-->

Çeviri

12 Temmuz 2016 Salı

Öldürdükleri kadını bazanın içine koyup evi yaktılar

Öldürdükleri kadını bazanın içine koyup evi yaktılar

İzmir'in Buca ilçesinde, evde çıkan yangının söndürülmesinden sonra bir kadına ait ceset bulundu. Adının Funda Özdemir olduğu belirtilen kadının, bıçaklanıp öldürüldükten sonra bazanın içine saklandığı, üzerine yatak konulduktan sonra da ateşe verildiği belirlendi. Polis, genç kadını nişanlısı olarak tanıtan ve evi kiralayan kişi ile arkadaşını aramaya başladı.

Gece saat 03.30 sıralarında Kuruçeşme Mahallesi, 205/27 Sokak'taki apartmanın zemin katından dumanlar çıkmaya başladı. Alevlerin etkisiyle camların patlaması üzerine uyanan vatandaşların haüber vermesiyle polis ve itfaiye ekipleri adrese gitti. Yangının kontrol altına alınıp soğutma çalışmalarının tamamlanmasından sonra evdeki incelemede, baza içerisinde bir kadın cesedi bulundu.
Nöbetçi savcının incelemesinden sonra Adli Tıp Kurumu'na gönderilen cesedin, 25 yaşındaki Funda Özdemir'e ait olduğu saptandı. Evin, yaklaşık iki ay önce Funda Özdemir'i nişanlısı olarak tanıtan bir erkek tarafından kiralandığı ortaya çıktı. Evi kiraya veren kişinin ise, yakında bir sokak üzerinde oto yıkama işleri yaptığı saptandı.
POLİS 'DİYARBAKIRLI EMRAH'I ARIYOR
Polis, olaydan sonra ortadan kaybolan, 'Diyarbakırlı Emrah' olarak tanınan Funda Özdemir'in nişanlısı ile arkadaşını aramaya başladı. Ev sahibi ise, internet ilanından evi bulan kişinin ikinci kiralarını ödemediğini, kaybettikleri kontratı yeniden yapmak ve kirayı almak için de olay günü akşam saatlerinde telefon görüşmesi yaptıklarını anlattı.
Bu arada Diyarbakırlı Emrah'ın kullandığı cep telefonu numarasının da yine Funda Özdemir adına kayıtlı olduğu anlaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir saatlik İzmir ziyareti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir saatlik İzmir ziyareti

 CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, akşam saatlerinde geldiği İzmir’in Urlaİlçesi’nde bir süre incelemede bulunduktan sonra kenten ayrıldı.

Polonya’daki NATO liderler zirvesinin tamamlanmasından sonra Türkiye’ye dönenCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 19.30 sıralarında İzmir’e geldi. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aprondan makam aracıyla İzmir’in Urla İlçesi’ndeki Zeytineli Koyu’na geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaklaşık 1 saat sonra tekrar İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan havayoluyla kentten ayrıldı.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Tartıştığı kız kardeşini öldürdü

Tartıştığı kız kardeşini öldürdü

İZMİR’in Bayraklı İlçesi’nde, 30 yaşındaki Günay Talay ailevi sorunlar nedeniyle tartıştığı kardeşi 18 yaşındaki Aysel Okumuş’ı göğsünden bıçakla yaraladı. Hastaneye kaldırılan Okumuş hayatı kaybederken, abla Talay gözaltına alındı

Olay, dün saat 19.00 sıralarında meydana geldi. Ev hanımı evli ve 2 çocuk annesi Günay Talay, konfeksiyon atölyesinde çalışan kardeşi Aysel Okumuş’la evde sohbetettikleri sırada iddiaya göre ailevi sorunlar nedeniyle tartışmaya başladı.
Tartışmanın büyümesi üzerine Talay eline geçirdiği bıçakla kardeşi Okumuş’u göğsünden yaraladı. Gürültü üzerine odaya gelen yakınları durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı müdahalenin ardından Okumuş ambulansla Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan Okumuş yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Okumuş’un ölüm haberini alan yakınları ise büyük üzüntü yaşadı. 
Nişanlı olan ve evlilik hazırlığı yaptığı öğrenilen Aysel Okumuş’un cansız bedeni savcının incelemesinden sonra otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu’na gönderildi. Olaydan sonra Günay Talay olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

