-->

Çeviri

9 Mart 2015 Pazartesi

Büyükelçiye saldıran zanlının ilk suçu değil

Paris Büyükelçisi Akil'e yönelik "nar sulu" saldırıyı, 2011 yılındaki Paris Kitap Fuarı'nda Türk standına saldıran Ermeni asıllı zanlının düzenlediği belirlendi.

PARİS
Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil'e yönelik "nar sulu" saldırıyı, Ermeni Taşnak Partisi'nin Fransa’daki gençlik kolu Nor Seround'a üye Ermeni asıllı Tad O Gabhann'ın gerçekleştirdiği bildirildi.
Saldırı sonrası 48 saat gözaltında tutulan Gabhann'ın, 2011 yılında Paris Kitap Fuarı'ndaki Türk standına yapılan saldırıyı da gerçekleştirdiği öğrenildi. 
Gabhann'ın erişime eylemden bir süre sonra kapanan sosyal paylaşım sitesi Facebook sayfasında ise Türkiye’ye yönelik hakaret içeren ifadeler yer alıyordu. Gabhann'ın sayfasında, İttihat ve Terakki Partisi liderlerinden Talat ve Cemal Paşa’ların da aralarında bulunduğu pek çok kişinin Ermeni teröristlerce öldürüldüğü Nemesis adı verilen saldırılara saygı için düzenlenecek etkinliğe katılmayı planladığı da belirtiliyordu.
Tad O Gabhann, Paris Üniversitesi Descartes Hukuk Fakültesi'nde 2 Mart'ta düzenlenen "Türkiye ve Avrupa; Fransa ve Türkiye'de laiklik, sınamalar ve tehditler" başlıklı konferansta konuşan Büyükelçi Akil'e, nar suyu atarak saldırmıştı.
Muhabir: Onur Usta

8 Mart 2015 Pazar

Rus muhalif liderin öldürülmesi ile ilgili dava

Rusya'da muhalif lider ve eski Başbakan Yardımcısı Boris Nemtsov'un öldürülmesiyle ilgili davada mahkemeye çıkartılan 5 zanlının tutuklu yargılanması kararlaştırıldı.

MOSKOVA
Rusya'da muhalif lider ve eski Başbakan Yardımcısı Boris Nemtsov'un öldürülmesiyle ilgili davada mahkemeye çıkartılan 5 zanlının tutuklu yargılanması kararlaştırıldı. 
Moskova'da 27 Şubat gecesi Kremlin Sarayı'na çok yakın bir yerde, kimliği henüz belirlenemeyen kişiler tarafından kurşunlanarak öldürülen muhalif Nemtsov'la ilgili soruşturmada, zanlı olarak gözaltına alınan 5 kişi hakim karşısına çıkartıldı. 
Mahkeme, zanlıların 28 Nisan'a kadar tutuklu yargılanmasına karar verdi. Mahkeme heyeti kararı iki celsede aldı. İlk celsede, Zaur Gubayev ve Anzor Gubaşev, ikinci celsede ise Hamzat Bahayev, Tamerlan Esherkanov ve Şagit Gubaşev hakkında karar verildi. 
Öte yandan Rus basınında yer alan haberlerde, zanlılardan birinin cinayet suçunu kabul ettiğine yer verildi. 
Boris Nemtsov, 27 Şubat gecesi Moskova'da Kremlin Sarayı'na çok yakın bir yerde kimliği bilinmeyen kişiler tarafından kurşunlanarak öldürülmüştü. Nemtsov, son yıllarda Putin karşıtı gösterilere verdiği destek ve muhalif tutumuyla öne çıkıyordu. AA

7 Mart 2015 Cumartesi

'Kadına şiddeti reva gören düşünce cahiliye düşüncesidir'

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kadına şiddeti reva gören her türlü bakış açısının cahiliye düşüncesi olduğunu belirtti.

