CHP İzmir İl Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Cemal Erdem, CHP İl Başkanlığı’nda İzmir 2. Bölgeden milletvekili aday adaylığını açıkladı. Erdem’e CHP İzmir İl Disiplin Kurulu Başkanı Birol Soylu’nun yanı sıra çok sayıda partili destek verdi. Erdem, 7 Haziran genel seçimlerinde CHP’yi iktidara taşıyacaklarını söyledi.
21 Şubat 2015 Cumartesi
19 Şubat 2015 Perşembe
Erşan Eroğlu Ak Parti İzmir Milletvekili Aday Adayı Oldu
İzmir Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevinden istifa eden Erşan Eroğlu, AK Parti’den milletvekili aday adayı oldu.
Yerel seçimlerde AK Parti’den Urla Belediye Başkan adayı olan Eroğlu bu defa milletvekilliği için siyasete döndü.
1974 Urla doğumlu olan Erşan Eroğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliğinden mezun oldu. Eğitimci olarak hayatına devam eden Eroğlu, 2012 yılında İzmirİl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak görev yaptı. 2014 yerel seçimlerinde AK PARTİ Urla Belediye Başkan adayı oldu. Seçimlerden sonra Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirildi.
Erşan Eroğlu evli ve 2 çocuk babasıdır.
18 Şubat 2015 Çarşamba
"Usulsüz dinleme" soruşturmasında itirazlara ret
"Kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinlendiği" iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında, 5 şüphelinin tutukluluğuna, 7 şüphelinin de serbest bırakılmasına yönelik itirazlar reddedildi.
ANKARA
Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, "casusluk", "devletin birliğini bozmak" ve "kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinlendiği" iddialarına ilişkin yaptığı soruşturma kapsamında tutuklu 5 şüphelinin tutukluluğuna, 7 şüphelinin ise tutuklama istemiyle sevk edilmelerine karşın serbest bırakılmalarına yönelik itirazlar reddedildi.
Soruşturma kapsamında, şüphelilerden eski TİB Bilgi Sistemleri Daire Başkanı İlhan Elieyioğlu, eski TİB Başkanvekili Osman Nihat Şen, TİB mensupları Bülent Kocagürbüz, İsmail Bakar ve Ferhat Saraç tutuklanmış, avukatları tutukluluklarına itirazda bulunmuştu.
TÜBİTAK BİLGEM eski Başkanı Hasan Palaz, TÜBİTAK görevlisi Özgür Ö, TİB mensupları Hamza D, Ali O.T, Barış Y, Adil B. ve Halil Ç. ise tutuklamaya sevk edilmiş, ancak sorgularının ardından serbest bırakılmışlardı. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Harun Ceylan, "tutuklama koşullarının bulunduğu" gerekçesiyle bu karara itiraz etmişti.
Gerek avukatlar, gerekse Savcı Ceylan'ın itirazları ilk kararı veren Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliğince değerlendirilmişti. Hakimliğin başvuruları yerinde görmemesi ve kararını değiştirmemesi üzerine itirazlar, Ankara Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmişti.
İtirazları değerlendiren Ankara 1. Sulh Ceza Hakimi Orhan Yalmancı, incelemesi sonucunda bütün itirazların reddini kararlaştırdı.AA
17 Şubat 2015 Salı
Yönetimin geç tepkisi ayrımcılık eleştirilerini körükledi
ABD'de üç Müslüman gencin öldürülmesinin ardından ulusal medya ve yönetimin olaya geç tepki vermesi ayrımcılık eleştirilerini körükledi.
ABD'de üç Müslüman gencin öldürülmesinin ulusal medyaya geç yansıması ve ilk başta nefret suçundan ziyade park yeri tartışmasından kaynaklanmış olabileceğinin belirtilmesi ülkede ayrımcılıkla ilgili eleştirileri tekrar körükledi.
North Carolina eyaletinin Chapel Hill kasabasında Deah Barakat (23), eşi Yusor Muhammed (21) ve Yosur Muhammed'in kız kardeşi Rezan Muhammed Ebu-Salha (19) adlı Suriye asıllı üç genç, geçen hafta Craig Stephen Hicks adlı 46 yaşında beyaz bir Amerikalı tarafından başlarından vurularak öldürülmüştü.
