-->

Çeviri

31 Mayıs 2017 Çarşamba

9. Eylül Üniversitesi'ne FETÖ operasyonu: 27 gözaltı


Dokuz Eylül Üniversitesi'ne FETÖ operasyonu: 27 gözaltıDokuz Eylül Üniversitesine FETÖ operasyonu: 27 gözaltı

9. Eylül Üniversitesi'nde görev yaptıkları sırada FETÖ/PDY bağlantılarından dolayı açığa alınıp ihraç edilen akademisyenlere yönelik operasyonda 27 kişi gözaltına alındı.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturmasında, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde görev yaptıkları sırada örgüt bağlantılarından dolayı açığa alınıp ihraç edilen akademisyenlere yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında 9 profesör, üç doçent ve 3 doçent yardımcısının da olduğu 27 kişi gözaltına alındı. Zanlıların, örgütünün şifreli haberleşme sistemi ByLock'u kullandıkları, Bank Asya'da hesaplarının olduğu ve örgütle irtibatlı derneklerde görev aldıklardı öğrenildi.

30 Mayıs 2017 Salı

Teravih namazı nasıl kılınır? Teravih namazı kaç rekattır?

Teravih namazı, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte milyonlarca vatandaş tarafından merak edilen konular arasında yer almaya başladı. Ramazan ayında kılınan teravih namazı, oruçların açıldıktan sonra insanların camiye gitmesiyle özdeşleşmiştir. Birçok vatandaşta teravih namazının nasıl kılındığını ve teravih namazının kaç rekat olduğunu merak etmekte. Peki, Teravih namazı nasıl kılınır? Teravih namazı kaç rekattır?Teravih namazı nasıl kılınır Teravih namazı kaç rekattır

eravih namazı, bu yıl da Ramazan ayı boyunca Müslümanların camiye yönelmesine olanak sağlayacak. Her yıl Ramazan ayında kılınan bir namaz türü olan Teravih, kaç rekat ve nasıl kılınır soruları ile bu yıl da sorgulanan konular arasında yer alıyor. Peki, Teravih namazı nasıl kılınır ve kaç rekattır? İşte detaylar.
TERAVİH NAMAZI KAÇ REKATTIR?

