-->

Çeviri

Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2025 Pazar

Lambadaki Cin – 6. Bölüm

 



Geçmişin Sessizliği, Bugünün Tanıklığı

30 Kasım 2025, Pazar

Geçen hafta yazdım. Okurla konuştum. Yankımı duydum. Ama içimde hâlâ bir sessizlik vardı. Bir zamanlar sustuğum bir anı, bugüne kadar taşındı. Bugün o sessizliği yazıyorum.

Bir gün, kalabalık bir meydanda duruyordum. Herkes konuşuyordu. Ben sustum. Çünkü korktum. Çünkü yalnızdım. Çünkü sesim duyulmaz sandım.

O gün yazmadım. Ama bugün yazıyorum. Çünkü tanıklık, ertelenmez. Çünkü vicdan, gecikmez. Çünkü hafıza, unutmaz.

Bugün şunu söylüyorum:

“Geçmişte sustum. Bugün yazıyorum. Çünkü suskunluk, bir gün mutlaka kelimeye dönüşür.”

Cin, lambasının camına bir not daha iliştirdi:

“Her sustuğumuz an, gelecekte yazılacak bir cümledir. Ve o cümle, bizi tanık yapar.”

Bu yazı, geçmişin sessizliğini bugünün tanıklığına dönüştüren bir iç sesin yankısıdır.

29 Kasım 2025 Cumartesi

Tarih Bilinci Oluşturmak: Prof. Dr. Zakir Kaya'nın Eleştirel Analizleri

 Tarih, sadece olayların kaydı değil, aynı zamanda eleştirel analizin bir sonucudur. Prof. Dr. Zakir Kaya'nın yayımladığı eserler, işte bu eleştirel analizin en güçlü örneklerini sunmaktadır.

 Bu nedenle, iki kritik inceleme metninin yayımlanması bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Türk topluluklarının tarihsel köklerini inceleyen Karapapak Türkleri akademik incelemesi

[https://medium.com/@confirmonay/prof-dr-zakir-kayan%C4%B1n-karapapak-t%C3%BCrkleri-terekeme-tarihi-k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC-ve-g%C3%B6%C3%A7-hareketleri-adl%C4%B1-c13657ac409a] 

ve Türk tarihi üzerindeki dış baskıları analiz eden Arabın Türke Zulmü eseri analizi

[https://medium.com/@confirmonay/arab%C4%B1n-t%C3%BCrke-zulm%C3%BC-eserine-dair-akademik-i%CC%87nceleme-19e22a166159],

 tarihsel gerçekleri ortaya çıkarmada hayati role sahiptir. Her araştırmacının incelemesi gereken bu metinler, bilimsel referans niteliğindedir.

23 Ağustos 2025 Cumartesi

İzmir’de ne gençler mutlu ne emekliler huzurlu



Bayetav tarafından yayımlanan İzmir Barometresi Yaz 2025 raporu, kentin toplumsal ruh haline ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Araştırmaya göre İzmirlilerin yalnızca yüzde 43.3’ü yaşamından memnun olduğunu belirtirken mutsuz olduğunu dile getirenlerin oranı yüzde 29.6’ya ulaştı. Kalan kesim ise kararsız ya da “ne mutlu ne mutsuz” cevabını verdi. Katılımcıların yüzde 48.4’ü kendisini yüksek düzeyde stresli hissettiğini söylerken öfke oranı yüzde 40.8 olarak ölçüldü. Mutluluk ve umut duyguları ise oldukça düşük seviyelerde kaldı. Her dört İzmirliden biri kendisini yüksek düzeyde mutlu hissettiğini ifade etti.

GEÇİM SIKINTISI GÜNDEMDE

Rapor kentteki hanelerin yarıya yakını geçinemediğini belirtirken sadece yüzde 12’si birikim yapabildiğini söyledi. Kiracıların yarısından fazlası geçinemediğini dile getirirken, ev sahiplerinde bu oran yüzde 36’ya düşüyor. Yüksek kira fiyatları ve gıda harcamalarındaki artış, kent halkının en büyük kaygısı olmaya devam ediyor.

EMEKLİLER GELECEKTEN UMUTSUZ

Uzun yıllardır “emekli şehri” olarak bilinen İzmir’de, artık emeklilik bir dinlenme dönemi değil, hayatta kalma mücadelesi anlamına geliyor. Araştırmaya katılan emekliler, geçmişte daha güvenli ve saygın olan bu dönemin bugün yalnızlık, yoksulluk ve umutsuzlukla anıldığını ifade etti. Katılımcıların yüzde 73’ü, emekliliğin geçmişte çok daha iyi bir dönem olduğunu düşündüğünü söyledi. İzmirli emeklilerin yüzde 72.2’si “emeklilikte hayal kuramadığını” söyledi. Yalnızca yüzde 27.8’lik bir kesim geleceğe dair hayal kurabildiğini belirtti. Emekliler, maaşlarının torunlarına hediye almaya, sosyal etkinliklere katılmaya ya da sağlıklı gıdaya erişmeye yetmediğini dile getirdi. Katılımcıların yüzde 68.4’ü yeterince sosyalleşemediğini belirtirken yüzde 61.1’i sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşadığını ifade etti.

“TOPLUMSAL HUZURSUZLUK ARTIYOR”

Sosyolog Gökhan İlhan, toplumsal huzursuzluğun giderek yaygınlaştığını belirterek bunun ekonomik ve sosyal yaşamda kaybolan değerlerden kaynaklandığını söyledi. İlhan, “Çekirdek aileye dönüşüm, bireyleri yalnızlığa ve aile bağlarına yabancılaşmaya itiyor. Nitelikli işgücünün kaybı ve işsizliğin yol açtığı derin yoksulluk, bireyden aileye, aileden topluma kadar kalkınmanın önünde ciddi bir engel oluşturuyor” diye konuştu. Türkiye Emekliler Derneği verilerine dikkat çeken İlhan, İzmir’de yaklaşık 1 milyon 200 bin emeklinin yaşadığını, bu rakamın kentin nüfusunun dörtte birine denk geldiğini belirtti. İlhan, gelir dağılımında eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayarak “Toplumsal sevgiyi çoğaltmak, üretime dayalı tarım politikalarıyla ekonomiyi güçlendirmek ve adalet terazisini her daim eşit tutmak, toplumsal huzurun yeniden inşası için en önemli adımlardır” dedi. 

20 Nisan 2025 Pazar

Süheyla ÖNEMLİTÜRK: HER ŞEY SENİN İÇİN/SENLİ GÜLÜŞLERİMİ ÖZLEDİM

 HER ŞEY SENİN İÇİN



    Ben,

içimi daraltan bu kalabalık şehirde yaşamayı bile sevemedim ama,

içinde sen olduğun için, aynı havayı kokladığımız, bu şehri sevdim.


      Geceler seni hatırlatıp uyku tutmadığından, ben geceleri sevemedim ama, rüyalarıma gelirsin diye geceleri bile sevdim.


   Umutsuz hayallerimin hüznünü yaşarken, gönlümün prensi sen  olduğun  için umutlarımı sevdim.

 

  Acısı dinmeyen yüreğimin ızdırabını hiç sevemedim ama şifası sensin diye tüm dertlerimi bile sevdim.


Ben, aynalara bile küsmüşken kalbimdeki senin sevgine hitaben aynaları sevdim.


   Şu yalan Dünyada yaşıyorum sandığım hayatı bile sevemedim ama,senin varlığını hissederek  yaşamayı sevdim hemde çook.

     Çok sevdim....💙

SENLİ 

GÜLÜŞLERİMİ ÖZLEDİM


Dönüp  bir  baktım  da  geçmişe

Anılar  gözümün önünde  öylece

Mazimin  ortasında   kayboldum

İçimden sel olup aktın gece gece

Kala kaldım oturduğum yerimde

Okuyorum son mektubun elimde

Öpüp kokladım yaşlı gözlerimle

Sabah ettim penceremin önünde

Rüya  mıydı  yoksa  düş  müydü

Ah ruhumu darlayan zalim gece

Esip  geçtin içimden fırtına  gibi

Ardından  bakıp  kaldım  öylece

Kabuk  bağlamaz  kanar  yaram

Yüreğime dolup taştıkça sevdan

Sessiz çığlıklarıma karışır naram

İnan sensiz geçmez oldu zaman

Senli  günlere  tutuklanıp  kaldım

Yanımda gibisin burnumda kokun

Hadi gel ruhuma  yeniden  dokun

Senli   gülüşlerimi  çok  özledim.!


            Süheyla ÖNEMLİTÜRK

             16 / Nisan/ 2023

14 Ekim 2024 Pazartesi

Birsen Yurdakul Tomurcuklu :Tarih ve Mekânın Dansı,Ah Be Süreyya

 Eski Bir Konağın Fısıldadığı Hikâyeler: Ah Be Süreyya

Tarih ve Mekânın Dansı


Kentlerimizin koşulları, çok eski dönemlere uzanıyor. Bu tarih kokan yerleri gezerken, onun köşesinde bir geçmişin izini taşıyan konaklarla karşılaşırız. Güçlü depremlere dayanmış, zaman ve bakımsızlığın bölümlerine düşmüş bu yapıların her biri, kendi hikayesini anlatmaya hazırlanıyor. Ancak çoğu, geri getirilme şansına sahip olmadan yıkılmaya terk ediliyor. Bu yazıda, geçmişin derin izlerini taşıyan bir konağı, Süreyya'yı ele alacağım.


