarihi diyorum zira 65 yıl sonra ilk kez bir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yunanistan’ın bu bölgesini ziyaret etti. Sayın Cumhurbaşkanımız Müslüman ve soydaşlarımızın yaşadığı Çin’in Sincan ve Sırbistan’ın Sancak bölgelerini de ziyaret ederek uzun yıllar sonra ilklere imza atmışlardı. Açıkça söylemem gerekirse Batı Trakya’ya yaptığı geziye eşlik etmiş olmam bizde de çok büyük bir mutluluk oluşturdu. Tabii çokça gurur da duyduk. Tarihe şahitlik ettik.
İzmir’den vize alma hikâyesi
Batı Trakya ziyaretine birkaç arkadaşımızla birlikte gitmeye karar vermiştik. Bizim yemyeşil pasaportlarımız vardı ama birkaç arkadaşımız pasaportlarının renkleri konusunda şansları yoktu. Bunlar için Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosluğuna müracaatımız oldu. Sağ olsunlar önce Sayın valimiz, Dışişlerimiz ve Başbakanlıktan referans ve aramalara rağmen bir gün öncesinde kadar vize çıkmayınca mecburen bizzat ben devreye girdim. Yunanistan İzmir Başkonsolosluğunu aradım. O gün televizyonda canlı yayında Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan’ın Sayın Cumhurbaşkanına tarihi diplomasi sunumu vardı. İşte tam o meyanda Yunanistan konsolosluğundan bir yetkili ile telefonda görüşüyorduk. Bu yetkili bayan arkadaşa ,  şu anda televizyonda Türk ve Yunan cumhurbaşkanlarını seyrettiğimi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediklerini aynen tekrarlayarak, “biz iki ülke dost ve komşuyuz, yarım günlüğüne ülkenizi ziyaret edeceğiz, sizden cennetin anahtarını değil sadece vize istiyoruz, lütfen artık bu engellemelere son verin” dedim. Bir ara oldukça gerilmiştim ve neredeyse gitmekten vaz geçecektik. Ancak çok şükür ki akşam 16.30 sıralarında ki son anda Yunanistan konsolosluğundan arkadaşımızı arayıp vizeyi verdiklerini söylediler. Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosuna teşekkür ediyorum. En yakın zamanda kendisini ziyaret edip tanışacağım. Bazen böylesi kavgalardan dostluklar çıkabiliyor.
65 yıl sonra ilk kez
Sayın Cumhurbaşkanımız ilklerin insanı. Yine bir ilke imza attı.  Batı Trakya gezisinin detaylarını belki bir gün başka bir yazıda daha detaylı anlatma fırsatımız olur. Gümülcine’deki Türklerin sevinci ve mutluluğunu görmek bizim için tarihi bir anı oldu. Tam 65 yıl sonra ilk kez Türkiye’den bir Cumhurbaşkanı bu bölgeyi ziyaret ediyordu. Aslında Tayyip Bey buraya Başbakan iken gelmişti. Ama Cumhurbaşkanı olarak 65 yıl sonra ilkti. Daha önce 1952 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Celal Bayar buraya gelmiş. Bu vesileyle oradaki bir okula da onun ismi verilmiş. Bilmeyenler için söyleyelim Batı Trakya’da 120 Bin kadar Türk soydaşımız yaşıyor. Bölgedeki iki Türk şehri Gümülcine ve İskeçe’yi gidip görmenizi öneririm. Aslında bize çok yakınlar. İpsala’dan sonra 2 saat bile sürmüyor. Buram buram Türk kültürü ve Türk renklerini görebilirsiniz. Mezeleri ve yeşil ağırlıklı yemekleri çok güzel. Bu arada sanırım sadece İskeçe’de bulabileceğiniz meşhur Yunan tatlısı Karyoka ve kavala kurabiyesini tavsiye ediyorum.