Sudan'ın başkenti Hartum'da  AA muhabirininin sorularını cevaplayan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, gündemde yer alan konuları değerlendirdi. 
Türkiye'de son günlerde kadınlara yönelik saldırı olaylarının artmasını ve bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çalışmalarını değerlendiren Görmez, "Dinimiz İslam'ın bize getirdiği öğretiler, onun rahmeti şefkati dikkate alındığında, kadını kadın olduğu için aşağılayan, kadına şiddeti reva gören her türlü düşünce cahiliye düşüncesidir. Kadına karşı şiddetin, İslam'la neşet etmediğini, her kim bunun islam ile neşet ettiğini iddia ediyorsa, bunun İslam'a yapılmış en büyük iftira olduğunun bilinmesini istiyorum" dedi. 
Kadına karşı şiddet konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son 8 senedir etkin çalışmalar yaptığını anlatan Görmez, kadına karşı şiddet, aile içi şiddet, kadına karşı ayrımcılık, töre cinayetleri ve çocuk evliliği gibi toplumsal sorunları, din hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ve bu anlamda din görevlilerinin eğitime tabi tutulduğunu söyledi. 
Görmez, söz konusu çalışmalar kapsamında, hutbe ve vaazlarda da kadına karşı şiddet konusunu işleyerek toplumu bilinçlendirdiklerini kaydetti. 
Ortadoğu ve Afrika'yla geciken ilişkiler
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son 10 yılda hemen hemen tüm Arap ülkeleriyle iletişim kurmasının yanı sıra Afrika ülkeriyle de işbirliğini arttırdığını belirten Görmez, Türkiye'nin iki yılda bir Afrika Dini Liderler Zirvesi gerçekleştirdiğine dikkati çekti. 
Görmez, diyanet işlerinin Ortadoğu ve Afrika ülkeleriyle işbirliği konusunda gecikmelerin olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
"Afrika'da dini hayatın iki önemli kaynağının Mısır ve Sudan olduğunu fark ettik. Sudan'ın buradan mezun edip gönderdiği din adamlarının, eğitimlerini sağlıklı zemin üzerinde verdiklerine şahit olduk. Sudan'daki eğitim ve dini kurumlar ile üniversitelerin, sadece Sudan için değil, Afrika'daki Müslüman kardeşlerimize uzanacak bir yol olarak gördüğümüzden dolayı çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tabii gecikmelerimiz var. Keşke bu ilişkileri 20-30 yıl önce daha üst seviyede kurabilseydik, belki bugün İslam dininin, Müslümanların geldiği noktada yaşanan üzücü hadiseler az olacaktı veya hiç olmayacaktı. İnşaallah çok önemli ilişkiler kurmaya devam edeceğiz." 
Avrupa en sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kapısını yine çalacak 
Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez, yurt dışına imam göndermenin eskiye dayandığına işaret ederek, "ABD'deki 11 Eylül saldırılarının hemen ardından Almanya dışındaki çok sayıda Avrupa ülkesi, Türkiye'ye yazı yazarak 'artık imam istemediğini' iletti. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu sorunu yabancı dil bilen, görev yapacağı ülkenin dilini konuşabilen üniversite mezunu imamlarla aşmaya çalıştık" diye konuştu.  
Daha sonra çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi imamlarını kendilerinin yetiştirmek istemesi üzerine Türkiye'nin tedbir olarak yurt dışında doğmuş Türklere ilahiyat eğitimi vererek imam yetiştirdiğini anlatan Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üzülerek belirteyim ki  'İslamifobia' dalgası ve bir takım propogandaların etkisinde kalarak, her ne zaman Avrupa'da birlikte yaşama ahlakı ve hukuku konusunda bir sorun yaşamaya başlasalar, bunun imamlardan kaynaklandığına dair bir kanaate sahip olmaya başladılar. Bu son derece yanlış bir düşünce. Göreceksiniz buna kendileri son verdiklerinde tekrar Diyanet İşleri Başkanlığının kapısını çalacaklar ve 'lütfen o eski sistemi yeniden kuralım siz büyük bir özveride bulunmuşsunuz ama biz bunun kıymetini bilmedik. Siz bu vatandaşlarımıza bu desteğinizi vermeye devam edin' diye talepte bulunacaklardır." 