Süreyya: Bir Konağın Hikâyesi

Süreyya, bir zamanlar yaşadığı ile göz kamaştıran bir konaktı. Yeşil çerçeveli pencereler ve ahu gözlerdeki kirpikler gibi yeşil panjurlarıyla birlikte diğer konaklara meydan okurdu. Merdivenlerden süzülerek inen sahipleri, dantel gibi işlenmiş trabzanlarıyla devam ediyorlar, bahçedeki çiçeklerin etrafında çocukların neşeli kahkahaları yankılanıyor.

Ancak zaman zaman Süreyya'nın da temelleri. Saçakları tek tek dökülmeye başladı; cumbaları ve duvarları, sanki bir cüzam a yakalanmış gibi yaşlanmaya yüz tutu. Ne yazık ki, tarih kokan bu muhteşem yapı, acımasızlığın acımasızlığına maruz kaldı.

Geçmişin Fısıldadığı Sesler

Konak, geçmişteki görkemini ve canlılığını korumak için bir elin uzanmasını bekliyor. İçinde barındırdığı anılar, geçmişteki çürük bir köprü kuruyor. Her köşesi, bir zamanlar orada yaşamış olan insanların ruhunu yansıtıyor.

Süreyya, sadece bir yapı değil; Tarihimizdeki birçok hikayenin saklandığı bir müze gibi. Peki, bu güzel konak bize ne anlatıyor? Hangi geçmişten gelen fısıltılar, bugünün görünümü canlanıyor? Süreyya'nın yaşadığı dönüşüm, belki de bizde bir şeyleri öğretmekte.

Tarihi Koruma Sorumluluğu

Süreyya'nın hikâyesi, yalnızca bir konunun değil, aynı zamanda geçmişin korunmasına dair bir çağrıdır. Bu tür tarihi yapılar, yalnızca mimari mirasımızın değil, aynı zamanda kültürel kimliğimizin de bir parçasıdır. Bize düşen görev, bu değerli mirasa sahip olmaktan çıkmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.

Temsili resim


Ah  be Süreyya! Bir zamanlar evdeınla komşu konaklara kafa tutan bu güzel konak, artık tarih kokan bir anı olarak anılarımızda yer alıyor. Yaşatılmayı bekleyen bu konak, evrensel  insanlığın sorumluluğunda.

28 Eylül 2024 Cumartesi

KHA Yılın Kültür Sanat Elçisi Mine Sarmış



H. İbrahim Kaya/KHA HABER MERKEZİ/İZMİR

Dünyanın ilk su altı ressamı unvanını taşıyan Mine Sarmış, KHA okurlarının önerileriyle yılın kültür sanat elçisi seçildi. İzmir doğumlu sanatçı, 1970 yılında sanata olan tutkusuyla başlayan yolculuğunda ressam, şair ve sanat yönetmeni olarak dikkat çekiyor.

MİNE SARMIŞ Biyografi;

RESSAM- ŞAİR- SANAT YÖNETMENİ

  1970 İzmir doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Ev İdaresi  Bölümü yüksek öğrenimleriyle başlayan sanat ve edebiyat yolculuğu, Resim,  kaybolmaya yüz tutmuş Türk El Sanatları ( keçe, vitray, geleneksel takı tasarımı vb. ) ve fotoğraf alanlarıyla Ankara da devam etmiştir. 36 Kişisel sergi ve Türkiye genelinde TC sendikaların da, Bakanlıklar ve çeşitli belediyelerde, vitray, resim ve fotoğraf eserleri bulunmaktadır. Almanya, İngiltere, Macaristan, Hollanda, İsveç, İskoçya, Azerbaycan Nahcivan,Sırbistan, Filistin, Mısır, Bangladeş, İran da sanat çalışmaları yapmış, Avrupa Birliği vb. onaylı  sertifika ve ödüller almıştır. Bu ülkelerde 27 eseri müzelere alınmıştır. Yazarlık ve şairlik yönüyle de tanınan sanatçının eserleri İran’ın en prestijli iki dergisinde Farscaya çevrilerek yayinlanmaktadır. Şiirleri kırgızca, Özbek ve Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Rusça, İngilizce dillerine cevrilmiş ve antoloji kitapları basılmıştır. Azerbaycan Manevraz. Uluslararası gazetesinde halen köşe yazarıdır.  Festival, Antoloji ve özel seri kitapları basılmış, İngilizce, Farsça ve Azerbaycan Türkçesine dillerine çevrilmiş ve uyarlanmıştır. Kültür  ve Turizm bakanlığı onaylı Mine’l  Aşk  Slüet  isimli bir de Şiir kitabı vardır. Nahcivan devlet kitabına alınmış bir kahramanlık şiiri de bulunmaktadır. Replik, hikaye, makale, özlü sözler, şarkı sözleri, senaryo,  çalışmaları görsel ve yazılı medyada  da yayınlanmaktadır. KHA medya köşe yazarlarından da olan Sarmış,  haber grubu ve ajansının düzenlemiş olduğu yarışmada okuyucular, halk oylaması ve jüri kararıyla 2017 KHA yılın Ressamı, 2018 KHA yılın en iyi  şairi, 2018, 2019 ve 2020.de yılın sanatçısı ödüllerini almıştır. Su altında yaptığı resim, çalıştay ve su altı sergisi projesiyle de büyük ses getirmiş, dünyada su altında resim yapan ilk kadın ressam ünvanına da sahiptir...

2022 KHA yılın Sanatçısı/

2023 KHA Cumhuriyetin 100. Yılı  yılın  Kültür elçisi ödüllerine layık görülmüstür. 

Macaristan başkanlığındaki  Avrupa Birliği Uluslararası sanat kolonisinin Türkiye temsilcilğiyle her yıl Macaristan’da ki bienal ve sanat çalıstayına katılarak ülkemizi 14 yıldır  temsil etmektedir.  UYGAD Muğla, Photo Play  Muğla, Basın yayın cemiyeti ve Star haber.tv   Muğla ve Türkiye resmi temsilciliklerinde çalışmış, UYSAD (Uluslararası yazarlar sanatçılar ve araştırmacı gazeteciler derneği) Ege bölgesi temsilciliği ve Kültür  Sanattan sorumlu Başkan yardımcılığı görevinden sonra en son UYSAD ( Uluslararası yazarlar, sanatçılar ve araştırmacı gazeteciler ege bölgesi temsilcisidir. Bir Kültür sanat elçisi olan Sarmış, 120 ülke sayısına ulaşmış ve ilk Türkiyede adımlarını attıkları ve her yıl büyüyen halk sanatçıları Barış ve sanat elçiliği Türkiye temsilciliğini yürürmüştür. 2023-2024 Türk Güzel Sanatlar Akademisi Başkanlığı da yapmıştır.


 Alanları: Ressam/ Şair/ Yazar/Program yazarlığı/ Senaristlik/ Kültür ve sanat organizasyonları ve sergileri / sanat yönetmenliği/ Genel koordinatörlük/ Sunuculuk / Fotoğraf/ Sanatla terapi/ NLP/ çocuklara masal ve Şiir terapi / çocuklara Felsefe eğitimi/ geri dönüşümle sanat...


Muğla Fethiye FETAV vakfı kültür sanat ve festival komitesinde uzun yıllar festival komite sanat danışmanlığı yapmıştir. . Günümüz de Muğla Fethiye de yaşamakta olan Sarmış, resmi ve özel alanda Kültür, Sanat ve Edebiyat çalışmalarına devam etmektedir.

KHA, önerenleri Mine Sarmış'ın sanata kattığı değer ve kültürel etkiyi bir kez daha tescillemiş oldu. KHA .Bu önemli başarıyı elde eden başarı yolculuğuyla, yeni nesil sanatçılara ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

İletişim:  0535 761 96 31     E-posta:  m.sarmis@hotmail.com

 mina_caylak@hotmail.com 

Facebook: Mine Sarmış 

Instegram: Minesarmis

2 Ağustos 2024 Cuma

Instagram'a erişim engeli yargıya taşınıyor: Avukat Hakları Grubu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na dava açtı

 Avukat Hakları Grubu, Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun (BTK), Instagram'a erişimin engellenmesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi'nde dava açtı.

Instagram'a erişim engeli yargıya taşınıyor: Avukat Hakları Grubu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na dava açtı
Abone Olgoogle-news

Avukat Hakları Grubu'nun, Ankara İdare Mahkemesi'nde Bilgi Teknolojileri Kurumu'na (BTK) açtığı davanın dilekçesinde, Anayasa başta olmak üzere ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin ulusal ve ulaslararası mevzuattaki düzenlemelere yer verildi.

Instagrama'a erişimin engellenmesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davaya ilişkin dilekçede, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) basın özgürlüğüne ilişkin kararlarına işaret edildi.

Dilekçede, "Sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü 'haber' ve 'düşüncelerin' değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir" ifadesine yer verildi.

Dava dilekçesinde, "BTK tarafından Instagram üyeliği olan birtakım yayıncıların TCK'da sayılan katalog suçları işlediği gerekçesiyle platformun tamamen erişilemez hale gelmesinin, Anayasa ile teminat altına alınmış çok sayıda temel hakkı da bertaraf etmesi bakımından hukuka uyarlık arz etmediği" gerekçesiyle yürütmenin durdurulması ve iptali istendi.