Park yeri tartışması nedeniyle işlendiği iddia edilen cinayetler, mahkemeye "birinci dereceden cinayet" olarak yansısa da uzmanlar ve kurbanların ailesi, bu cinayetlerin, kurbanların inançları nedeniyle işlenmiş olabileceğini ve vakanın nefret suçu olarak incelenmesi gerektiğini söyledi. Tepkilerin artması üzerine FBI da olayın dini mensubiyetle ilgisini araştırmaya başladı.
Olayın nefret suçu mu yoksa adli vaka mı olduğu tartışmaları devam ederken, ulusal medya ve ABD yönetiminin de geç tepki vermesi ayrımcılık eleştirilerini körükledi.
Medyanın tutumu yeni değil
ABD'de yerel ve ulusal medyanın seçiciliği ve olayları işleyiş tarzı farklı olduğu için 50 eyalette meydana gelen olaylar ancak ülkenin ulusal güvenliğini, dış politikasını veya federal hükümetin siyasetini ilgilendirdiğinde ulusal medyada öncelikli olarak yer alabiliyor.
Chapel Hill cinayetinde olduğu gibi, benzer pek çok olayda medyanın tepkisi, faillere göre değişiyor.
Beyaz Amerikalıların maruz kaldığı bir saldırı çok hızlı bir şekilde ulusal medyanın manşetlerinde yer alırken, azınlık grupları veya siyahilere yönelik saldırılar ise genelde, sadece bu grupların güçlü tepkileri sonucunda medyada yer alabiliyor.
Chapel Hill cinayeti de sosyal medyada tartışma konusu olunca ve bu sayede belirli bir kesimi harekete geçirince ulusal medyada yer almaya başladı.
Ulusal medyanın, cinayetleri işleyiş şekli de eleştirildi. Haberlerin, kurbanların aileleri yerine failin ailesinin ifadeleri üzerine şekillendirildiğine dikkati çekildi. Bazı uzmanlar, fail Müslüman olsaydı olayın farklı işleneceğini dile getirdi.
George Washington Üniversitesi Medya ve Halkla İlişkiler Bölümünden Yrd. Doç. William Youmans, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinayeti işleyen bir Müslüman ve öldürülen üniversite öğrencileri beyaz Amerikalı olsaydı ulusal medya kanallarının bu olayı hemen manşetlerine taşıyacağını ve konuyu ilk olarak terörizm ekseninde tartışacağını savundu.
Youmans şunları kaydetti:
"Medya, failin eşinin olayın park kavgası üzerine çıktığını iddia etmesine çok da karşı çıkmadı. Hiçbir medya kanalı kendiliğinden bunun bir tür terör saldırısı veya dini inançla ilgili olabileceğini ileri sürmedi. Halbuki olayın faili Müslüman olsaydı şüphesiz medya önce oradan bakardı."
ABD'de 11 Eylül saldırıları sonrasında yürütülen kimi araştırmalar, Amerikan toplumunda islamofobinin hızla yükseldiğini ve ABD'de ana akım ulusal medyanın da bu yükselişe neden olan etkenlerden olduğunu ortaya koyuyor.
Gallup araştırma şirketinin 2002-2011 yıllarındaki verilere dayanan araştırmasına göre, ABD'de 11 Eylül'den sonraki 10 yılda, her yıl kaydedilen binlerce şiddet olayının faillerinden terör şüphelisi olarak gözaltına alınanların sadece 160'ı Müslümandı. Araştırmada, medyanın ise haberlerinde Müslüman Amerikalıların terör suçlarına daha çok karıştığı izlenimi verdiği tespit edildi.
Arap-Amerikan Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun Haziran 2014'te yayımladığı araştırmada, Amerikalıların yüzde 42'sinin Müslümanların fişlenmesini ve profillerinin güvenlik birimlerinde bulunmasını desteklediğini ortaya koydu. Araştırmada, bu görüşte olan Amerikalıların yüzde 57'sinin Arap tarihi ve halkı, yüzde 52'sinin de İslam diniyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığına dikkati çekildi.