Batı Trakya Türkleri üzerindeki baskı
Batı Trakya’daki Türkler yılarca muhatap oldukları Yunan baskısından etkilenmişler. Üzerlerinde tabiri caizse bir yorgunluk, biraz korku, biraz sanki bir ürkeklik var. Sayın Cumhurbaşkanımızın bölgeyi ziyaretinden bir gün önce bölge halkına yazılı tehditler içeren yazılar gönderilmiş. Bu yazıların birinde “Erdoğan gidecek ama biz buradayız” yazısı dikkat çekiyordu. Biz oradayken bir grup Yunanlı tepki gösterisi yaptılar. Bazı Türk yerlerine haç işaretleri yapılmıştı. Bu bölgede Türkçe kelimeler yazmak yasak. Türkler buradaki en önemli STK’ları olan Gümülcine Türk Gençler birliğine Türkçe bir tabela bile asamıyorlar. Türkçe selam verdiğimiz insanlar, biraz çekinerek selamlarımızı aldıklarını gördük. Sanki insanlar biraz sindirilmiş.  Ama hepsinde o tatlı bir tebessüm vardı. Cumhurbaşkanımızın bölgeyi ziyaretleri ve bir gün öncesi Yunan Cumhurbaşkanına söylediği sözler buradaki soydaşları oldukça memnun etmiş. Eski Türkçeleriyle bize “Hoş geldiniz” demeleri bizim çok hoşumuza gitti. Gördük ki, buradaki soydaşlarımız Türkiye’den gelenlere hoş geldiniz demek istiyorlar. Bu kelimeyi onlara alıştırmamız ve çok sık ziyaretler yapmamız gerekiyor. Bu arada belirteyim bu benim Batı Trakya’ya beşinci gidişim oldu diye hatırlıyorum. Bu vesileyle birçok eski dostumu da görme imkânım oldu.
Gümülcine’deki basın toplantısı
Programın sonunda akşam saatlerinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, otelin ayrı bir salonunda geziye eşlik eden gazetecilere bir basın sohbeti yaptı, sorularını cevapladı. Gezi boyunca eski bir milletvekiliyken orada bir anda gazeteci şapkamızı taktık. Sayın Cumhurbaşkanımız burada çok önemli mesajlar verdiler. Basın toplantısının en önemli konusu Lozan anlaşması oldu. Tabi Lozan’ın Yunanistan tarafı. Zira bir de farklı bölge ve ülkeler de var. Mesela hiç ilgisi olmayan Japonya tarafı gibi. Tayyip Bey, şahsına münhasır bir lider. Açıkça çok farklı biri. Pratik, cesur, doğru ve açık, hatta  apaçık sözlü, sözünü asla esirgemiyor, bütün bunlar doğrusunu söylemek gerekirse Türk milletinin yıllarca söylemek isteyip te söyleyemediği sözler, bizi mest ediyor, tabiki Batı Trakya’daki Türk soydaşlarımızı da. Yunanistan hem Lozan’ı değiştirmek istemiyor ama bir taraftan da uygulamıyor da. Mesela Lozan anlaşmasına göre Türkler, kendi müftülerini seçebiliyorlar ama Yunanistan bunu kabul etmiyor ve kendisi müftü atıyor. Yunanistan’ın atadığı müftüler, Pomak kökenli Yunan devletinin yetiştirdiği kişiler. Öğretmenler ise kısa adı SÖPA olan Selanik Özel Pedagoji Akademisi'nin mezunları. Batı Trakya Türkleri bunları kabul etmiyor. Zira burada müftüler çok önemli yetkilere sahipler. Nikâh kıyabiliyor, miras hukukuna müdahale edebiliyorlar. Bu arada Yunanistan laik bir devlet değil. Burada din çok etkili.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Biz onlara her türlü desteği verirken karşılık bulamıyoruz”