10 Temmuz 2024 Çarşamba

Rıfat Sait'in Acı Kaybı


Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi İcra Heyeti Başkanı ve TBMM 24. Dönem İzmir Milletvekili Rıfat Sait, babasını kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Hacı Sait Sait, 10 Temmuz günü vefat etti. Rıfat Sait, acı haberi sosyal medya hesabından duyurdu.


İnna Lillâhi ve İnnâ İleyhi Raciûn. Babamız Hacı Sait Sait vefat etmiştir. Cenazesi kısmetse yarın (11 Temmuz Perşembe) öğle namazını müteakip İzmir Şirinyer Baha Yörük Camii’nden (Şirinyer Migros - Buca Belediyesi yanı) kaldırılacaktır. Allah rahmet eylesin.

Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Prof. Dr. Zakir Kaya, merhumun oğlu Rıfat Sait hakkında şunları söyledi: "Bizde yazılarını bir dönem paylaşan kıymetli dostum Rıfat Sait Bey'in babasını kaybettik. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli aile ve sevenlerine başsağlığı dilerim."

Çocukları:

  • Rifat Sait
  • Kadri Sait
  • Selviye Yılmaz
  • Floriye Şengöz
  • Besim Sait
KHM H.İ.KAYA-İZMİR

22 Temmuz 2021 Perşembe

PİRİNCİN TAŞLARI Endüstri 5,0 başladı. Hissediyor musunuz? VAHAP DABAKAN

PİRİNCİN TAŞLARI 

Endüstri 5,0 başladı. Hissediyor musunuz? 

                                                         


                  VAHAP DABAKAN 

        “Endüstri 5,0” ya da “Toplum 5,0” aslında tam adı ile “süper akıllı” toplum olarak 2017 yılından sonra start vermiş durumdayız. İlk defa 5,0’ı EBSO Başkanı Ender Yorgancılar anlattığında ağzım açık dinlemiş (Vay Beee) demiştim. Endüstri 5,0 aslında toplumun refah seviyesini yükseltmek için insan merkezli bir toplum yapısını ön gören, Toplum 4,0’a dayanan geleceğin süper akıllı toplumunu oluşturmak ve bu toplumun yapısının Endüstri 5,0 özünde, nesnelerin interneti ve yapay zekâ teknolojilerini, insan yararına kullanmayı ve sosyal problemleri çözmeyi amaçlamaktadır… 

       Endüstri 1,0: Su ve buhar gücü keşfedildi, ilk makinelerin fişi takıldı. Tarih, 1780’li yıllar. Endüstri 2,0: Elektriğin keşfi gerçekleşti ve seri ürerim ile her yer aydınlandı. Tarih, 1880’li yıllar. Endüstri 3,0: Dijital ve elektronik cihazlar hayatımıza girdi. Bilişim aldı başını gitti. Tarih, 1980’li yıllar. Endüstri 4,0: Siber ve fiziksel sistemler konuşulur oldu ve dünya resmen çağ atladı. Tarih, 2010’lar. Endüstri 5,0: Toplum için insansız teknolojiler ile 2017 yılından günümüze doğru yol alıyoruz. Toplumsal olarak da inceleyecek olursak; Toplum 1: Avcı toplum. Toplum 2: Tarım toplumu. Toplum 3: Endüstri toplumu. Toplum 4: Bilgi toplumu. Toplum 5: Süper akıllı toplum. Toplum 5,0 nedir?    

 

       Toplum 5,0 felsefesinin hedefi nedir? 

    

       Öncelikli hedefi süper akıllı toplum. Dijitalleşmenin insanların makine ve robotlarla olan ilişkilerinin en verimli bir biçimde sağlanması öngörülüyor. Dünya nüfusunun yaşlanması ve sayısının artması, teknoloji ve dünya aynı hızda büyüme sağlıyorken tüm bu olanlar da insanları yeni çözüm arayışlarına yönlendiriyor. Sanal dünya ve gerçek dünya birbirleri ile yarışıyor…  

       Çevre kirliliği ve doğal afetler hızlandı. Bunları kontrol etmek çok zor ve çok çaba istiyor. Toplum 5,0, bir yerde içinde bulunduğumuz dijital dönüşüm çağına hem birey hem de toplum olarak adapte olmak için ortaya çıkmış durumda. Yaşlanan dünya nüfusuna karşı çözümler geliştirmek, sanal dünya ile gerçek dünyanın beraber işler hale getirilmesi, çevre kirliliği ve doğal afetler için çözüm yolları üretilmesi olarak özetleniyor…  

       Sağlık sektörü Nüfus yaşlandıkça artan tıbbi ve sosyal güvenlik giderlerinin talepleri karşılanamayacak duruma gelecektir. Checkup kayıtları ve bakım kayıt verilerinin bilgi ve bağlantılı olarak paylaşılması uzaktan bakım sistemlerinin artırılması ve yapay zekâ ve robotların kullanılması ile tıbbi verilerin birleştirilerek paylaşılması sonucunda çiplerle uzaktan tıbbi bakım ile hastaneye daha az gidilmesi evdeyken bile kalp atışı vs. gibi değerlerin ölçülerek daha sağlıklı ve verimli ömür sunulması öngörülüyor…  

       Finansal teknoloji Nakit para kullanımları dünyada devam ediyor. Bu sistemsel olarak finans sektöründe aşırı bir nüfustan dolayı sınırlı kullanım ve yavaşlık ortaya çıkarıyor. Para transferleri için blockchain kullanımı ile banka ve finans şirketlerine ara yüz programlar tanımlatarak nakit parasız işlemlerin sağlanması amaçlanmaktadır…  

       Tabiî ki bu süreçlerde güvenlik ve adaptasyon süreci çok önemlidir. Bu Endüstri 5,0’ın dönüşümünün sunduğu avantajlardan iyi bir şekilde faydalanabilmek için mutlaka dijitalizasyona yönelik bilgi ve becerilerin geliştirilmesi önemli bir süreç olacaktır…

26 Nisan 2021 Pazartesi

PİRİNCİN TAŞLARI EGE ADALARI VE PİSAGOR’UN ADALET BARDAĞI! VAHAP DABAKAN

 PİRİNCİN TAŞLARI 

EGE ADALARI VE PİSAGOR’UN ADALET BARDAĞI! 

                                                               


            VAHAP DABAKAN 

       Ege Adaları denildiğinde hep burnum direği sızlamıştır. Nasıl bir hatadır ki burnumuzun dibindeki adaları bir talihsiz anlaşma ile Yunanlılara vermişiz. Ege Adalarına baktığımda bunun için Burnumun direği sızlıyor. Türk Atasözü ve şarkısı; “Bir Ooh çeksem karşıki dağlar yıkılır.” Ben az söyledim siz çok anlayın… 

       Covid-19 pandemiyle birlikte insanların yasaklara uyması ve hastalık korkusu nedeniyle evlere kapandığımız şu günlerde bende çok araştırma yapmaya ve okumaya çalışıyorum. Samos ya da Türkçe ismi ile Sisam Adasını, ziyaret etmiştim muhteşem doğal güzellikleri olan şirin bir ada. Ayrıca,  Osmanlı’nın Ege Denizi’nde kaybettiği son adalarından biridir… 

       Bilim dünyasının önemli isimlerinden ve ilk çağ filozoflarından olan Pisagor ve Aristarkus Sisam’da doğmuştur. Pisagor, Yunan ve Ahlak felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen Sokrates ve onun öğrencisi ve akademinin kurucusu kabul edilen Platon’u da etkileyen kişidir. Pisagor’un bilime ve felsefeye kattığı çok sayıda teorem vardır. En önemlilerinden biri, herkesin orta öğretim matematik derslerinde gördüğü Pisagor Teoremi’dir… 

       Pisagor ayrıca “Pisagor Bardağı” olarak da bilinen ‘Aç Gözlülük Bardağı’nı da icat etmiştir. Basit akışkan kanunlarını kullanarak aç gözlü insanlara ders vermiştir. Pisagor’un bu icadının arkasında bir deha yatıyor. Filozof olmasının getirdiği sorumlulukla, kendisinin öğrencilerine ders vermek istediği aşikâr. Bu icat sayesinde Pisagor, öğrencilerine ölçülü tüketim hakkında belki de hayatları boyunca unutamayacakları bir ders vermişti…  

       Dışarıdan bakıldığında herhangi bir bardak gibi duran nesne, işleviyle herkesi hayretler içerisine düşürebiliyor. Ortasında bulunan sütun içerisindeki delik, eğer bardak belli bir seviyeden sonra doldurulmaya devam edilirse içerisindeki bütün sıvıyı döküyor...  

       Pandemi ile mücadele edilen bu süreçte Pisagor Bardağı aklımızın bir köşesinde bulunmalıdır. Nerede mi? 