10 Temmuz 2016 Pazar

Atalay Filiz Türkiye'nin 35’inci seri katiliplakası 35 olan izmir de ele geçirilmişti

Atalay Filiz Türkiye'nin 35’inci seri katili

Hrisantos’la başlayan ve 35 erkekten oluşan listenin maktuller bölümünde ise 238 kişi yer alıyor

Türkiye onu ilk olarak Furkan B. ismiyle duydu. İstanbul Tuzla’da aynı apartmanda yaşadığı öğretmen Fatma Kayıkçı’yı öldürdükten sonra ortadan kaybolan gencin gerçek adının Atalay Filiz olduğu ve 2013’te Ankara’da da 2 cinayet işledikten sonra kaçtığı günler sonra ortaya çıktı.
3 cinayeti itiraf etti, 17 Aralık 2011’de Fransa’da kaybolan Rus sevgilisi Olga Seregina’yı da öldürdüğü iddia edildi ancak, bu iddiayı yalanladı. İzmir Menderes’te yakalanana kadar Türkiye’nin günlerce konuştuğu Atalay Filiz, resmi kayıtlara da ‘seri katil’ olarak geçti.
Filiz, emniyet teşkilatının kurulduğu 10 Nisan 1845 yılından itibaren tutulan kayıtlara Türkiye’nin 35’inci seri katili olarak girdi.
238 KİŞİYİ ÖLDÜRDÜLER
Türkiye’nin seri katilleri listesinde ilginç ayrıntılar da göze çarpıyor. Atalay Filiz’le birlikte 35 ismin yer aldığı 171 yıllık kayıtlarda, seri katil kurbanlarının sayısı ise 238.
Kaillerin hepsinin erkek olduğu listede sadece çocukları, yaşlıları, yabancı uyrukluları ve travestileri hedef alan seri katiller bulunuyor.
2’Sİ HİÇ BULUNAMADI
Listedeki ilginç ayrıntılardan biri de 33 seri katilin kimliğinin tespit edilip yakalanmış olması. 2 seri katilin ise ne ismine ne de izine rastlandı.
Bunlardan ilki 1976 yılında Kasımpaşa’da 2 ayda 4 kişiyi aynı yöntemle öldüren seri katildi. Demir çubukla kafalarına vurularak öldürülen 4 kurbanın katili tespit edilemedi.
O dönem İstanbul’da korku salan katile “Kasımpaşa Canavarı” denildi. İkinci olay ise; İstanbul’da 8 Ocak 2000’de başlayan “kesik bacaklar” olayıydı.
18 ayda 6’sı kadına ait olan düzgün şekilde kesilmiş toplam 8 bacak bulundu. Sadece bir bacağın, kayıp hukuk fakültesi öğrencisi Yasemin Durgun’a ait olduğu belirlendi. Ancak tüm çalışmalara rağmen ne diğer kurbanların kimlikleri ne de seri katille ilgili hiçbir ipucu bulunabildi.
Atalay Filiz Türkiye'nin 35’inci seri katili
POLİS KAYITLARINDAKİ İLK SERİ KATİL: HRİSANTOS
Kayıtlara göre Türkiye’nin ilk seri katili Hrisantos. 1895 yılında İstanbul’da doğan Hrisantos, ilk cinayetini 1918’de işledi. 23 yaşında başlayan cinayet serisinde, 2 yılda 13’ü polis toplam 40 kişiyi öldürdü. Yakalanmamak için kılıktan kılığa giren Hrisantos, 7 Eylül 1920’de çıkan çatışmada öldürüldü.
Bu azılı katili öldüren kişi ise, ünlü sinema sanatçısı Selda Alkor’un babası komiser yardımcısı Muharrem Alkor’du. Alkor’la birlikte çatışmada yer alan polis memurları Cafer Tayyar Efendi ve Ethem Bey, teşkilat tarafından ödüllendirildi. İstanbul Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü’nün kayıtlarında, öldürülen Hrisantos’un fotoğrafları, kullandığı silah ve kendisini yakalayan görevlilerin fotoğrafları da yer aldı.
Atalay Filiz Türkiye'nin 35’inci seri katili
Cumhuriyet döneminin ilk seri katili ise “Antep Canavarı” lakaplı Abdullah Palaz’dı. 1922 yılında Gaziantep’de doğan Palaz, 1938’de henüz 16 yaşındayken 7 kişiyi öldürerek cinayetlerine başladı.
Yakalanan katil 18 yaşında verdiği ifadesine göre 43 kişiyi öldürmüştü. Can güvenliğinden dolayı 38 farklı cezaevinde kaldı. Yargılamalarda 19 cinayet işlediği ispatlandı. 24 cinayet ise kanıtlanamadı.
48 yıl cezaevinde kalan Antep Canavarı,1991’de yaşı ve hastalıklarından dolayı özel afla cezaevinden çıktı. Özgür kaldıktan 48 gün sonra ise hayatını kaybetti. Araştırmada ilk 7 cinayetini kan davası yüzünden işlediği belirlendi. O dönem polise verdiği ifade de “Kötü insanları öldürmek için görevlendirilmişim” dedi.