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kıldırmış olduğu Teravih namazlarının kaç rekat olduğu konusunda bir rivayet bulunmamaktadır. Bu konuda Hz. Ömer’in Teravihi cemaatle kılınmasını başlatmasıyla ilgili haberlerden ve Hz. Aişe’nin, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Ramazan ayındaki gece namazlarıyla ilgili hadisinden hareketle bir sonuca ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bu konudaki haberler şöyle değerlendirilebilir:
Rasulullah’ın (s.a.s.) Ramazandaki gece namazları sorulduğunda, Hz. Aişe, “Rasulullah, Ramazan ve Ramazan dışındaki gecelerde on bir rekattan fazla (nafile namaz) kılmamıştır.” (Buhari, Teheccüd, 16) karşılığını vermiştir. Başka bir rivayette bu sayı on üç olarak zikredilmektedir (Müslim, Salatü’l-Müsafirin, 17). Öncelikle bu hadisin Teravih namazı hakkında olduğu konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Diğer taraftan Hz. Aişe’nin, Allah’ın elçisinin Ramazan ayında ve Ramazan dışındaki gecelerde on bir veya on üç rekat namaz kıldığını belirtmesi, onun devamlı olarak kıldığı bir gece namazının bulunduğunu göstermektedir. Zaten Kur’an-ı Kerim’de de, “Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Umulur ki Rabbin, seni övgüye değer bir makama gönderir.” (İsra, 17/79) buyurulmaktadır.
Bundan da anlaşılmaktadır ki, bu soru, Ramazan ayında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in diğer ibadetlerinde olduğu gibi, gece namazlarında da bir artış olup olmadığını öğrenmek amacıyla sorulmuştur; teravih namazı ile ilişkisi yoktur. Hz. Aişe’den rivayet edilen, “Rasulullah (s.a.s.) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayret gösterirdi. Son on günde, geceyi ihya eder, ailesini de uyandırırdı.” (Buhari, Fazlu Leyleti’l-Kadr, 5; Müslim, İtikaf, 8) hadisi bu görüşü desteklemektedir. Diğer yandan, bu hadisin teravihin meşru kılınmasından önce mi, yoksa sonra mı olduğu da belli değildir.
Hz. Ömer zamanındaki cemaatle kılınan Teravih namazlarının rekatları konusunda iki rivayet vardır; yirmi rekat, on bir rekat (İbn Ebi Şeybe, Musannef, II, 391, 393). Hz. Ömer’in dönemiyle ilgili farklı rivayetler; Nevevi ve Ayni tarafından, on bir rekatla ilgili rivayetin Hz. Ömer’in halifeliğinin ilk döneminde kılınan Teravih namazlarıyla ilgili olduğu, sonra Teravihin yirmi rekat olarak yerleştiği ve günümüze kadar da böyle devam ettiği şeklinde açıklanmıştır (İbnü’l-Hümam, Fethu’l-Kadir, I, 334; Ayni, Umdetü’l-Kari, V, 357; Şevkani, Neylü’l-evtar, III, 61).
Teravih namazı, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinden başlayarak günümüze kadar cemaatle yirmi rekat olarak kılınmıştır. Sahabeden kimse buna itiraz etmemiş ve alimler tarafından da bu şekilde kabul edilmiştir. Günümüzde de, başta ülkemiz olmak üzere pek çok İslam ülkesinde Teravih namazı cemaatle 20 rekat olarak kılınmaktadır.
Bununla birlikte şunu da ifade etmek gerekir ki, Teravih namazı nafile bir ibadet olduğundan, farz gibi telakki edilmesi de doğru değildir. Bu nedenle, yorgunluk, meşguliyet ve benzeri sebeplerle, Teravih namazının evde 8, 10, 12, 14, 16 veya 18 rekat kılınması halinde de sünnet yerine getirilmiş olur. Ancak cemaate iştirak etmeye çalışmak daha iyidir.
TERAVİH NAMAZI NASIL KILINIR?
Diğer nafile namazlardan teravih namazının kılınışın bir farkı yoktur. Yani iki rekât bir namaz nasıl kılınıyorsa, mesela sabah namazının sünneti diyelim teravih namazının iki rekâtı o şekilde kılınır. Ondan sonraki bütün rekâtlar da bir birinin benzeridir. Sabah namazının iki rekat sünnetini veya farzını ölçü alabiliriz. Teravih namazı yatsı ile vitir arasında kılınmalıdır.
Teravih namazı kılınışı: (Dört Rekatta Bir Selam Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı)
- Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.
- Namaz kıldıracak imam: "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum" diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.
- İmam'ın arkasında kılan cemaat da "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama" diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra "Allahü Ekber" diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.
- Bundan sonra imam ve cemaat gizlice "Sübhâneke"yi okur. Sübhaneke'nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan Fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rekata kalkılır.
- Burada imam gizlice Besmele'yi, açıktan fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rekatın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik" okur ve üçüncü rekata kalkarlar.
- Üçüncü rekatın başında hem imam, hem de cemaat gizilce Sübhaneke'yi okur. Sonra imam gizlice Eûzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rekata kalkarlar.
- İmam gizlice Besmele'yi, açıktan da fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.
- Bu son oturuşta da imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina ve Rabbena firli" okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rekatı kılınmış olur.
- Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rekat kılınmaya devam edilerek yirmi rekat tamamlanır.
- Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Sağanak yağmur hazırlıksız yakaladı

İZMİR'de akşam saatlerinde başlayan gök gürültü saganak yağmura hazırlıksız yakalananlar kapalı yerilere kaçıştı, çantalarıyla yağmurdan korunmaya çalıştıSağanak yağmur hazırlıksız yakaladı

Akşam saatlerinde başlayan yağmur, etkisini arttırarak devam etti. Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde gezenler yağmura hazırlıksız yakalandı. Sıcak hava nedeniyle yazlık kıyafetlerle dışarıya çıkanlar, kapalı yerlere koşuşturdu, dükkanlardan şemsiye aldı. Şemsiye bulamayanlar ise şal ya da çantalarıyla yağmurdan korunmaya çalıştı. Bir kadın tekerlekli sandalyedeki diğer bir kadınla şemsiyesini paylaşırken, birçoğunun birbirine sarılarak şemsiyenin altına sığınmaya çalıştığı dikkat çekti.
Meteoroloji 2. Bölge Müdürlüğü yetkilileri, İzmir'in tamamını etkileyecek olan yağışlı havanın çarşamba gününden itibaren etkisini yitireceği ve yerini parçalı bulutlu havaya bırakmasının beklendiği açıklandı.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Ayten Tarım :YÂR HASRETİ