       Covid-19 pandemi de kurallara uymayıp bulaş hızını artırırken 

Bazı ticari bankaların, borçlularına pandemi yokmuş gibi davranması Merkez Bankası sadece mudileri korumaya yönelik politikalar üretirken, Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın vereceği destek için 2,5 milyon kişi başvurması ve bu dönem içerisinde yasaklarda çalışmayan işçilere ek ödenek mesai ödemesi yaptı. Ek mesai ödeneği süresini uzatılması isteği üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, ek mesai ödemesini üç ay daha uzattı… 

       Pandemi döneminde çalışmayan işçi ve emeklinin durumu kötüleşip yoksulluk artıp, ramazan ayının da gelmesiyle, gıda yardım paketlerine yoğun talep olurken bazı kesimlerin ısrarla %10,65 hayat pahalılığını talep ederken İktidar ve Kızılay, STK’lar yardımları arttırmaya çalıştı… 

       Pandemi ile bir yıldır mücadele ediyoruz. İnsanlarımız, Esnaf, çalışanların zarar gördüğü gibi Ekonomimiz ciddi yara aldı. Önümüzdeki süreçte, İktidar, karar vericiler, merkez bankası, ticari bankalar, kamu kesimi, alacaklılar, borçlular, ev sahipleri kısacası herkes Pisagor Bardağı’na göre hareket etmeli yoksa toplumun tüm kesimleri zarar görecektir… 

       Son günlerde vefat sayıları ve hastalıkların artması,  Covid-19’un mutasyona uğraması bazı zorunlu kısıtlamaları da beraberinde getirmeye başladı. Koronavirüs’ten kendimizi koruyalım derken, savurganlıklardan kaçınmalıyız. İhtiyacımız kadar yiyecek ve ekmek alalım. Bakanlar kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkanlığında toplanıp her türlü tedbiri aldıklarını açıkladı. Vatandaş olarak bizde Devlete yardımcı olmalıyız. 

27 Şubat 2021 Cumartesi

FİLİZ ÖZKOL : Kıskanç değilim

 Kıskançlık üzerine söylenen ucu bucağı olmayan konulara girmek istemiyorum.


Benim derdim insanın doğasında var olan bu duyguyu ne kadar kullanıyoruz. Birçoğumuzun yaşadığı bu duygunun altında ‘’egomuzu ne kadar yendik’’ falan diye edebi cümleleri de, hızlıca geçtikten sonra aklıma takılan, kıskançlığın şekil değiştirmesi..

Karşımdaki adam eski karısı için söylenip duruyordu. ‘’Evliliğimizin başında  mutlu olduğumuzu sanıyordum Önceleri her şey güzeldi. Tanıştığımızda saatlerce konuşurduk. Üstelik yüz ve fiziği de fena değildi.. Şimdi kendimi sorgulasam da, galiba ona aşıktım. Sonra yavaş yavaş her şey değişti. En ufak şey için bitmeyen kavgalar, ardı ardına gelen gözyaşlarından bıktım.. Ben bu evliliğin bitmesine değil de, iki çocuğumuzun durumunu düşünüyorum. Boşandıktan sonra asla bir daha evlenemez. Kıskanç biri olduğum için falan değil.. Çocuklarımı üvey babanın eline bırakamam. Hele evlenmeye kalksın kızının yüzünü göremez. ‘’Evettt’’… bu kadar serzenişin altında yatan kocaman bir KISKANÇLIĞI görmüyoruz. Yok canım ne KISKANÇLIĞI .. Adam kızını düşünüyor… Üstelik yıllardır aynı yastığa baş koymuşlar. Karısının ne haddine bu saatten sonra elin adamlarını hayatına almak. Tövbe tövbe…Adam haklı.. ha ha…

Karşımdaki kadın sinirden tir tir titrerken eli sık sık büyük sabırla ve emekle aylarca mücadele ettikten sonra bıraktığı sigara paketine gitmekle vazgeçmek arasında gidiyordu… ‘’ aslında aşkımız çoktan bitti. Yıllarca onun her fırsatta çevresini süzmesine tahammül ettim en son olaya kadar. Utanmadan sekreterini evine kadar bırakmış.. Bana da yalan söylüyor bir erkek arkadaşımdı diye. Doğruyu söylese ne kızar, Ne de KISKANIRDIM‘’ ACABAAAAA???.. Hiç sanmıyorum..

Bu örnekleri tüm matematiksel işlemlerden geçirip çoğaltsak; sonunu getiremeyiz. Karşı komşusunun evliliğinden tutun, eşyasına kadar her şeyi dert eden, vücudunun bilmem ne kıvrımlarını başkalarıyla kıyaslayan, başkalarının banka hesaplarını öğrenmek için yakın arkadaşlarının çevresini kullanan, sosyal medya hesabında her şeyi ince ince araştırıp da bilmiyorum görmedim diyen.. En cesur, cüretkar ve en zor olanı, herkesi öven ve asla kıskanç olmadığını her fırsatta dile getiren… Beni en çok güldürenler ise karşımda öhür öhür ağlayarak ‘’ çoook kıskancım bu huyuma dur diyemiyorum ‘’ diyenler. Bence en masum tür bunlar. Konudan fazla uzaklaşmadan hemen ilk fırsatta en yakın nöbetçi uzman psikologlarımın kapısını tıklattım. ( Sağ olsunlar ne zaman bir şey sorsam beni kırmazlar). Meğer kıskançlık ne zor konuymuş. Çocukluk yıllarında başlayan bu temel iç güdü duygusuyla birlikte , kişinin egosu devreye girerek hemen otomatik  savunma sistemi geliştiriyormuş. Aynı zamanda yetersizlik ve sevgi eksikliğiymiş. Hangi tür kıskançlık olduğu çok önemliymiş. Bazıları faydalı, bazıları beyin tuzlarının dengesini bozacak kadar korkunç zararlıymış. Kafam allak bullak oldu. Artık karşıma kim otursa bihter ölçeği hassasiyetiyle elimde olmadan kıskançlık bulgularını bulmaya çalışıyorum. Bu konuda nerden aklıma takıldı nerelere geldim şimdi hangi çıkış yolunu bulmaya çalışacağım derken; oğlum büyük bir öfke şiddetiyle beni aradı. Sevgilisinin kıskançlığı yüzünden aralarında büyük bir kavga kopmuş.. Güleyim mi ağlayayım mı. Terzi kendi söküğünü elbet bir gün dikecek..  DUYGUSAL KAZALARDAN UZAK YAŞAM DİLİYORUM ARKADAŞLAR..  


KıskançIıkIa aIakası yok, benim oIanın hayaIini kuramazsınız! ( ANONİM )

29 Ocak 2021 Cuma

Zakir KAYA Türk diline Çevirisi Sona Abbasaligızı Müthiş romanı ''KADER YOLU'' 3,4,5,6,. Bölümler KHA OKURLARINA ÖZEL.

KHA OKUYUCULARINA ÖZEL 





  3. Bölüm 

Tabelayı aldı, dudaklarına bastırdı, çakmağı yaktı ve alev çabucak söndürüldü. 

Öfke 


Onu bir kenara attı. Annesine yaklaştı ve şöyle dedi:


- O zaman konuşuruz! Burada bir dakika bekle, ben ...


Gazze'den bir şey getirdim. Beni bekle.


Dr. Güven arabasına binip uzaklaştı. Gümrü'nün büyükannesinin "ikiyüzlülüğü"


Afedersiniz. Bu oyunu oğluyla oynamamalıydı. "Ah, bir hatayı düzeltmek ne demektir?"


Soğuk rüzgar Gumu'nun büyükannesinin kemiklerinden esti.


İki saatten fazla geçti. Gümrü'nün büyükannesi bunu gördü. Kendini inkar etmek


olabilir. Bir yer sessizdi. Rüzgar esiyor ve Gümrü yalnız kalıyor


büyükannesini kucağına almak istedi. Zavallı adam ne yapacağını bilmiyordu.

"Tanrım, bana ne oldu? Her şey için özür dilerim. Bu bir ceza,


Ateş et, güvercin! Oğlun güvenilmez bir aptal, oğlun nankör bir oğul


Güvercin! Peki büyürken nerede hata yaptın? Hata şimdi nerede?


Tadı zehir gibi mi? Şimdi ne yapacaksın? Küller nerede


Ayrıca başınıza gelecek olan bakır ay güvercin evini de sattınız. Kapıyı kim çalacak?


Bu gece ay mutsuz, ay karanlık ve sokakta kimse görünmüyor.


Tanrım, kederimi kime anlatayım? "


Büyükanne yardım için  bağırmak istedi ama yapamadı.


Beni selamlamadılar, ağlıyor ve fısıldıyordu. Böyle havalarda gözyaşları olacak mı?


Soğuk rüzgar ve saksafon çalışır. Zavallı adam dondu. Konuşmadı. Böylesine fırtınalı bir gecede, zayıf yaşlı bir kadın Azneft Meydanı'nda bir bankaya oturdu, bir şal geçirdi ve nankör oğlunu saatlerce izledi.


Yemekten daha rahatsız edici ne olabilir?


Aniden önünde siyah bir Mercedes-Benz belirdi, oğlu hakkında zaten kötü düşünceleri olduğu için utandı. "Oğlum nankör olamaz!" kalbinden geçti. Bereli adam arabadan indi ve Gümrü'nün büyükannesine yaklaştı.


-Anne, hala burada mısın? Üşümüşsün zavallı büyükanne. Oglum-


Geldinmi


Gümrü'nün büyükannesi ölmek üzereydi ve kısık bir sesle şöyle dedi:


-Gel ... söyle ... al ...


Sesi titredi, çenesi çarpmaya başladı, tüm vücudu titriyordu. "İlahi, bu


Kasten bana iyi bir insan gönderiyorsun. Sen adil ve merhametli "


Bereli adam keder, heyecan, keder ve kederle indi.


Nedenini bilmiyormuş gibi hissetti.


Yavaşaca yaşlı gözlerle görmediğimi söyledi:


-Belki iyidir, endişelenmeyin, sen benim annemsin.