8 Temmuz 2016 Cuma

En büyük spor ve kültür kompleksini yapmak için harekete geçti.

Buca’ya dev merkez yolda

Buca Belediyesi, ilçenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yaylacık Mahallesi’neİzmir’in en büyük spor ve kültür kompleksini yapmak için harekete geçti.

Önümüzdeki aylarda temeli atılacak olan ve 13 bin metrekarelik alanda projelendirilen Buca Kültür ve Spor Kompleksi; 200 ve 400 kişilik hale de dönüştürülebilen 800 kişilik konferans ve tiyatro salonu, olimpik yüzme havuzu veoyun alanları ile kentin kültür ve spor merkezi ihtiyacını giderecek. Güneş panelleri kurularak kendi enerjisini üretmesi sağlanacak olan kompleks, enerji tasarrufu sağlayan yeşil bina özelliği de taşıyacak.
Buca’ya dev merkez yolda


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de destek vereceği proje, Bucalıların kültürden spora tüm ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayabilecek kapasitede düzenlenecek. Projede kent belleğini oluşturmak için de Kent Müzesi yer alacak. Kompleksin en üst katında kurulacak olan Kent Müzesi, Buca’nın binlerce yıl öteden bugüne uzanan tarihi serüvenini gelecek kuşaklara aktarma ve turizmin kentteki gelişimine katkı açısından önemli bir adım olacak. 

Buca Kültür ve Spor Kompleksi ve Kent Müzesi, diğer kamu binalarının aksine halkla arasındaki duvarları da ortadan kaldıracak. Çevresinde herhangi bir duvar ya da tel örgü bulunmayacak olan kompleks halkın kolaylıkla ulaşabileceği bir özelliğe de sahip olacak. 

Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, Buca Kültür-Spor Kompleksi ve Kent Müzesi’nin tamamlanması ile Buca’nın İzmir’in cazibe merkezi olma hedefine büyük bir adım daha atılmış olacağını söyledi.

Okuma-yazma öğrenip liseli oldu

5 Temmuz 2016 Salı

Zakir Kaya :sizlere güzel ünlü şiirler .