Mutluluk tarlasında ki
Gelincikler arasında
Başınıza hiç !
Kara bulutlar göktü mü !
Gençliğinizin baharında,
Yüreğinize saplanan,
Hancerin derin izlerinde,
Aşkın kor ateşinde,
Dağlandınız mı hiç !Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, açık hava ve doğa
Dağ gibi, bir sevda
Çöreklendi yüreğime
Toprağım, bayrağım
Bacadan çıkan duman gibi
Sevda kokusu burnumda
Ufkun en ücra köşelerinden
Bir özlemdir, durmadan içimi akıp
Yâr hasreti çektiren...
Ayten Tarım
25-05-2017

23 Mayıs 2017 Salı

Erdoğan'dan takımlara ilginç uyarı: Spor salonlarına 'arena' demek şık değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 8. Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nda konuştu. Erdoğan konuşmasında "Bir özentidir gidiyor. Kendi dilimizin zenginlikleri varken bu özentilerle adeta, biraz ağır olacak ama hayvanların yarıştırıldığı malum Avrupa'daki arenaları kalkıp spor salonlarında isim olarak kullanmak pek de kibar değil, şık değil" dedi.CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Türk Dili Kurultayı’ndaki konuşmasında, "Bir özentidir, gidiyor. Kendi dilimizin zenginlikleri varken, bu özentilerle adeta biraz ağır olacak ama hayvanların yarıştırıldığı malum Avrupa’daki arenaları kalkıp, spor salonlarında isim olarak kullanmak pek de kibar değil, şık değil. Bunlar konuşulmadığı sürece genç nesiller, bunun bedelini farklı şekilde ödüyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8’inci Uluslararası Türk Dili Kurultayı’na katıldı. Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen kurultayda hitap eden Erdoğan, Türkçe’ye daha sıkı sahip çıkma mecburiyetinde olunan bir dönemden geçildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir özentidir, gidiyor. Kendi dilimizin zenginlikleri varken, bu özentilerle adeta biraz ağır olacak ama hayvanların yarıştırıldığı malum Avrupa’daki arenaları kalkıp, spor salonlarında isim olarak kullanmak pek de kibar değil, şık değil. Bunları konuşamadığımız için bedel ödüyoruz. Bunları konuşacağız. Bunlar konuşulmadığı sürece genç nesiller, bunun bedelini farklı şekilde ödüyor. Teknolojinin tüm dünyayla birlikte bizi de belirli sınırlara ve dillere mahkum etme tehdidi karşısında, Türkçe’ye daha sıkı sahip çıkma mecburiyetinde olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Tüm bu gelişmeleri bir arada değerlendirdiğimizde Türk dili konusunda yürütülen çalışmaların öneminin giderek, arttığını görüyoruz" diye konuştu.
"BELEDİYELERE ’BU TABELALARI SÖKÜN’ DİYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Eskiden kıraathane vardı. Şimdi bakıyorsunuz buraların isimler kulüp olmuş, kafeterya olmuş. Ne güzel kıraathanemiz var. Burada kitap, gazete oku. Kahveni, çayını iç. Burada sohbetle beraber zenginleş; ama bunlar yerini bu kafeteryalara, kulüplere terfi etti. O da bizim dilimiz değil; ’club’. Bu, benim değil ki benim olanı niye kullanmıyoruz? Bunları kullanalım. Bunları belediyelerimize yaygınlaştırıyoruz. Diyoruz ki ’Bunları engelleyin, bu tabelaları sökün’. Bu senin doğal hakkın. Neye müsaade edersen onu asmak zorunda; ama yaptıramıyorsunuz. Herkes bir yerlere şirin görünmenin gayreti içinde. Kurultayımızın inanıyorum ki bir sonuç bildirgesi olacaktır. Bu sonuç bildirgesinin içinde bunların yer almasında büyük fayda var"
"BÖYLE BİR SUİKASTA MARUZ KALMIŞ MİLLETİZ"
Kültürlere ve medeniyetlere yönelik saldırıların önce dilden başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Dil, kültürün ve medeniyetin köşe taşıdır; desek yeridir. Dilini kaybeden bir toplumun diğer değerlerini koruması çok zordur. Hatta mümkün değildir. Bunun için kültürlere ve medeniyetlere saldırılar önce dilden başlıyor. Dilini aldığı anda o milleti çökertiyor. Goethe, ’Bir millete, o milletin diliyle oynamaktan büyük suikast olamaz’ diyor. Biz işte böyle bir suikasta maruz kalmış bir milletiz. Bu saldırı, dilimizle birlikte şahsiyetimizi ve milli karakterimizi de hedef almıştır. Yaşayan bir varlık olan dil, her canlı gibi emek ister. Beslenmek, korunmak ve geliştirilmek ister. Dilimizin tek ihtiyacı, onun kıymetini bilecek insanlar ve kurumlardır. Türkçe’nin konuşma, edebiyat ve bilim olarak yetersizliğinden, fakirliğinden söz eden kimse; art niyetli değilse Türkçe’nin zenginliklerinden bihaber demektir.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Dinçer Çankaya :Ararata Mektup