Tayyip Bey, Lozan’ın değiştirebileceği ya da bir revizyona tabi tutulabileceğine inanıyor. Ardından da şunları söylüyor: “Biz İstanbul’daki Rumlara her türlü hakkı verdik. HattaRum Ortodoks Patrikhanesi'nin konsül üyeleri Türk vatandaşı olmak zorundalar, 17 kişilik konsül bitince, bozulmasın ve devam etsinler diye patrikhanenin önerdiği din adamlarını Türk vatandaşlığına alıp destek verdik, Trabzon’daki Sümela manastırını ibadete açtık, Heybeli adadaki yetimhane için izin ve destekleri verdik ama mesela Avrupa Birliği burası için verdiği maddi destek sözünü tutmadı, anlaşmaya göre İstanbul’daki Rum Ortodoks kilisesi Eyüp kaymakamlığından izin almadan yurt dışına çıkamaz ama bu kuralları hiç uygulamıyoruz diğer yandan Avrupa’nın birçok başşehrinde cami varken Atina’da yok,  Atina’da bir cami inşaatı var, yıllardır sürüyor, sözler veriliyor ama hiçbir gelişme yok, Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçmelerine izin de verilmiyor ” Sayın Cumhurbaşkanımız daha önce faklı nedenlerle pek kullanılmayan ve bölgede var olan Pomakları da sık sık zikrediyor. Evet, Lozan mutlaka değişmeli, artık zamanı geldi ve bu değişiklik içine mutlaka Rodos ve İstanköy’deki Türkler de ilave edilmelidir. Zira Rodos adasında yaşayan 4000 kadar ve İstanköy’deki  (Kos adası) 1800 kadar Türk Lozan anlaşmasının dışında tutulmuş ve hayli sıkıntı çekmişler. Lozan’daki en büyük değişiklik ise bölgede Müslüman azınlık olarak gösterilen 120 Bin soydaşımızın Türkoğlu Türk olduklarını Yunanistan’ın kabullenmesi olacaktır. Burası çok önemli: “TÜRKİYE’NİN BU BÖLGEDENKESİNLİKLE TOPRAK TALEBİ YOKTUR VE BUNU İKİDE BİRDE AKILLARINA KOYARAK PARANOYA OLMAMAMALRINI SAĞLIK VERİYORUZ.” Artık Yunanistan, Türkiye’nin kendisiyle yakın bir komşusu, ticaret ortağı, turizm partneri, NATO müttefiki, dostu ve güvenlik işbirliği için iki yakın devlet olarak görmelidir. Gelin şu eski Lozanları, düşmanlıkları, paranoyaları çöpe atalım. Dost ve komşu olalım. Bu her iki ülkeye de fayda sağlar.
Balkan paradoksu
Sayın Cumhurbaşkanımızın Batı Trakya ziyaretinde ilginç bir tespitte bulunduk.  Yunanistan Batı Trakya'da Evladı Fatihanın Reise gösterdiği muhteşem ilgi ve sevgi görülmeye değerdi. An be an yanındaydık. Şahit olduk, gurur duyduk. Bu muhteşem tablonun aynısını Makedonya Gostivar, Kosova-Prizren ve Bulgaristan Kırcaali'de de bizzat görmüştüm. Maşallah. Ancak aynı Balkanların Türkiye'deki yakınlarının oturduğu ve çoğunlukta oldukları İzmir, Manisa, Aydın, Çanakkale, Lüleburgaz, Edirne, Çorlu, Tekirdağ gibi illerde durum farklı olabiliyor. Bu durumun siyasi ve sosyolojik açıdan mutlaka analiz edilmesi ve çözümü konusunda istişareler yapılmasında faydalar vardır. Selam ve muhabbetle...