Araştırmada, Arap ve Müslümanlara yönelik bu ön yargıların medya ve siyasilerin söylemleriyle şekillendiği yorumu yapıldı.
Berkeley Üniversitesi'nde islamofobi üzerine çalışan Dr. Hatem Bazian da islamofobinin bu kadar artmasında medyanın büyük rol oynadığını söyledi. Bazian, "Müslümanlar suç işlediğinde medya onları hemen terörizm bağlamında sorunsallaştırır fakat bir olayda mağdur veya kurban Müslümanlar ise medya oldukça temkinli yaklaşmaktadır" dedi.
Medyanın olaylara yaklaşımı
Texas'ın Austin kentinde 2010 yılında küçük bir uçak, 200 kişinin bulunduğu bir iş merkezine mesai saatinde çarptı. 11 Eylül saldırılarını andırması sebebiyle medyada yer bulan kaza, pilotun 52 yaşında Andrew Joseph Stack adlı beyaz bir Amerikalı olduğunun ortaya çıkmasıyla gündemden düştü.
Paul Anthony Ciancia adında 20’li yaşlarında bir genç 2013 yılında Los Angeles Uluslararası Havaalanı terminalinde tabancayla rastgele ateş ederek bir güvenlik görevlisini öldürdü, ikisini de yaraladı. Bu saldırı da medyada çok az yer aldı ve gencin psikolojik sorunları olduğu belirtildi.
Arkansas eyaletinde 2010 yılında askeri üste ateş açıp bir askerin ölümüne sebep olan 24 yaşındaki Abdulhakim Mücahid Muhammed adlı, sonradan Müslüman olmuş bir genç, terör ve birinci dereceden cinayetle suçlandı, medya da failin El-Kaide bağlantıları üzerine durdu. Ancak eyalete bağlı Little Rock kenti Polis Şefi Stuart Thomas, mahkemenin Müslüman genci terörle suçlamasının sebebinin meskun bir binaya ateş açması olduğunu belirtti. Olayı manşetine taşıyan CNN ise haberinde şu ifadelere yer verdi:
"Yetkililer failin saldırıyı gerçekleştirmesinin arkasındaki sebepleri araştırırken Thomas, Muhammed'in suçu 'siyasi ve dini motivasyonla' işlemiş olabileceğine inanıyor."
Siyahiler de medyadan şikayetçi
Medyanın kendilerine adil yaklaşmadığını iddia edenler sadece Müslümanlar değil. ABD'de ulusal medya siyahilere yönelik çifte standart uygulamakla da eleştiriliyor. Bununla ilgili en büyük tartışmalardan biri Travyon Martin olayında yaşandı.
ABD'nin Florida eyaletinde Travyon Martin adlı siyahi bir gencin beyaz-Hispanik mahalle bekçisi George Zimmerman tarafından öldürülmesi ancak bir hafta sonra ulusal medya ekranlarında görünmeye başladı. Bekçinin ilk başta suçlanmaması ülke çapında büyük protestolara yol açtı ve Amerikan medyası siyahi toplumun ağır eleştirilerine maruz kaldıktan sonra olayı manşetlere taşıdı.
Geçen Ağustos ayında 18 yaşındaki siyahi Michael Brown'un Missouri eyaletinin Ferguson kasabasında bir polis memuru tarafından öldürülmesi ve olayın faili polisin daha sonra mahkeme tarafından serbest bırakılması ülkede uzun süre ırkçılık ve ayrımcılık tartışmalarına yol açtı ve ülke çapında haftalarca protestolar düzenlendi.
Ferguson olayları, Trayvon Martin vakasının geç verilmesinin tepki çekmesi ve onunla başlayan ırkçılık tartışmalarının etkisinden dolayı ulusal medyanın gündemine daha hızlı geldi.
ABD yetkilileri de geç kaldı
Chapel Hill cinayetiyle ilgili tartışmalar Twitter gibi sosyal medya platformlarında küresel çapta “TT” listesine girene kadar hiçbir Amerikalı yetkilinin açıklama yapmaması da çifte standart eleştirilerinin dozunu arttırdı.