Ey yüce Ararat Nuhun evi
Medeniyetler beşiği
Sanadır feryadım, sanadır dertlerim
Dinle, aşklar meclisinin kutsal kubbesi
Dinle evladını ve gör serserice dönen
dünyayı...
Dağların prensi, sen başını eğip bulutlara
gizlenirken sessiz bir gizemle
Analar ağlardı günlerce.
Çocuklar babasız,insanlar aç ve sussuz
Ama sen görmüyordun bunları
Hüzünlüydün kendince....
Oysa ki sen bizlerden kopmaya çalışırken
Küçücük kızlar çoktan satılmıştı
Yetmişlik dedelere, cinsi sapıklara
Namussuz alçaklarca, namus adı altında....
Yeter artık yüce dağ
Barış tanrısı,adelet eşiği
kalk ve gör, acı bizlere, huzur getir herkese
Mutluluklar diyarı olsun gündüz gece
Çok üzdük seni anlayamadık
büyüklüğünü..
Köpek,eşek,ot için adam vurduk ve
Feodalizme kurban gittik
Sattık insanlığımızı..
Unuttuk herşeyimizi çıldırdık
çıldırdık.....
Can Ararat kalk haydi
göster kendini
Dur de bu bahtsız gidişe
Sahip çık evlatlarına
Kükre zalime ve mazluma kuçak aç
Biliyormusun, sen bize küseli para denilen illet
çıktı başa..
her yer doldu maşa
dost satıldı,Ana Baba terk edildi
ihanet baş gösterdi ve insanlık insanlığını unuttu..
Ama sen göremedin çünkü hala saklanıyordun
karabulutlar diyarında..
Hatırlarmısın Nuhun evi, O güzel günleri
Hani ben doğduğumda şarkılar tutturmuştun
bana..
Bir sevda bin umut göstermiştin evladına..
Yem yeşil ağaçlar ve şarkılarda dans eden bülbüller
Aşk sarhoşu olmuş kelebekler
el ele kol kola girmiş bütün insanlar
Kardeşçe,dostça,canca
Sen mutlu huzurlu ve onurluydun
Adalet dağıtırdın sahip çıkardın ağlayana
dar ederdin dünyayı zorbaya...
Ne kadar mutluyduk biliyormusun
Yeter artık yüce dağ uyan ve feryadını duy
evladının......
sevgi dağıt bize, kardeşlik canlık
Tanıyalım kendimizi sevelim cihanı
Sende bulalım aşkı ve sen
korkut cahili, zorbayı, feodali
kurtar aşka hasretleri
bitir kan davalarını ve namussuzu cezalandır
Ahmedé Xaniye selamlar götür bediuzzamana
Öğretsin bize ilmi felsefeyi insanlığı ve
kardeşliği.....
Ve dön bana serhadın yanık sesi Evdalé Zeynikeyi
getir...
şarkıları huzur versin
Aşkı tattırsın bize Mem ü Zin
Yüce dağ sev bizi, kalk dağıt şanssızlıkları
Sevinsin evrenin her bir yanı
kahrolsun cehalet budalaları
Sen dinle evladını haydi haydi
kalk...
Dinçer Çankaya