ÖZDEMİR ASAF





AKIL GÖZÜ 

seni bulmakdan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep hep yeniden başlamak isterim


ÖZDEMİR ASAF





BEKLE DEDİ 

Bekle dedi gitti
Ben beklemedim, o da gelmedi...
Ölüm gibi bir şey oldu
Ama kimse ölmedi...


ÖZDEMİR ASAF





AN 

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.


ÖZDEMİR ASAF            






BEN DEĞİLDİM 

Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O gecen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya..
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..

ÖZDEMİR ASAF




BİRİ 

Ona seni anlattı,sana onu anlattı..
Başı ona anlattı,sana sonu anlattı..
Yarım yarım yaşayan darmadağın evlere
Birin ne kadar bütün olduğunu anlattı.

ÖZDEMİR ASAF



BİR ŞEYİN ADI 

Önce, büyük büyük düşündüm;
Sonra büyük büyük yaşadım.
Ne varsa, onlar aldı.
Şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.

ÖZDEMİR ASAF




BİR GECE

gecede bir uyku,
uykunun içinde ben...
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen

uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delicesine...
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice......
el pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden tek hece.

seni yitiriyorum,
çok karanlık bir anda...
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda,
güzelce....

ÖZDEMİR ASAF




BİR BİR 

Seni bende, beni sende arıyorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarım'larımızı bütün sanıyorlar

ÖZDEMİR ASAF



BİLSEYDİ EĞER 

Bir şiir bir geceye değer,
Bir şiir bir uykuya değer,
Bir şiir bir uyanmaya değer,
Bir şiir bir sigaraya değer,
Bir şiir bir rakıya değer,
Bir şiir bir şarkıya değer,
Bir şiir bir türküye değer,
Bir şiir bir ağrıya değer,
Diye-diye..
Meğer.

ÖZDEMİR ASAF



BENDEN SONRA MUTLULUK

Bunca yıl yaşadım
Elime ne geçtiyse yitirdim
Biraz daha yasayacağım
Yanlız bir şey biriktirdim

Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce
Belki aç kalacağım

Suçlanacağım ölünce
Biraz yazdım, artık hep yazacağım

Hüzünden bas alamadım
Görünce.
 
ÖZDEMİR ASAF
  
SENİ SAKLAYACAĞIM
Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım...
Anlayacaksın.


ÖZDEMİR ASAF

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN





BEN EYLÜL SEN HAZİRAN
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara.

Ümit Yaşar Oğuzcan




AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....
Ümit Yaşar Oğuzcan



BEN SENİN EN ÇOK

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan

CEMAL SÜREYA




YAZMAM DAHA AŞK ŞİİRİ

Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu

Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu

En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan.

CEMAL SÜREYA




ÜSTÜ KALSIN

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...

Üstü kalsın...

CEMAL SÜREYA

NECİP FAZIL KISAKÜREK



AŞK

Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...

Necip Fazıl Kısakürek
 




DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!


Necip Fazıl Kısakürek



KALDIRIMLAR 

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..


Necip Fazıl Kısakürek



 
 

  
Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin  

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet Ran




Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

Nazım Hikmet Ran





BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM 

senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

Nazım Hikmet Ran


SENİ DÜŞÜNÜRÜM

Seni düşünürüm
Anamın kokusu gelir burnuma
Dünya güzeli anamın

Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü

Sebebi ne
Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
Sen böyle uzakken senin sesini duyup
Yerimden fırlamamın sebebi ne?

Diz çöküp bakarım ellerine
Ellerine dokunmak isterim
Dokunamam
Arkasından camın
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
Alaca karanlığımda oynadığım dramın


Nazım Hikmet Ran

CAHİT SITKI TARANCI





OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ 

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu, 
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında. 

CAHİT SITKI TARANCI


Anlamak



Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum.



CAHİT SITKI TARANCI





DESEM Kİ
 
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
 
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem  ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.


CAHİT SITKI TARANCI




KARA SEVDA

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür dönedolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir


CAHİT SITKI TARANCI