Bazı Avrupa ülkelerinde bu konuda alınan kararların akl-ı selimle alınmış kararlar olmadığını belirten Görmez, "Bu, konuşulacak tartışılacak ve kısa sürede de bundan geri adım atılacaktır diye düşünüyorum" görüşünü dile getirdi.
Diyanet ve vakıf hizmetleri yeniden birleştirilmeli
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, diyanet ile vakıf hizmetlerinin tekrar birleştirilmesinden yana olduklarını ve bu durumu sıklıkla dillendirdiğini söyledi.
Görmez, vakıf hizmetlerinin büyük bir bölümünün zaten dini gayelerle meydana geldiğini vurgulayarak, diyanet ve vakıf hizmetlerinin birleşmesinin çok faydalı olacağını ifade etti. 
Türkiye'de diğer dinleri de içine alacak bir diyanet sisteminin kurulmasının zor göründüğünü anlatan Görmez, gayrımüslim azınlıkların hukukunun Lozan'da düzenlendiğini bu durumda onların tek bir kurumda toplanmasının zor olacağını, ayrıca bu azınlıkların bazılarının da diyanet çatısı altına girmek istemeyeceklerini kaydetti. 
Görmez, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye'de Lozan dışında kalan bütün dini azınlıkların kendilerini ifade edebilecekleri, dertlerini anlatabilecekleri ve çözüm bulabilecekleri bir çatı altında bir araya gelmeleri faydalı olabilir. Ancak bu Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bünyesinde olduğunda, gerek Alevilik ve diğer bazı yapılar, 'Bizi kendilerine dönüştürecekler' diye bir asimilasyondan söz etmeye başlıyorlar. Bazı farklı yanlış anlamalar devreye girebiliyor. Bu anlamda Türkiye'de bu farklı dini anlayışların kendi yapıları içerisinde yoluna devam etmelerinin daha faydalı olacağı düşüncesindeyim." 
İstanbul'da uluslararası ilahiyat üniversitesi 
İstanbul'da tüm İslam dünyasına hizmet verecek uluslararası bir ilahiyat üniversitesinin son 100 yılda yokluğunun İslam dinine ve dünyasına maliyetinin çok ağır olduğunu söyleyen Diyanet İşleri BaşkanıMehmet Görmez, artık Türkiye'nin İslam Dünyası'na bu imkanı sunmaktan başka çaresi olmadığını bildirdi. 
Orta Asya, Baltık, Balkanlar, Kafkasya, Rusya ve İslam dünyasından gençlerin gelerek din ilimleri tahsil edeceği, uluslararası dillerde eğitim veren uluslararası bir ilahiyat üniversitesinin İstanbul'da olmasından artık kaçılamayacağını anlatan Görmez, şunları söyledi:
"Geldiğimiz noktada İslam dünyasını saran şiddet sarmalını görüyoruz. Bu yanlış dini anlayışların bütün insanları etkisi altına almaya başladığı bir zaman diliminde, bu hizmeti veren müesseselerin, İslam ümmetinin çocuklarını yanlış yerlere sevk ettiğini gördüğümüz şu zaman diliminde artık biz uluslararası bir ilahiyat üniversitesinin kurulmasından kaçamayız. Bizim millet, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye olarak, İslam dünyasına bu imkanı sunmaktan başka çaremiz yok." 
Görmez, bu üniversitenin mutlaka kurulması gerektiğini kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Örnek vermek gerekirse, bizim Balkan halkları ile 5-6 asır birlikte yaşamışlığımız ve ortak medeniyetimiz var. Balkanlar'dan her yıl 500-600 öğrenci dini eğitim için Mısır,Yemen ve Sudan'a gidiyor. Bu öğrenciler, kendi ülkelerine döndüklerinde bu 5 asırlık, tarihi dini dokuyu yok sayarak çalışmaya başlıyorlar. Bu da aynı zamanda o milletlere karşı çok büyük bir yanlışlığın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Dolayısı ile biz, 100 yıl boyunca İslam toplumlarını bu eğitimden mahrum etmekten kaynaklanan büyük bir maliyeti yaşıyoruz. Bu nedenle İstanbul'da bir uluslarası ilahiyat üniversitesi kurulması zaruridir." AA