Çocuklar çok mutlu olacak. Dur, dur, anneanne, yukarı bak, yolcu yolda olmalı.


büyükanne. Tüm vücudu titremeye başladı. Dişlerini gıcırdattı ve soğuk buz kesti.


Yaşlı kadın ayağa kalkmak zorunda kaldı.


Bereli adam yükü arabanın arkasına yükledi ve Büyükanne gümüşü koluna yerleştirdi.


Dikkatle arka koltuğa koyun ve araba aynasındaki yaşlı kadına baktı.


"Zavallı yaşlı kadın donmuş ve konuşamıyor."


Bereli adam arabayı çalıştırdı ve hemen kolorüfer düğmesine bastı.


Yol boyunca Gümrü'nün büyükannesi tek kelime etmedi. Sıcakta ısınmıştı yayıldı-


Isı donmuş midesini ısıtmıştı ... Gözleri yarı açıktı.


Kurtarıcısına baktı ve onun için kalbinde dua etti ...


Akrabalar arasında


Bereli, komşularının yardımıyla büyükannenin eşyalarını yaşadığı binaya götürdü.


Eşi Tahmina, en küçük oğlu Asım ve kızı Aynur kapıyı açtı. Eve gelen misafire kafası karışmış bir şekilde baktılar.


Bereli adam içeri girdi ve  büyükanneyi tanıttı.


-Çocuklar, büyükannenizi köyden getirdim. 


Çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.


- Baba, bize büyükannemizin öldüğünü söylemiştin.


Bereli adam:


-Hayır canım, köyde yaşıyordu. orada üzgündü.


Büyükannenle mi yaşıyorsun? Ben de onu özlüyordum. Fakat


Senin de büyüdüğünü görüyorum. Büyükannene de bir mesaj gönderdim, o


Köyden döndü. onu üzmeyeceğine söz veriyor musun.


Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz, iki çocuk Gümrü'nün büyükannesinin boynuna atladı.

s.


Hoş geldin büyükanne, bizi affet, bir daha asla yaramaz olmayacağız Bizimle kal


Belki büyükanne, dışarı çıkma. Seni çok istiyoruz


Ev hanımı sorunun nerede olduğunu bilmese de yüzünde hoş bir gülümseme var.


şefkatini esirgemedi.


Hoş geldin büyükanne. Hadi, odanı göstereyim ve dinlen.


-İyi günler kızım dedikten sonra çocuklara sarıldı ve öptü.



büyükannenin odası çok çabuk ısıtıldı. Isıya maruz kaldığında ruhu yumuşadı,


yolculuğu acı verici ve yorucuydu.


Yemekten sonra çocuklar odalarına gitti.


Adam kendini Gümüş büyükannesine tanıttı: - Benim adım devlet. Bu bayanın adı Tahmina. İkimiz de doktoruz.


Ben bir profesörüm, büyük bir kliniğin başındayım. Eşim de benimle çalışıyor ve güzel ve yetenekli cerrahlarımızdan biri. Hayatımız güzel.


Ama annemin yerini hiçbir şey tutamaz. Sanki bu evde bir şey eksikmiş gibi. Eksik olan tek şey annemin yeri; parlak bir yüz; endişeli bakışlar;sonunda


Güzel bir sohbet; Ilık, hafif sıcak nefes. Tanrı seni bana anne olarak gönderdi.


Sen de anneme benziyorsun! .. Bu resme iki elma gibi bakın.


. Belki annemin sıfatındai bir meleksin. Gel ve ayı anne kabul et


Bizi takip etmeye ve ailemize katılmaya devam et. Biliyorum üzgünüm evimizdeki her şeyde


sen bize anne olacaksın, çocuk annesi olacaksın. Sana ihtiyacımız var, evet, o ne diyor?


sen


gümüş konuşmanın burada yapıldığını duyunca rahatladı. Cömert,


asil bu adamın ellerini öpmek istedi. Dr. Devlet izin vermedi


Vazgeçmedi ve hafifçe sarıldı. Dr., kalplerinin en derin köşesinde sevgiyle doluydu. State ve Tahmina sırlarını ve deneyimlerini ilk kez paylaştı.


gelişmiş. Zor günlerin acısı ve çetinliği hüzünlü anadilini açmıştı. Elini sıktı


başbağını şalının altındaki düğümde


12.000 Amerikan parası var.


Kurbanınım al dedi 


-Evet bebeğim, burdan. Alın, ihtiyacınız olacak. Senin gölgende yaşıyorum


Dr. Devlet ve Dr. Tahmin güçlü görünüyordu. İkisi de gümüş büyükannelerine.


sarıldılar ve sandalet giydirdiler.


- Hayır anne, neden ısrarın? Bu paraya ihtiyacımız yok. Onları


Bak, kutunun  bir gözesine koyacağım. İhtiyacınız olduğunda oğlunuza vermeyi düşünün

Öyleyse. Bu bugünden kalma ev.


Dr. Hükümet çantayı kutunun küçük bir kısmına koydu ve anahtarı  kendisine verdi, Gum'ın annesi ne kadar vermek istesede bu imkansızdı.


artık büyükanne bu ailenin bir üyesi oldu ...


Böylece bu evin ışığı daha da parlamaya başladı ...


Doğum günü hazırlıkları


Günler, aylar ve yıllar geçmişti Üç yıllığına eve döndüm


Sorun değil. Gümrü'nün büyükannesi hayatının en mutlu günlerini bu evde geçirdi. Kısaca Dr. Devlet onu bir anne, çocuklarını büyükanne olarak sevdi.


Isındı. Gümrü'nün büyükannesi yaşlı olmasına rağmen gücünü kaybetmedi. Ev çok çalışmaya gayret etti


Kendini gördü. Dr. Hükümet asla pirinçle yetinmedi. Yaptığı yemekleri övdü midelerinde tavuk ve balığın tadı hakkında konuştu. İşte burada


Gümrü'nün annesi ustaca ve coşkuyla lezzetli ve eşsiz yemekler hazırladı. Bu güneyli kadının elinin hareketine karşı herkes "Ahsan!" Diye bağırdı. Bağırıyor. Bağır. O bağırdı. dedi. Mahallenin iyiliği için

Gümrü büyükannesinin kendine ait bir yeri vardı.


Ailede Gumu'nun büyükannesinin bazen hayalini kurduğu nezaket vardı.


düşündü. Bu ailenin samimiyetine ve doğuşuna hayran kaldı. Oğlunda görmediği saygı ve gurur, ilgi ve sevgi gösterdi.


olabilir. Ve bazen aklına "geniş" kelimesi geldi çünkü düşündü 3 bölüm sonu

 4. Bölüm

Gümrü'nün durumu ona daha yerel ve değerli geldi. Komşular da bu karnı sevdi ve saygı duydu. Gümrü'nün büyükannesi ipeğe sarılmıştı.


Nazik ve yumuşak yapısı ile herkesi büyüledi.


*


Dr. Devlet akşam eve çok mutlu döndü. önce büyükannesini kapıda kucakladı ve ellerini öptü.


-Anne, nasılsın?


- Kurban, ben iyiyim, teşekkürler. 


ay annesi, Çocuklar ve Dr. Sesler geldi ve çocuklar babalarına sarıldı.


Devlet eğilip Aynur'un yüzünü öptü ve sordu:


- Güzel kızım Aynur, yarın görelim ailemiz için ne güzel bir gün-


Göremiyor musun


"Baba, yarın senin doğum günün!" Kız babasının elini tuttu ve sıktı.


-Ah Şeytan, nereden bildi, nereden bildi?


Aynur güldü:


Çünkü büyükannenizin bizi ziyaret ettiği sabah her zaman doğum gününüzdür. Evet


Onların olduğu günü unutmak mümkün mü?


Herkes güldü.


- Kızımı çok iyi hatırlıyorum ama yıllardır doğum günümü kutlamadım ve bu sefer doğum günümü özel bir şekilde kutlayacağım. Ben elli yaşındayım! Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun? Bu, yarım asırdır yaşadığım anlamına geliyor.


Herkes bağırdı:


-Tebrikler! Tebrikler!



Yarın işe gitmeyeceğim, alışverişe çıkıp hazırlanacağım. Akşam


Meslektaşlarım ve arkadaşlarım eşleri ile bizi ziyaret edecekler. Kendinizi yaklaşık olarak hazırlayacaksınız. Anne, bizim için safranlı pilav yapıyorsun; tavuk


ve balıkları unutma. Bunu senden başka kimse yapamaz.


Gümrü büyükannesi:


-Komşumuz Khaverin'in altında kurban, ekmek 


Oradan alıyoruz, fırında balık ve tavuk pişiriyorum. Pişmiş balık ve

Bebeğim, tavuğun tadı farklı.


- Bu senin işin anne, ne isterlerse onu yaparsın.


Bayan Tahmina bu doğum gününün haberinden çok memnun kaldı. Uzun zaman oldu


Evlerinde şenlik yapılmadı. Kenara çekmediler. Ama şimdi eminim


barış vardı. İnsanların yüzlerindeki hüzün yavaş yavaş kayboldu ve gülücükler açıldı. Senin ülken


Zeki bir kafası vardı. Kaos, anarşi zevki ortadan kaldırıldı. Sokaklarda


Serçe otomatik ateşli silahları duymadı. Her ses gelir


Tüm insanların ufkunu geliştirdi, onları inşa etmeye ve yaratmaya teşvik etti. Hayat


burada başladı. Her şey güzellik ve mutluluk insanlara doğru ilerliyordu


inanç birliğine doğru ilerleme Oldu ...