Rifat Sait
24.Dönem İzmir milletvekili
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı 
Facebook: www.facebook.com/rifat.sait instagram: rifat.sait KHA

4 Aralık 2017 Pazartesi

'İZMİR'de İyilik Var Hareketi' etkinliğine katılan 103 sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve yaklaşık 3 bin gönüllü, Gündoğdu Meydanı'nda buluştu. Gönüllülerden bazıları kan bağışı yaptı, bazıları da çocuklara hediyeler verdi.

İzmirde İyilik Var
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları ve Yaşar Üniversitesi'nin organizasyonuyla, 103 sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve yaklaşık 3 bin gönüllü, 'İzmir'de İyilik Var Hareketi'nin Gündoğdu Meydanı'ndaki etkinliğine katıldı. Etkinliğe katılan gönüllülerden kimi Türk Kızılayı'nın standında kan bağışı yaparak hastalara umut olurken, kimileri de dağıttığı şeker ve oyuncaklarla çocukları mutlu etti. Geçen yıl 'İzmir'de iyilik var' sloganıyla yola çıkan derneklerin oluşturduğu İzmir Sivil Toplum Ağı ile Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güçbirliği Platformu, bu yıl teması engellilik olan 'İzmir'de İyilik Var Hareketi'nin yalnızca kenti değil tüm Türkiye'yi sarması dileğinde bulunarak herkesi iyilik yapmaya davet etti. Yaşar Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Programı Koordinatörü Kevser Çimenli, bir hafta süresince farklı kurum ve kuruluşların bu etkinliğe destek verdiğini anlattı. İzmir'deki dernek veya kulüp temsilcilerinin farklı yerlerde çöp topladığını ya da engelli merkezlerini ziyaret ederek yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarla bir araya geldiğini ifade eden Çimenli, şöyle konuştu:
"Amacımız yılda bir kez bile olsa iyiliği hatırlatmak. Bu yıl ilgi çok yoğun. Meydanda yaklaşık 3 bin kişi var. İyilik yapmak isteyenler kan, organ ve kök hücre bağışı standını ziyaret ederek neler yapabileceklerini öğreniyor. Biz belki küresel ısınmayı durduramayız ama komşumuzun hatırını sorup bir ihtiyacı için destek verebiliriz. Bu yıl engelliler için bir araya geldik. Gelecek yıl kadın, çevre, mülteciler ya da şiddet gibi alanlarda olumlu mesajlar verebiliriz. Şikayet etmek istemiyoruz. 'Ben yaparsam dünya değişir' diyoruz. Umuyoruz ki gelecek yıl daha da büyüyerek etkinliğimizi tam bir festival havasına dönüştüreceğiz."
GENÇLERDEN YOĞUN İLGİ
Gündoğdu Meydanı'nda bir araya gelip #iyiliktedeengeltanımam, #izmirdeiyilikvar etiketlerini kullanarak sosyal medyada paylaşım yapan üniversite öğrencileri, Kızılay'ın mobil kan bağışı birimine ilgi gösterdi. Dokuzuncu kez kan bağışı yaptığını söyleyen 26 yaşındaki Ömer Mert, bir iyilik yapmak için elinden geleni yerine getirdiğini söyledi. Üniversitede sosyal sorumluluk dersi aldıklarını anlatan Gizem Küçükkurt ise, düzenli kan bağışı yapamasa da sokakta gördüğü çocuklar için çok duyarlı olduğunu dile getirdi. Çocuklara süt ya da çikolata alarak ufak hediyelerle mutlu etmeye çalıştığını dile getiren Küçükkurt, Türk toplumunun bu konuda oldukça duyarlı olduğunu söyledi.
Her yaştan İzmirlinin güzel havayı fırsat bilerek destek verdiği buluşmada üniversite öğrencilerinden Gökçen Ceren Coşkun ve Elif Turan ise çocuklara çeşitli süs eşyaları ve oyuncaklar dağıttı.

2 Aralık 2017 Cumartesi

İzmir’in Güzelbahçe Belediye Başkanı CHP’li Mustafa İnce evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda bacağından yaralandı. Başkan İnce, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce eşi Nilüfer İnce ile birlikte ilçenin Yaka Mahallesi’nde bulunan evine girerken, kapı önünde silahlı saldırıya uğradı. 
İzmir’in Güzelbahçe Belediye Başkanı CHP’li Mustafa İnce ile ilgili görsel sonucu

Otomobille yanına yaklaşan kimliği belirsiz bir kişi, üç dört kez İnce çiftine doğru ateş açtı. Silahtan çıkan mermilerden biri Mustafa İnce’nin sol diz kapağının üzerine isabet etti. İnce yere yığılırken saldırgan otomobille olay yerinden uzaklaştı. 

Çevre sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Mustafa İnce ambulansla 9 Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alındı.
Aynı ambulansla hastane giden CHP Güzelbahçe İlçe Baykanı Kazım Çam, KHA muhabirine yaptığı açıklamada, "Saldırının siyasi olduğunu düşünmüyoruz. Biri kanunsuz bir iş yapmayı teklif etmiştir. Başkan da kabul etmeyince bu yola başvurmuştur diye düşünüyorum" dedi.
Görgün tanıklarının ifadesine başvurup çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alan polis ekipleri, saldırganın yakalanması için çalışma başlattı.