5 Mart 2015 Perşembe

Can Dündar'a takipsizlik

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dündar hakkında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma, takipsizlikle sonuçlandı.

İSTANBUL
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar hakkında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma, "basın özgürlüğü kapsamında gündemde olan olayı haberleştirmenin suç sayılamayacağı gerekçesiyle" takipsizlikle sonuçlandı.
Dündar'ın, İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturmasını yürüten dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ile yaptığı röportajda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "hakaret" içerdiği öne sürülen beyanları nedeniyle soruşturma başlatan ve Dündar'ın ifadesine başvuran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu soruşturmaya ilişkin takipsizlik kararı verdi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe'nin kararında, Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel'in 2 Şubat'ta sunduğu dilekçeyle, "Cumhuriyet gazetesinde Dündar'ın 25 ve 29 Ocak tarihleri arasında çeşitli başlıklarla hazırladığı yazı dizilerinde, suçlayıcı ağır ithamlarda bulunularak Erdoğan'ın kişilik haklarının ihlal edildiği ve örgüt lideri gibi gösterilmeye çalışıldığı" ifadeleriyle suç duyurusunda bulunduğu hatırlatıldı.
AİHM kararları örnek gösterildi
Dündar'ın savcılık ifadesinde, "röportajlarda herhangi bir yorum yapmadığı, hakaret, iftira kastının bulunmadığı ve gazetecinin bunları toplumla paylaşması gerektiği" savunmasını yaptığı belirtilen kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bazı kararlarına göre, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun asli temellerinden biri olduğunun kaydedildiği aktarıldı. 
İfade özgürlüğü ve halkın gerçekleri öğrenme hakkının demokratik toplumun olmazsa olmaz koşulu olduğu vurgulanan kararda, kişilerin tanınmışlık veya medyada yer alışlarına göre yer aldıkları olayların haber yapılmasının hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve kamu merakını aydınlatmanın basına yüklenen görev olduğu dile getirildi.
Kararda, şikayete konu olan röportajın doğrudan veya dolaylı olarak müştekiye yönelik aşağılama amacıyla haberleştirilmediği öne sürülerek, röportajın savcı Celal Kara'nın aktarımından ibaret olduğu, bu aktarımda ise küçültücü ve hakaret içeren bir sözün bulunmadığı ifade edildi.
Yargıtay kararlarından da örnekler verilen kararda, gündemde olan olaylarla ilgili yorum ve haber yapan kişilerin ne şekilde iftira kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi gerektiği de belirtilerek, bu kapsamda yapılan haberlerde değinilen hususların hukuka aykırı isnat olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve iftira suçunu oluşturmadığı kaydedildi.
"Kamu yararını ilgilendiren bilgileri açıklamak basının görevi"
İfade özgürlüğünün sadece iyi karşılanan veya rahatsız edici bulunmayan bilgi, fikirler için değil aynı zamanda saldırgan bulunan, sarsıcı etki oluşturan veya rahatsız edici türdeki bilgi ve fikirler için de geçerli olduğu anlatılan kararda, kamu yararını ilgilendiren bilgilerin açıklanmasını basının görevi olduğu dile getirildi.
Kararda basının toplumu ilgilendiren olaylarda haber verme hakkı bulunduğu ve çok önemli bir fonksiyonu yerine getirdiğine işaret edilerek, şikayete konu yazının sadece aktarımdan ibaret olduğu, gazetecinin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla gazetecilik görevini yaptığı, herhangi bir yorum yapmadan ve herhangi bir kişiyi hedef almadan sorular sorduğu ve cevapların da bir iddia olarak doğrudan yayınlandığının anlaşıldığı vurgulandı.
Röportajın eleştiri ve bilgi verme hakkı sınırları içerisinde kaldığı ve konunun okuyucuya aktarılması sırasında hukuka uygunluk çerçevesinin dışına çıkılmadığına dikkat çekilen kararda, şu ifadeler yer aldı:
"Güncel ve gündemde olan olay hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacını taşıyan haberlerin yapılmasında kamu yararının bulunduğu, söz konusu röportajın yapılmasında toplumsal ilgi bulunduğu gibi kamu yararının da bulunduğu, röportajda gazetecinin uzun zamandır gündemde olan güncel ve tüm kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmalar ve onun neticesinde çıkan olaylar kapsamında olduğu değerlendirildiğinde, gazetecinin bu olayların doğrudan ve dolaylı muhatabı olan bir cumhuriyet savcısının değerlendirmelerini ve görevi sırasında yaşadığı olayları haberleştirerek aktarmasının gazetecilik görevi olduğu ve basın özgürlüğü kapsamında bunun haberleştirilmesinin suç sayılamayacağı, gazetecinin gazetecilik görevinin engellenmesinin basına tanınan hakların engellenmesine yol açacağı, aksi takdirde kamunun gözü kulağı olan basının hiçbir şekilde ödevlerini yerine getiremeyeceği anlaşılacağı ve Basın Kanunu'na göre cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasının mümkün olduğunun anlaşılacağı için atılı suçun unsurları da oluşmadığından şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi."
Muhabir: Murat Kaya AA