ABD Başkanı Barack Obama'nın olayla ilgili açıklaması ise tıpkı Michael Brown olayında ve New York’ta beyaz polis memuru tarafından boğularak öldürülen Eric Garner olayında olduğu gibi cinayetten beş gün sonra geldi.
Obama'nın açıklama yapmakta gecikmesi yurt içinde ve yurt dışında eleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Amerika ziyareti sırasında Obama'ya ve ABD yetkililerine açıklama yapmaları çağrısında bulundu.
Barack Obama, tepkilerden sonra cuma günü yaptığı yazılı açıklamada, "ABD’de hiç kimse, kim olduğu, nasıl göründüğü veya ibadet şeklinden dolayı hedef alınmamalı" ifadesini kullandı.
ABD yönetiminden yetkililer ise Obama'nın veya yönetimin yorum yapmaktan kaçınmasının sebebini soruşturmanın devam etmesine bağladı.
ABD Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki, günlük basın toplantısında bu konunun sorulması üzerine yönetime yönelik eleştirileri kabul etmediğini, soruşturma tamamlanmadan yargıya varmanın sakıncalı olabileceğini kaydetti.AA
16 Şubat 2015 Pazartesi
Türkiye'nin büyümesi BRIC'ten daha iyi
Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Paul Rawkins, Türkiye’nin ekonomik büyüme görünümünün BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) ülkelerine kıyasla olumlu olduğunu belirtti.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Paul Rawkins, Türkiye’nin ekonomik büyüme görünümünün BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) ülkelerine kıyasla olumlu olduğunu belirterek, enflasyonun yıl sonunda GSYH’a oranla yüzde 6,5’a gerilemesinin beklendiğini kaydetti.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Rawkins, “Türkiye BRIC’e kıyasla iyi büyüme görünümüne sahip, gelişmekte olan bir piyasa. Riskler halen Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı ve yatırımcı algısındaki değişimlere karşı kırılganlıklar nedeniyle daha çok dışsal tarafta bulunuyor. Jeopolitik riskler de halen bir endişe kaynağı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enflasyon cephesinde olumlu bir gidişatın olduğuna işaret eden Rawkins, “Fitch Türkiye’de enflasyonun 2015’te ortalama yüzde 6,5, 2016 yılında ise yüzde 5,5 olacağını tahmin etmektedir” dedi.
Rawkins, kurdaki dalgalanmaya ilişkin de “Burada birbiriyle yarışan bazı unsurlar var. Bir yandan Türk Lirası’nın zayıf seyretmesi ihracatçının rekabet gücünü artırıyor, diğer yandan ise liranın zayıf seyretmesi enflasyonun hızla artışını destekliyor. Kurun zayıf seyretmesi ayrıca döviz dalgalanmalarına yoğun bir şekilde maruz kalan şirketleri de borç maliyetlerini artırarak ve yeni yatırımlarını frenleyerek olumsuz yönde etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin para politikasına ilişkin sorularını cevaplandıran Rawkins, “Fitch başlıca para politikasına ilişkin öngörülemezlik nedeniyle Türkiye’deki politika tutarlılığının ve kredibilitenin aynı reytinge sahip diğer ülkelerde daha zayıf olduğunu düşünmektedir. Türkiye’yi gelişmekle olan piyasalardaki risk iştahında dalgalanmalara maruz bırakabilecek politika tutarlılığında ve kredibilitedeki herhangi bir aşınma negatif olarak değerlendirilmektedir” diye konuştu.
Rawkins, “Politik risk Türkiye’nin kredi notu için uzun zamandır ayak bağı oldu. Fitch politik riskin orta vadede ortadan kalkmasını küçük bir olasılık olarak görmektedir“ görüşlerini ileri sürdü.
Cari açık ve petrol fiyatları
Fitch geçen hafta yaptığı açıklamada Türkiye'nin cari açığında geçen yıl gözlenen düşüşün, ülke ekonomisinin yeniden dengelenme için kapasitesini kanıtladığı belirtilerek, yeniden dengelenmenin sürekliliği ve yatırımcı güvenindeki ani değişikliğe karşı Türkiye'nin kırılganlığını azaltma miktarının, kredi notu değerlendirmesinin önemli bir parçası olduğu ifade etmişti.