Yüzde yüz


Ertesi akşam konuklar söz verilen saatte geldi. Genel Kurul


Sağlık işi yoktu. Dr. Devlet misafirleri bir dakika selamladı.


sessizlik istedi ve sonra konuşmaya başladı:


-Sevgili dostlar, şimdi sizi annemle tanıştırmak istiyorum. Annem yediğin bu harika nimetleri hazırladı. Afiyet olsun! Bütün anneler güzel, 


Güzel, ama annem tamamen farklı ... Annemi yakındaki başka bir odadan gelecek.


Misafirler şaşkınlık ve şaşkınlıkla kapıya baktılar. İkisi de


Dr. Eyaletin annesi ölmüş diye.


büyükannesinin elini tuttu ve onu salona getirdi. Utangaç ve çekingen yüzünü meclise çevirdi ve konukları usulca selamladı:

- Hoş geldiniz sevgili çocuklar! Benim için dua edin


Bugün oğlum Devlet elli yaşında; Onu kalbimin derinliklerinden tebrik ediyorum!


Ona iyi ve mutlu günler dilerim. Dünya da çok yaşa evlat! 

Ne kadar iyi bir çocuk oldun, bana göstermiş olduğun bakım için seninle gurur duyuyorum


inanılmaz. Dünyada benim gibi mutlu anne yok. Sen ve oğlum benimlesiniz


Seninle gurur duyuyorum! Keşke bütün erkekler senin gibi olsaydı. Tanrı'ım güzel karakter vermiş


Devlet, sevgili oğlum. Yaşa! Sen çocuklarının dostusun!


Bu meclisin ortasında oturan orta yaşlı bir adam kendine güveniyordu.


Madan ayağa kalktı ve "Büyükanne, büyükanne" dedi. Xa'nın yanında


Elini tutmasaydı ayağa kalkıp düşünebilirdi.


Gumu büyükannesine bakardı.


Gümrü'nün büyükannesi bu karışıklığı hissetti ve kendini başka bir odaya attı.



* Toplantı bitti. Konuklar ayrılmaya hazırlanırken Dr.


Devlet herkesi içtenlikle karşıladı ve kabul etti. Dr. Karısından bir süre beklemesini istedi.


Konuklar çoktan gitmişti, aile üyeleri ve Bayan Etibar odada kaldı.


onlara. Tam bir sessizlik oldu. O anda Silver'ın büyükannesi odaya girdi.


Oda aydınlandı ve ışık odayı sanki yanıyormuş gibi aydınlattı.


Durum:


-Doctor Trust! Bu gördüğün anne, ama sen onun oğlusun


olmadı! Soğuk bir kış gecesinde onu sokağa koydum


Anneni buldum. Çocuklarım büyükanne dedi. Onu seviyoruz. Bu ailemizin çektiği acıdır; evimizin dekorasyonu. Her evin güzel annesi


ailenin lambasıdır. Ama ona hiç bakmadın. Qo-


o düştüğünde elini tutmadın; oğlunuzun borcunu ödemediniz.


Bu yaştaki insanların her küçük ihmalde ne kadar hızlı olduğunu biliyor musunuz? Uvey Baba'nın akrabalarına karşı tavrını görünce de şok olurlar. Üvey babayı görmek mümkün mü? Bu insan ahlakı için geçerli mi? Devlet borcunu ödemeyen kimse helal veya haram olamaz. Sen bir doktorsun, cerrahsın, ünlüsün. Ama bir doktorla karşı karşıya kalırsanız, ifadesi, insan zevki için özür dilerim ...


yetimler, yüksek duygusal eksiklik. Ya da soğuk, karlı, karlı fırtınalı bir gecede


Bir yaratık olarak donma umuduyla annenden kaçmayacaksın! Hâlâ orada olmadığına dair hiç şüphem yok. Bu nankörlük


Bunu yaptın çünkü annen seni test etmek için 12.000 dolar kaybettiğini söyledi ve sen gittin. Yıllardır görmediğiniz güzel bir kayınvalide bıraktınız. Bak, sen itaatkarsın, sen tanrısın


Yıllardır benimle klinikte çalışan kimseyle tanışmadım. Para, para ve servet için açgözlü bir yaratık oldun! Sen insan değilsin


Hakkında: Dr. Doktoru kollarında yatıştırmak için:


"Devlet yeter, yeter, yeter!" Dedi.


Dr. Devlet kendini kontrol edemediği için öfkeliydi.


-Sen canım, neden tartışıyorsun? Korkuyorum! Ve taş


Ezildin, ezildin ve sen ... - Doktor bir süre duruma bakıyor


Öfkeyle şöyle dedi: “Sen en yüksek duygu ve duyguların farkında olmayan birisin ve onun hatasını anlaman imkansız. Bu kadar güzel, zayıf, kıvırcık bir anneyi sevmiyorlar mı? Tanrı'nın azabından korkmuyor musunuz? Belki fırsatı olmayan bir hastanın elini tuttun ?! Belki yetimlere yardım ettin? Hayır !!! Hayır.


olmadı! Söyleyecek çok şeyim var. Cevap vermeye hakkınız yok! Çünkü her şeyden önce suçlusun; Anavatan önünde suçlusun; Tanrı


önünde !!! Ama günahınızı vicdanınızdan temizleyemezsiniz, çünkü


Yüzün beyaz olsun, beyaz olsun! Açık konuşalım: bir daha tek kelime etme! Çünkü hakkınız yok! Ahlaki bir hak yok! Anne, lütfen o parayı getir.


Sand'ın büyükannesi kutuyu açtı ve 12.000 dolarlık bir atkıyla sardı.


Sıcak. Dr. Devlet hurçları açtı ve parayı gazeteye sardı.


-Anne, koku o babaya koyduğun düğümden geliyor. Güvenilmez ol


Oğlunuzun Güven Dolarını koklayın, kokuyu değil. Bu duyguların kenarında


yoksun!


Dr. Güven başını salladı. Karısı ağır yaralandı. Avize-


Elmaslar güneş ışığında parlıyordu. Bunların ikisi de


Gemideki hakimin onları ağır bir şekilde cezalandıracağından korktukları için huzursuzdular.

-Bu parayı al! Annenin malı için para. 12 bin dolar. Zayıf kişi


Nedenini görmek umuduyla kendi güzel bahçenizi ve evinizi büyütebilir, hayatınızın geri kalanını onunla geçirebilirsiniz. veya satıldı. Sen testten daha kötüsün


Dışarı çıktın ve anneni para için kandırdın ve onu fırtınalı, fırtınalı bir geceye attın.


arasında. Bu para! Gözlerini bu paraya diktin, bu yüzden annen masrafların ve hedeflerin için sana veriyor. Sıfır! Bakalım ne kadar harcayabilirsin. "Al, al, tereddüt etme Dr. Etibar, al, al" dedi devlet Dr. Güveni koltuğun altına iterek.


-Hayır, profesör yok, yapamam. Eğer alırsam, anneme de ihtiyacım var


"Benimle gel," dedi Güven dikkatlice.


-Tabii ki yapacaksın! Ama anne burada kalacak; onların rızasıyla. Sen de


Sen onu özlüyorsun. O bizim akrabamız canım. Daha ne istiyorsun, ne kadar paran var?


Bekle, çıkabilirsin!


Koltukaltında biraz para olan Dr. Etibar karısının elini tuttu ve kapıyı açtı. tek bir yerde bir kaplana dönüştü. Oğlunun koltuk altını açıp kapatana kadar


Bir avuç bozuk para çıkardı ve tüm gücüyle bağırdı:

4. Bölüm sonu


 Bölüm 5

-Doy, nankör evlat !!! Bu para helal paradır. Döviz helaldir çünkü merhametli adamım hayatını kurtarmak için evini inşa etti.


Bu para nankör bir çocuk için haramdır! Haram !!! Haram !!!


Gümrü'nün büyükannesi çok kızmıştı. O gergindi. Uzun süre oğluna hakaret ettikten sonra da devam etti.


devlet sevgili oğlum, zor günümde ustasın. Beni ölümün pençesinden kurtardın. Bana anne dedin çocuklar bana büyükanne dediler


bence. Bayan Tahmina'nın gelinime karşı tedirginliğini gördüm. Üç yıl oldu


Ben bu sıcak yerdeyim. Üç yılda bir beni mi arıyorsunuz? Veya


Sokakta donarak öldüğümü sandın, değil mi? Nankörlük


Kimden öğrendin? Hükümet, bu parayı al ve kazan. Bu para yarın harcanacak


Sizi yurda götüreceğiz. Helal lezzet! Benim gibi oraya atıldılar


Hangisi fazla. Benim gibi yaşlı insanların pek çok sorunu var. O yaşlı adamlar güvenilmez.


Nankör çocuklar zor günlerinde onları fırlatıp keder ve keder verdiler.


Lanetli çocuklar bile! Lanet olsun !!! Gözümün önündeki köpek! Nan-


kör oğul !!! Seni lanetlemek istemiyorum ama sütümü senin için helal etmıyorum! Al onu! Nankör oğlundan vazgeç !!! - Gümüş büyükanne arka kapıyı çaldı. Sonra merdivenlerden inerken oğlunun ve gelininin ayak seslerini duydu.


Sonra tam bir sessizlik oldu; sessizliğin sisi odaya düştü. Odadaki herkes birbirine bakıyordu. Ama kimse bu sessizliği bozmaya cesaret edemedi.