4 Mart 2015 Çarşamba

Ali Asker Turan, Hatice Aras ile dünya evine girdi.

İzmir'de, çocuk felci geçirerek tekerlekli sandalyeye mahkum olan Basketbolcu Ali Asker Turan, yaşamını Hatice Aras ile birleştirdi.

İzmir'de Büyük Aşk Engel Tanımadı, İzmir'de, çocuk felci geçirerek tekerlekli sandalyeye mahkum olan milli basketbolcu Ali Asker Turan, yaşamını Hatice Aras ile birleştirdi. Çift, nikah sonrası basketbol salonuna giderek basketbol topu ile poz verdi.

İzmir'de Buca Belediyesi Engelliler Basketbol takımının gözdesi olan milli basketbolcu Ali Asker Turan, Hatice Aras ile dünya evine girdi. Turan, nikah masasından sonra soluğu basketbol salonunda alarak eşiyle bol bol fotoğraf çekildi. Eşinin engelli olmasını hiç önemsemediğini belirten Hatice Aras, "Onunla çok mutluyum" dedi. Çiftin nikah törenine basketbol takımından arkadaşları ve yakınları katıldı.
BASKET TOPUYLA MUTLULUK POZU
Türkiye'yi uluslararası engelli basketbol müsabakalarında başarıyla temsil eden milli basketbolcu Ali Asker Turan, bir arkadaş ortamında tanışarak gönlünü kaptırdığı Hatice Aras ile yaşamını birleştirdi. Kısa süren bir arkadaşlıktan sonra yaşamlarını birleştirmeye karar veren çift, Buca Nikah Salonu'ndan mutluluklarını ölümsüzleştirdiler. Nikah törenine milli basketbolcu Ali Asker Turan'ın takım arkadaşları ile çiftin yakınları katıldı