Öte yandan Rawkins bu ay başında AA muhabirine verdiği röportajda petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşün Türkiye ekonomisinin olumlu yönde etkilediğini belirterek “Petrol fiyatlarındaki düşüş Türkiye için ‘pozitif bir sürpriz’ olduğunu ispatlıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş Türkiye’nin cari açığını azaltıyor ve enflasyonu bastırıyor. Buna rağmen büyüme için 2015-2016 yıllarına ilişkin tahminimiz yüzde 3-4 civarında olmaya devam ediyor. Yapısal reformlar için daha büyük bir kararlılık bekleniyor” değerlendirmelerinde bulunmuştu.
Fitch Türkiye'nin kredi notu ve görünümünü 20 Mart'ta değerlendirecek
Rawkins, 2014 aralık ayında AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açık baskısını azaltacağını belirterek, Türkiye için bu yıl ekonomik büyüme tahminini yüzde 2,7’den yüzde 3’e yükselttiklerini açıklamıştı.
Fitch, en son geçen yılın ekim ayındaki değerlendirmesinde Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para cinsinden "BBB-" olan kredi notunu ve "durağan" not görünümünü teyit ederek, Türkiye'nin "yatırım yapılabilir" notunu korumuştu.
Türkiye’yi “yatırım yapılabilir” notu ile değerlendiren iki kredi kuruluşundan biri olan Fitch Ratings resmi sitesinde yer alan 2015 takviminde, Türkiye’nin kredi notu ve görünümünün 20 Mart ve 18 Eylül tarihlerinde değerlendirilebileceğini belirtilmişti.AA
15 Şubat 2015 Pazar
CHP 55 bölgede ön seçim yapacak
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Koç, "CHP, 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını, üyelerinin katılımıyla ön seçim yoluyla belirleme kararı almıştır" dedi.
ANKARA
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, CHP'nin, 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını, üyelerinin katılımıyla ön seçim yoluyla belirleme kararı aldığını, adaylık başvurularının 17-24 Şubat'ta parti genel merkezine yapılacağını belirtti.
Koç, parti genel merkezinde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan Parti Meclisi (PM) Toplantısı'nın ardından, basın mensuplarına açıklamada bulundu.
PM'nin, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri'nde, hangi seçim bölgelerinde, hangi yöntemlerle adaylarını belirleyeceği konusunda tarihi bir toplantı yaptığını ifade eden Koç, seçimlere girecek siyasi partiler arasında, CHP'nin, kendi tüzüğünde yaptığı değişikliklerle üyelerinin demokratik katılımıyla en geniş ön seçim uygulamasını hayata geçirme kararlılığını gösterdiğini anlattı.
Türkiye siyasetinde adı geçen partilerden hemen hepsinin, belli vesayet odaklarından, görünürdeki veya perde arkasındaki güç noktalarından gelen talimatlarla adaylarını belirleme yolunu seçtiğini savunan Koç, şunları söyledi:
"CHP, 85 seçim bölgesinin 55'inde milletvekili adaylarını, üyelerinin katılımıyla ön seçim yoluyla yöntemiyle belirleme kararı almıştır. 45 ilde hakim denetiminde, 10 ilde örgüt denetiminde tüm üyelerin katılımıyla aday belirleme yolu tespit edilmiştir. Geri kalan illerde, seçim bölgelerinde ki bu 30 tane, bunlardan 17'si CHP'nin yüzde 10'un altında oy aldığı bölgeler, bunlar zaten tüzükte merkez yoklaması olarak gözüküyor. Onun dışındaki 13 ilde de yine bölge hassasiyetleri, dengeleri bakımından merkez yoklaması kararı alınmış bulunuyor."
Siyasi partiler yasası ve CHP iç tüzüğünün ön gördüğü kontenjanın, merkez adaylarının belirli seçim bölgelerinde kullanılacağını bildiren Koç, 1987 ve 1991 genel seçimleri sonrasında, en geniş oranda ön seçim uygulamasının, 2015 seçimlerinde kullanılacağını kaydetti.