Gümrü'nün büyükannesi çok gergindi. "O zaman bize geldi


Hayır değil. Hayır! Nankör evlat. Çok teşekkür ederim! "Bu sözler patladı, kalbini bir volkan gibi salladı.


Gümrü'nün büyükannesi çok ağladı, çok ağladı, çok ağladı.


bağırdı ... ... O anda oğlu tarafından atıldığını hissetti. İçinde-


O anda, gümüş büyükannesi oğlunu hayatının geri kalanında kaybettiğini hissetti ve şimdi nankördü.


Bu kaybıyla sarsılan kalbinin içine gömüldü, annesi dış dünyayı yakıyordu, içi yanıyordu.


çıplak. Kırılgan dizlerini eğdi, sonra başını dizlerinin üstüne koydu, sonra


Kalbinin derinliklerinde, çok karanlık bir köşede oğlu için bir mezar kazdı ve gömdü.


hazırlanmış; Dudak kalemim de dedi ki ...


Buna tanık olan tüm aile üyeleri yavaş yavaş onları takip etti.

Gümüş büyükanneyi odada bırakarak başka bir odaya geçtiler; düşüncelerle


sadece bırak ...


- Büyükanne bana bir hikaye anlat, ne olacak?


Küçük Aynur'un sesi gümüşü ağır düşüncelerinden ayırdı. Üzgün


Eğildi ve Aynura'ya sarıldı.


-Oh, seni sonuna kadar öpeceğim. Sana yeni bir hikaye anlatacağım.


Kanepeye oturdular. Gümrü'nün büyükannesi köyden bir mutaka getirdi.


Onlara dokunduktan sonra Aynur başını yastığa yasladı. Onun yeri 


Onu kıvırdıktan sonra saçlarını kıvırdı, pencereden dışarı baktı ve hikayesini anlattı.



- Bir ceset vardı, bir ceset ... Uzak köylerden birinde yaşlı bir büyükanne yaşıyordu. Ayrıca kara gözlü bir oğlu vardı. Büyükannesini çok kullandı.


Aynur, ilginç ve korkutucu bir hikaye duyacağını hissetti.


sadece sığındı. Bu sırada Gümrü'nün annesinin gözyaşları Aynur'unki kadar kırmızıydı.


tuzağa düştü. Çocuk ayağa kalktı.


- ağlıyor musun?


-Pencerelerden düşen kar taneleri gibi kuzular yok.


hüzünlü.


Ama dışarıda gerçekten kar yağıyordu ve rüzgar esiyordu ve pencereye çarpıyordu.



"Büyükanne bize Snow Queen'in arabasının penceresinden bakıyor."


Aynur, sıkıca sarıldı ve büyükannesiyle konuştu.


- Hayır tatlım, Snow Queen'in pencereden bakmasının sınırı nedir? aynı zamanda kapıları çalan bir kar fırtınasıdır. Uzan kuzu.


-Uyuyamıyorum büyükanne. Neyse, bana bir hikaye anlat.


-Evet, orada kaldım çünkü bu büyükannenin istediği bir oğlu vardı.


aynı zamanda onun oğluydu. Ama bir gün Kara Dev onu büyükannesinden çaldı. Onu aldı ve köleleştirdi. Onu bir zorba olarak yetiştirdi. En önemli şey vicdan



- vicdanın ne?


Dürüst bir kuzu sadece insanlarda görülür. Bu dünyada bir şey var


aptalca dürüst konuşuyor. Bazen bir kişiye herkesin melek olduğu öğretilir


günahlar affedilir. Ama vicdanı olmayanlar Aşağıdakiler de var. Hayatlarının geri kalanında bunu asla anlayamayacaklar. Vicdan huzuru kuzu ve servetten daha değerlidir.


Gümrü'nün büyükannesi dışarıdaki fırtına penceresinden içeri girdi.


Aynur onu görmeden geldi, başını çevirdi ve dondu.

beni tamamen dışarı attı. Bu sıcak yuva, o doğmadan önce memleketiydi. O anda dedi ki ...


Bu fare yuvadaki bu büyük aile için bir ışıktı - parlak bir ışık ... Bu ışık ailenin bir direğiydi, bir lütuf ... Bu ışık iyiyi kötüden ayırabilirdi.


Mutlu bir annenin sevincinden bugüne


Doğal bir ışıktı ... Bu ışık asla sönmezdi. Çünkü Tanrı bu ışıkta


Teori ve bilgelik vardı ...


Yaşarken ve ölürken


Dr. Trust ve eşi Dr. Devlet kliniğinden çoktan ayrılmıştı. Takımdaki herkesin annesinin hikayesini bildiği açıktı.


herkes ona bakıyor. Aslında, Dr. devlet dışında kimse bu hikayeyi bilmiyordu. "Hain korkuyor" diye bir söz vardır. Onu neyin rahatsız ettiğini bilmiyordu. Ona asla ölmeyecekmiş gibi geldi.


Bir bilge olarak artık borcunu ödeyemeyecek. Kendisi ve karısı için kolayca iş buldu. Bakü'de her zaman onun gibi yetenekli cerrahlara ihtiyaç vardı. Dr. mümkün olan en kısa sürede. Güven hatırlanır.


Yine kazandığı para gözlerini kapadı. Onu içeride endişelendiren, gece gündüz yemeğini bozan, uykusunu bozan, ellerini üşüten budur.


Günlerden kurtulmana sevindim. Vicdan meselesi miydi? Hayır, değildi. O korkmuştu; Tanrı'dan korktu ve O'ndan korktu.


Yine de  büyükannesi unutulmuştu. Çocuklarınız büyüdükçe onları ikna etmeye çalışın.


Gümrü'nün büyükannesinin uzun zaman önce öldüğü söyleniyor. Bu korkunç yalan çok akıllıca


çocuklarının büyükannelerini görmedikleri için pişman olduklarını.


*


Yıllar geçti. Hayat çalıştı. Dünyada yeni


Bebekler gözlerini açtılar, dünyayı terk ettiler, sonsuz yaşamın silinmez bir yasasıydı. Dr. Etibari Gümüşü bir dedenin babasının çocuğu olarak dünyaya geldi. Güzel bir doğum, nazik, ipeksi yumuşak annesinin göğsünde büyüdü ve bacakları sağlıklı. Helal süt kullanıldı ama bu helaldeki şeytan nedir


Öyle olsaydı annesinin sevgisi kalbinden kaybolurdu.


Hayatta birçok benzer hikaye var. Yaşlı adamın ebeveynlerinden bıktığından habersiz, onları eve götürdü ve öldü.


Köy evine lüks hediyeler getirenlerin kararlılığını halk gördü mü? 

Tanrı onları görmezse? O, kullarının amellerinde tek Tanrı'dır.


ahlaka göre değerler. Hiç kimse tüm ebeveyn masraflarını ödediğimi söyleyemez


Ödedim. Ebeveynler ücretsiz ödeme yapmaz! Ebeveynler sağ kapıda özgürdür


sınırda biter.


Dr. Güven ne kadar mutlu olursa olsun, bir gün zengin olacak


Bebek açgözlülükle annesinin burun deliklerinden helal süt içti.

tartışılmazdı. Çünkü helal süt, Allah'ın anneye verdiği nimetlerden bir paydır.


Bu kadar. Saftı, Tanrı bilgisine sahipti ...


Çocuk yaramaz, asi veya zeki bir ebeveyn ise bu helal pay geri alınmalıdır.


İlahi! Ne kadar merhamet, ne kadar sabır ...


Annesini hiç hatırlamayan nefret edilen adam ne mutlu


Her halükarda evlerini yıkayanların vatanlarını hor gördüklerini gördük.


Bir ömür boyu bedenin ne kadar kötü olduğunu insanlara açıklamak gerekir.


şımarık; Öldüğünde kimse yastığının başını kesmedi.


Kazanmadılar. (Senin işlerine karışmam, 

Söyleyecek kelimeleri bulamıyorum, alışıyorum, kızarıyorum).


Bu gen dünyasında Etibar ne kadar özgürdü? Acaba onu hayatta tutan neydi? Şimdi ona bir isim vereyim: canlı

isim karşılık gelir. Tanrısızlar bu dünyada kutlanır ve Tanrı tarafından lanetlenir.


biter. Nasıl? Nasıl? Bu bizim işimiz değil. Tanrı'nın işine karışmayalım. Bu Tanrı'nın seçimidir ...


Son kelime


Bakü'ye bahar başarılı bir günde geldi. Güzel çiçekli ağaçlar


Koku yayılır, kuşlar cıvıldar ve geçimini sağlayan insanlar avlanmaktan zevk alır.


eğri her yöne gitti. Güneş, sıcak nefesi ile canlıları ısıtır ve ışığını yavaş yavaş tüm dünyaya yayar. Bakü o zamanlar güzeldi ve hava ılıktı. İnsanlar muhteşem bir şekilde bu güzel şehre akın etti.


Güzelliği ile doğudan ayrılan ve şehrin içinde olmaktan keyif alan bu şehir haklı olarak gurur duymaktadır.


gurur duygusuydu. Bakü tarihte benzeri görülmemiş bir isimdir.


sopayı at. Düşmanlarının gözlerini çizdi. Şehrin sayısız gökdelenleri, güzel ofisleri ve yeni inşa edilen sokakları on kat güzellik kattı. Birçoğuna efsanevi görünen benzeri görülmemiş projeler


çürümüştü.