3 Mart 2015 Salı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar: "Bu Seçimin Dönüm Noktası Olduğuna İnanıyoruz"

Hotar: 'Bu Seçimin Dönüm Noktası Olduğuna İnanıyoruz'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, 7 Haziran'daki genel seçimde Türkiye'nin tarihinin, geleceğinin oylanacağını belirterek, "Bu istikrar, kardeşlik, birlik devam etmezse Allah korusun geriye doğru yuvarlanma çok daha hızlı olur" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, 7 Haziran'daki genel seçimdeTürkiye'nin tarihinin, geleceğinin oylanacağını belirterek, "Bu istikrar, kardeşlik, birlik devam etmezse Allah korusun geriye doğru yuvarlanma çok daha hızlı olur" dedi.AK Partiİzmir İl Yönetim Kurulu toplantısına katılan Hotar, hükümetin hem İzmir için hem deTürkiye genelinde yaptığı icraatları anlattı.AK Parti'nin iktidara geldiğinde küçük yaşlarda olanların şimdi oy vereceğini, bu kişilerin AK Parti iktidarı zamanında büyüdüğünü ve geçmişteki sıkıntıları bilmediğini ifade eden Hotar, partilerinin gençler için birçok politika ürettiğini, onlara büyük önem verdiğini dile getirdi.İzmir'e yaptıkları icraatların başında milli eğitimin geldiğini, daha sonra sağlık alanının geldiğini, birçok okul, hastane, derslik, baraj, yol, havalimanı, tünel yaptıklarını ifade eden Hotar, kente daha yapılacak çok şeyin olduğunu ancak 12 yıla bu kadar şeyin sığdırılmasının bile büyük başarı olduğunu kaydetti.AK Parti olarak Türkiye'de birçok ilkleri yaptıklarını, başkanı olduğu Sosyal İşler Başkanlığı olarak özellikle engelliler için ciddi çalışmalar yaptıklarını anlatan Hotar, görme engelliler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde kabartma portresi yaptıklarını ifade etti.-Görme engelliler için kabartma portreHotar, "Görme engelli birisi Cumhurbaşkanımızın sesini biliyor, hayatını biliyor ama yüzünü bilmiyor. Buna dokunan bir görme engelli Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yüzünü anlama şansına sahip oldu. Bunu çok önemsiyoruz. Sayın Başbakanımız için de bunu yapacağız" diye konuştu.-Genel seçim7 Haziran'daki genel seçimin en önemli seçim olduğunu vurgulayan Hotar, şöyle konuştu: "Bu seçim Türkiye'nin tarihinin, geleceğinin, kaderinin oylanacağı bir seçim. Çünkü bütün bu kazanımlarla belli bir noktaya kadar geldik. Bu istikrar, bu birlik, kardeşlik, bütünlük devam etmezse Allah korusun geriye doğru yuvarlanma çok daha hızlı olur. O noktayı korur ve daha ileriye götürürsek 12 yılda sahip olduğumuz kazanımlarımızı devam ettirme şansımız olur. Türkiye'yi de gelişmiş 10 ülke arasına sokma şansımız var. Bu çok ciddi bir fırsat. Ama bunun en temel noktası daTürkiye'deki bu istikrarın, ekonomik dengelerin, siyasi istikrarın, siyasetçiye güvenin, uluslararası platformda geldiğimiz yerin ve saygının çok önemli payı var. Onun için bu seçimlerde herkesin politik beklentilerinin, kaygılarının ötesinde Türkiye'nin geleceği için, çocuklarının geleceği için bu istikrarı devam ettirmelerini rica ediyorum. Hepimiz için, çocuklarımız torunlarımız için çok daha iyi bir Türkiye'yi bırakma sorumluluğu taşıyoruz. Bu seçimlerin bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz.Türkiye'nin etrafı ateş çemberi. Birçok ülke ekonomik krizle, bazıları siyasi krizle boğuşmakta. Bu dönem hepimizinsiyaset üstü düşünmesi gereken bir dönem. Burada Türkiye'nin kazanımlarını devam ettirmek için önümüzdeki seçimlerde de bu istikrarı korumamız lazım. Halkımızın bize gösterdiği teveccühü devam ettirmemek için bir sebep yok hatta artırmamız gerekiyor."İzmir'e uygun, kentin beklentilerine karşılık verecek olan adaylarla İzmirlilerin karşısına çıkacaklarını, bu konuda teşkilatlarda yaptıkları temayülün ilk göstergelerden biri olduğunu dile getiren Hotar, kamuoyu araştırmaları yapacaklarını, sivil toplum kurulaşlarının, kanaat önderlerinin, kentin tanınmış önde gelen kişilerinin görüşlerinin alınacağını kaydetti.Toplantıya AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican ile yönetim kurulu üyeleri katıldı. -AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hotar