21 Mayıs 2017 Pazar

Anneler Günü öncesi kazada ölen 24 kişi için mevlit okutuldu

Anneler Günü öncesi kazada ölen 24 kişi için mevlit okutulduAnneler Günü öncesi kazada ölen 24 kişi için mevlit okutuldu

İZMİR'in Buca ilçesinden Anneler Günü gezisi için Marmaris'e gitmek üzere yola çıkan ve Sakar Geçidi rapmalarındaki kazada hayatını kaybeden 24 kişi için Buca Belediyesi ile oturdukları Yaylacık Mahallesi'ndeki Selanik Türkleri ve Buca Yaylacıklılar Eğitim Kültür Dayanışma Derneği tarafından '7 mevlidi' okutuldu. Kazanın olduğu saatte başlayan mevlit sırasında, kazada yakınlarını kaybedenler gözyaşı döktü.
İzmir'den geçen 13 Mayıs'ta Anneler Günü kutlaması için yola çıkan, kadın ve erkeklerin bulunduğu 34 yolcuyu taşıyan, Armağan Serttaş yönetimindeki midibüs, Muğla - Marmaris karayolunun Sakar Geçidi bölümünde, keskin virajların bulunduğu rampada kontrolden çıktı. Yolcuların çığlıkları arasında, virajda 30 metreden aşağıdaki yola savrulan midibüs, bir otomobilin üzerine düştü. Kazada, Fatma Sevindik, Nesrin Öksüz, Habil Güler, Mükerrem Salcan, Selda Altay, Ayşe Kolcu, Melisa Şele, Feray Akın, Gülüzar Kılıç, Cemile Sönmez, Fermudiye Ay, Leyla Konakçı, Zeynep Öksüz, Ayşe Nur Namlıarkan, Hatice Güllü, Leman Kılıç, Zübeyde Çalık, Armağan Sertbaş, Nazlı Ceylan, Kemal Öksüz, Mübeccel Dedeoğlu, Münire Güler, Sultan Karadağ ve Serpil Kaldırımcı hayatını kaybetti. Midibüste bulunanlardan Yasemin Namlı Arkan, Nazime Çiçek, Duygu Sertbaş, Bircan Kıran, Fatma Ökten, Bahar Sınur, 10 aylık Nehir Sertbaş, Beyzanur Hano, Cahide Güler ve Simge Sinur yaralı kurduldu. Yaralıların tedavileri sürerken, kazada yaşamını yitirenler ise İzmir, Çanakkale, Ankara ve Adıyaman'da son yolculuklarına uğurlandı.
KAZA KURBANLARI İÇİN MEVLİT
Bir hafta önceki kazada can verenler için Buca Belediyesi ile Selanik Türkleri ve Buca Yaylacıklılar Eğitim Kültür Dayanışma Derneği tarafından yedinci günde mevlit okutuldu. Kazanın meydana geldiği saat 12.30 sıralarında başlayan mevlit sırasında acılar yeniden tazelendi. Kazada yakınlarını kaybedenler gözyaşı döktü. Mevlide katılanlara yemek ikram edildi. Ayrıca yine kazada can verenlerin oturduğu Gaziler Mahallesi'nde de lokma döktürüldü.
Mevlide gelen CHP'li Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, "Kazada can verenlerin definlerinden sonra artık yaralılar için harakete geçtik. Yaralılarımızdan da iyi haberler var. Burada da mevlit için buluştuk. Elbette acı dinmiyor ama tüm mahalle hep birlikte olarak acıları hafifletmeye çalışıyoruz. Tüm Bucalılar, İzmirliler yanımızdaydı. Acı böyle paylaşıldıkça azalıyor. Biz acılarda bir olmayı beceriyoruz. Kimse benim akrabam değil demedi. Yanımıza koştular, yardım ettiler" dedi. Başkan Levent Piriştina, ölen 24 kişinin anısını yaşatmak adına da çalışmalarının bulunduğunu söyledi.