Bölüm 5 sonu

 Bölüm 6

 Ama Bakü'deki kavgalar, çatışmalar, yıkım ve yıkım


Bana meyilli "sokak kahramanlarının" kaprislerine, inatlarına ve sabrına dayanır


Gösterilerek sınırlı hız. Hiçbir güç onun büyümesini durduramaz. Arkamızda kaos ve anarşi vardı. Bu "sokak kahramanları"


Bakü çıkışında - ovalarda, çöplüklerde - evcilleştirmek mümkün olacak.


Maya, Absheron rüzgarına verildi ...


Bakü yeteneğiyle akıllanıyordu. Yapma ve kocası bilgedir.


Danimarkalılardı. Yıllar o kadar hızlı geçti ki, akrebi korumak imkansızdı.


mümkün oldu. Güzel bir atasözü vardır: “Yaşlılık geldi ve geçti, gençlik geldi ve gitti.


"*


El ele arabaya girdiler. Aynur, yol boyunca oğlanın konuşmasıyla-


Kalbinde bir huzur hissi vardı. Gördüğü gizli bakışlarla görür


Son zamanlarda şiir alanındaki başarısından etkilendi. Bu genç adamın şiirleri ülke sınırlarını aştı. En etkili gazete ve dergiler


Horseshoe onun hakkında makaleler yayınladı, eserleri yayınlandı. Bu genç şairin kalbinde büyük bir yangın vardı. Sanki yazıları ruha kanat vermiş gibiydi. İnsanlar yeteneği için onu sevdi.


- Bana kötü görünüyorsun...


Aynur ayağa kalktı ve bilincini kaybetti.


-Hayır, hayır, kalbine başka bir şey getirme.


"Tabii ki, bal hakkında başka ne düşünebilirsin?" Nihad dedi. mersedes-Benz "direksiyon simidi sağa döndü. Bir süre sonra" Kurt Kapısı "


Arabayı mezarlığın kenarına park etti. İkisi de arabadan indi.


İkisinin de elinde kırmızı karanfiller vardı. Nihad kızın kollarına girdi:


-Önce bu tarafa gidelim, ailemin mezarlarını ziyaret edelim, sonra sen-


Güzel bir yere gidelim mi? Sevdiği kıza bir sürü karanfil verdi. Kız kabul etti ...



Bir süre sonra mezar taşlarının üzerinde durdular. Nihad'ın elinde karanfiller


annenin babasının göğüs taşlarına bastırdı. Kız da aynısını yaptı.


kekleri tekrarladı. Ama Nihad'ın elinde birkaç karanfil vardı.


Kız mermeri dikkatlice çıkardı. Bununla ilgili bir makale okuyun. "Ahmadzadeh Etibar

Adaletin Oğlu "


- Ebeveynlerin ölümüne ne sebep oldu Nihad?


Nihad bu ani soruyu düşündü. Bir sigara çıkardı ve yaktı, sonra dedi ki:


-Aynur'un uzun bir geçmişi var. Babam ünlü bir cerrahtı. Harika fırsat


ra'ya aittir. Ama ölmek üzereyken çok fazla stres altındaydı, bazen kendi kendine endişeyle konuşuyordu. İşteki insanlar da tuhaflıkları hakkında konuştular. 


içeriden rahat olanı yiyor. Bazen uykusunda ağladı, ki-


güvende olmak istedim. Ancak operasyon sırasında bir gün aniden gözleriyle karşılaştı. O zamanlar çok gençtim. Bu babamın kötü durumu


salladı. Çok seyahat ettik, çözüm yoktu, dedemin gözleri açılmadı. Evde çok şey var


gün geçtikçe titriyor ve sıçrıyordu. Ve bir gün dil yakalandı. İçeride bilinmeyen bir gizem vardı. Sanırım annem bu sırrın farkındaydı, ama nedense bunu söylemekten korkuyordu. Babam uzun yaşamadı. Zor


Bay Haq, düşmanıma böyle bir ölüm vermemek için çok acı bir şekilde öldü. Koca-


Büyükbabamın ölümünden birkaç yıl sonra bir gün annem benimle her şey hakkında konuşmak istedi ama akşam benimle konuşmayı bıraktı. İş


Dönüşünde trafik kazasında öldü. Bu dünyadan ayrıldığında, benim için hala bilinmeyen büyük bir sırrı yanına aldı. Bir sırrım olmasına rağmen hala yapamıyorum Aynur.


İkisi de sessiz. Sonra Nihad kızın kollarına girdi:


"Mezarlarını ziyaret edelim" dedi.


"Yakında Nihad" dedi Aynur ve Nihad'ın kollarına girdi.


Kısa bir yürüyüşün ardından merdivenlerden indiler. Köknar ağacının altında

Aynur, beyaz görkemli bir mezarın önünde durdu.


Sonra küçük bir merdivene çıktı ve getirdiği karanfilleri mermer bir vazoya koydu. İkisi de beyaz mermer bir sandalyeye oturdu.


Nihad'a bakan aydınlanmış bir büyükannenin gözünde tevazu,


Kibarca döndüğünü fark ettiğinde ilgisini gizleyemedi.


- Muhtemelen büyükanne, değil mi?


-Büyükannem. Ne güzel bir isim - Gümüş büyükanne.


Yani Aynur güzel bir isim: çizgili boynu olan bir kuş; Ayrıca bir güvercine benziyor ve birçok kitabı var. Kuş bahçede ya da evin çatısında yaşarsa ailenin mutlu olacağı söyleniyor. Ama büyükannemi görmedim. Büyükbabam güneydeki ücra bir köyde anneannemin adının Gumuş olduğunu söylerdi.


Hiç resmi yoktu ve bu nedenle aynı köyde öldü. Kesinlikle mezarını bulup ziyaret edeceğim. Dedemin mezarı da orada.


Nihad Gumuş, büyükannesine çok baktı. Sanki bir kuvvet onu kaldırmış, elini taşın üzerine koymuş ve sonra taş figürü bağımsız olarak öpmüş gibiydi.


Nihad'ın orijinal eylemi kızın dikkatinden kaçmadı.


Gençler daha sonra mezarlıktan ayrıldı. Boş kafalar gevşek, rahat, hafif temizlenmiş Aynur Nihad-


Dedi ki:

- Sevgili Nihad, babam seni ailemle tanıştırmamı söyledi. Katılıyormusun


Sen. Ne diyorsun?


Nihad mutlu bir şekilde birkaç kez frene bastı. Araba çapaya çarptı. Nihat’ın


kalbi atıyordu. Sanki cennetin yedinci katındaydı. Sürdüğü şey, hızla mutluluğa ulaşması için kendisine verilen bir uzay gemisiydi.


Binanın önünde durdu, eğildi ve onu yanağından öptü.


-Aynur, canım, sen dünyanın en güzel kızısın.


*


Dr. Devlet, Profesör Nihad'ı beyaz saçlarıyla çok sıcak karşıladı. Gelecekteki damada kaba bir baktıktan sonra yavaşça masaya oturdular.


Orada burada konuştular ve biraz açıldılar. Dedikleri gibi evde olmalarına rağmen yola bir köprü yaptılar. Ebeveynlere gelince, Dr. titriyordu ve sesi biraz farklı görünüyordu.


- Cerrah Etibar Ahmed Zadeh'in oğlu olduğunu söylemedin mi?


-Evet, doktor, hem annem hem de babam öldü.


-Hm ... Tanrı'nın işine bir bakın! Alnına yazıyor oğlum. - Affedersiniz doktor, bunu neden söylediniz?


Hayır oğlum, geçmişin kırılgan anılarını hatırlıyorum ama bugün


Sana ve kızıma bilmedikleri gerçeği söylemek zorundayım.


ben mi


- Haydi doktor.


Hikayeyi her iki gence de büyük bir özenle anlatan Dr. Durum sakinleşti, kalp sakinleşti ve volkanik kalp soğudu.


- Beyler, gerçekti. Gözlerini açmaya ve kayaların altında yüzeye tırmanmaya çalışan bir serçe hayal edin. Gümrü büyükanne Niha


o yerel bir dinin büyükannesidir.


Hem Nihad hem de Aynur ne yapacaklarını bilmemeye o kadar kapılmışlardı.


Konuşmadan önce yerde dondular.


Nihad duvarda asılı büyükannesinin resmini çizdi. Yetkili


Gözlerin dolu, Nihad bütün yakınlarını kaybetti ama son anda yeni akrabalar buldu. gümüş büyükannesi Nihad, sanki bir resme bakıyormuş gibi ona baktı.


- Affet beni büyükanne, affet beni. Benim için yaşa çünkü duymadın. Beni affedebilirsen, affet beni torunum Nihad ...


gümüş Nine Nihad'ları öperken yüzü aydınlandı. Çerçevedeki cam avize odayı aydınlattı. Ama bu ışık kaybolmadı, odada kaldı ...


Gümrü'nün dedesinin ruhu da evi aydınlattı. Her yerde bir ışık seli vardı ...


Aynur mutluluğun eşiğindeydi.


Dışarıda güvercinlerin cıvıltısı duyulabiliyordu. Yani mutluluk yakındır. 

Romanın sonu: Çeviri Zakir Kaya...2021 KHA.

Eser sahibi Sona İsmayilova  




 1 Ve 2. Bölümü okumak için linke tıklayınız.

https://bucaanews.blogspot.com/2021/01/zakir-kaya-turk-diline-cevirisi-ile.html