2 Mart 2015 Pazartesi

İzmir'de Eğlence Mekanına Alınmayınca Pompalı Tüfekle Dehşet Saçtı

pompalı tüfekler çeşitleri ile ilgili görsel sonucuİZMİR'in Konak ilçesinde, alkollü olduğu gerekçesiyle eğlence mekanlarına alınmayan 23 yaşındaki O.U. evinden aldığı pompalı tüfekle dehşet saçtı.

Eğlence mekanına alınmayınca pompalı tüfekle dehşet saçtı
Olay anı kamerada
İZMİR'in Konak İlçesi'nde, iddiaya göre alkollü olduğu gerekçesiyle eğlence mekanlarına alınmayan 23 yaşındaki O.U. (Oğuzhan Ufak), evinden aldığı pompalı tüfekle dehşet saçtı. Çevreye rastgele ateş açıp mekan çalışanlarıyla müşterilerin de aralarında bulunduğu 10 kişiyi yaralayan O.U., polis tarafından yakalandı, ardından tutuklandı. Yaşanan korku dolu anlar, çevredeki işyerlerinin güvenlik kameraları tarafından görüntülendi.
Olay, Alsancak Semti'ndeki Gazi Kadınlar Sokağı'nda dün (pazar) saat 03.35 sıralarında meydana geldi. Çalışmadığı öğrenilen O.U. iddiaya göre arkadaşı H.E. (25) ile eğlence mekanlarının bulunduğu sokağa gitti. Bir mekana girip eğlenmek isteyen ve alkollü olduğu ileri sürülen O.U. ile arkadaşı H.E., daha sonra sokaktan ayrıldı. Mekana alınmayışına içerleyen O.U., Karşıyaka İlçesi'ndeki evinden aldığı pompalı tüfekle tekrar geri geldi. Hafta sonu olması nedeniyle oldukça kalabalık olan sokakta pompalı tüfeği çıkaran O.U., çevreye rastgele ateş etti. Çevredekiler büyük bir korkuyla kaçmaya çalışırken, O.U. üç el ateş ettikten sonra koşarak uzaklaştı. Tüfekten çıkan saçmalarla eğlence mekanı çalışanları Önder Evyapan, Muhammed Emin Yaşar, Sezer Bal, Mehmet Kaçak ve müşteri olarak bulunanlardan Selinay Özırmak, Merve Tufan, Oğuzhan Bulut, Serkan Gütmen, Şahan Gürşen ile Oğuz Bolu yaralandı. Olay yerine çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Sağlık görevlileri yaralıları ambulanslarla hastanelere kaldırdı. Tedavileri tamamlanan yaralılar daha sonra taburcu edildi.
KORKU DOLU ANLAR KAMERADA
Alsancak'ın en işlek yerlerinden olan Gazi Kadınlar Sokağı'nda yaşanan korku dolu anlar, çevredeki güvenlik kameralarına da yansıdı. Eğlenceleri adeta kabusa dönenlerin koşuşturması görüntülerde yer aldı. Olayla ilgili çalışma başlatan İzmir Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kısa sürede zanlının kimliğini belirledi. Zanlının peşine düşen polis, O.U.'yu olayda kullandığı pompalı tüfekle yakaladı. Emniyetteki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen zanlı O.U. tutuklandı.