Fethullah Gülen'in yeğeni hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası istendi

İZMİR'de, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 'Karşıyaka eyalet yapılanması'na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu yargılanan ve aralarında örgüt elebaşı Fethullah Gülen'in yeğeni Mehmet Mezher Gülen'in de bulunduğu 3 kişinin dosyası, 'Karşıyaka eyalet yapılanması' davasından ayrıldı. Savcı dosyanın esasına ilişkin görüşünde, 3 sanık için 'örgüt yöneticiliği' suçundan 15'er yıldan 22 yıl 5'er aya kadar hapis cezası istedi.

Fethullah Gülenin yeğeni hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası istendi
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ/PDY'nin 'Karşıyaka eyalet yapılanması'na yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, 27 Mayıs 2016 tarihinde, İzmir'de polis tarafından operasyon düzenlendi. Örgütün 'okullar ve dershaneler Türkiye sorumlusu' olduğu iddia edilen ve aynı zamanda örgüt elebaşı Fethullah Gülen'in yeğeni olan Mehmet Mezher Gülen'in de aralarında bulunduğu 32 kişi, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 14'ü tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz, tutuklu 14 sanık hakkında hazırladığı iddianamede, yeğen Gülen hakkında, 'silahlı terör örgütü yöneticisi olmak' suçlamasıyla 22 yıl 6 aya kadar, diğer sanıklar hakkında da 'silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçlamasıyla 15'er yıla kadar hapis cezası istedi.
Dava, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Mahkeme, verdiği ara kararla Fetullah Gülen'in yeğeni Mehmet Mezher Gülen, Mehmet Daşönü ve Ersin Topuz'un dosyasını 'Karşıyaka eyalet yapılanması' davasından ayırarak, bu 3 kişinin ayrıca yargılanmasına karar verdi.

SAVCI, 'ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ'NDEN CEZALANDIRILMALARINI İSTEDİ
Dosya ayrıldıktan sonra İzmir 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklar Mehmet Mezher Gülen, Mehmet Daşönü, Ersin Topuz ve sanık avukatları hazır bulundu. Mahkeme başkanı, sanık Daşönü'nün İzmir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bulunan bir başka dosyasının da bu dosya ile birleştiğini, birleşen dosyada Daşönü'nün 'Foça imamı' olduğu ve örgütün şifreli haberleşme programı ‘ByLock’u kullandığının iddia edildiğini söyledi. Kanun hükmünde kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen eski imam Daşönü, kendisinin yıllardır Foça'da resmi din görevlisi olduğunu, yaptıkları bütün programların resmi makamlarca bilinen dini programlar olduğunu, FETÖ'nün de din ile uğraştığı için gittiği bütün dini görevlerin FETÖ ile bağdaştırıldığını söyledi. Örgüt ile bağlantısının olmadığını ileri süren sanık Daşönü, ‘ByLock’u kullanmadığını da iddia etti. Diğer sanık Ersin Topuz ise örgüt ile bağlantısının olmadığını, toplantılarına katılmadığını, ‘ByLock’u indirmediğini ve kullanmadığını öne sürdü. 
Fethullah Gülen'in yeğeni sanık Mehmet Mezher Gülen de örgüt yöneticisi olduğuna dair net bir kanıtın olmadığını, gizli bir tanığın verdiği ifade ile yargılandığını, dosya ayrıldıktan sonra beraat edeceğini düşündüğünü ve hakkındaki iddiaların somut olmadığını iddia etti. Savcı mütalaasında, sanıklar hakkında tanık beyanları, ‘ByLock’ yazışmaları, Bank Asya'ya talimattan sonra para yatırmaları ve toplanan deliller doğrultusunda 'terör örgütü yöneticiliği' suçundan 15 yıldan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istedi.
Mahkeme heyeti, verdiği kısa aranın ardından sanık ve sanık avukatlarının esas hakkında savunmalarını hazırlamaları ve diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.