Ön seçim yapılacak iller
Adaylık başvurularının 17-24 Şubat'ta parti genel merkezine yapılacağını duyuran Koç, Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) ihtiyaç halinde bu tarihi biraz esnetebileceğini söyledi.
Yüksek Seçim Kuruluna, hangi seçim bölgesinde, hangi yöntemle aday bildirileceği konusunda, son güne kadar MYK'nın, Parti Meclisi'nden aldığı yetkiyle çıkacak ihtiyaçlara göre ufak, tefek değişiklikler yapabileceğini ifade eden Koç, "İstanbul 1, 2, 3'üncü bölge, Ankara ve İzmir 1 ve 2'nci bölge, birinci sıra merkez adayları, kadın adaylar olacaktır. Bu, Sayın Genel Başkanımızın da özellikle arzuladığı, vurguladığı bir noktadır" dedi.
Koç, tüm üyelerin katılımıyla 29 Mart'ta, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara 1 ve 2. Bölge, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bartın, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Düzce, Edirne, Erzincan, Giresun, Isparta, İstanbul 1, 2 ve 3'üncü bölge, İzmir 1 ve 2'nci bölge, Karabük, Karaman, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Uşak ve Yozgat'ta ön seçim yapılacağını bildirdi.
Ankara birinci bölgede 1, 3, 5 ve 7'nci, ikinci bölgede ise 1 ve 3'üncü sıraların merkez adayı olarak kullanılacağını belirten Koç, Antalya'da 3'üncü, Aydın, Tekirdağ ve Trabzon 1'nci, İstanbul birinci bölgede 1, 3, 5, 7 ve 9'uncu, ikinci bölgede 1, 3 ,5 ve 7'nci, üçüncü bölgede 1, 3, 5, 7 ve 9'uncu, İzmir birinci ve ikinci bölge 1, 3, 5'inci, Adana 2 ve 5'inci, Adıyaman, Kahramanmaraş, Kayseri, Muğla ve Zonguldak 2'nci, Mersin 1 ve 4'üncü sıra adaylarının da merkez tarafından belirleneceğini ifade etti.
30 seçim bölgesinde merkez yoklaması
Genel merkezin belirleyeceği bir tarihte, 29 Mart'tan daha önce, CHP örgütlerinin denetiminde, tüm üyelerin katılımıyla eğitim yoklaması yapılacağını aktaran Koç, bu yoklamanın yapılacağı illerin Adana, Adıyaman, Kahramanmaraş, Kayseri, Malatya, Muğla, Mersin, Tekirdağ, Trabzon ve Zonguldak olduğunu söyledi.
Koç, 45 seçim bölgesinde hakim huzurunda ön seçim, 10 ilde ise örgüt denetiminde eğilim yoklaması kararı alındığını kaydetti.
Merkez yoklamasının ise 30 seçim bölgesinde yapılacağını anlatan Koç, bunların 17'sinin, CHP'nin yüzde 10'un altında oy aldığı bölgeler, 13'ünün ise bölgenin duyarlılığına göre Parti Meclisi tarafından merkez yoklamasına alınan iller olduğunu dile getirdi.
Koç, Ağrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kocaeli, Mardin, Muş, Sakarya, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Tunceli, Van, Yalova ve Eskişehir seçim bölgelerinde ise merkez yoklaması kararı alındığını belirtti.AA
14 Şubat 2015 Cumartesi
Engellilere verilecek eğitim desteği belirlendi
Özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engellilere destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı, KDV hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 434 lira, grup eğitimi için 122 lira olacak.
ANKARA
Özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engellilere verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı, KDV hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 434 lira, grup eğitimi için 122 lira olacak.
Maliye Bakanlığının, "2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği (Sıra No: 5)" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde engellilere verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı, KDV hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 434 lira, grup eğitimi için aylık 122 lira olarak belirlendi.
Belirlenen tutarlar, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten, bu tutarları aşan kısmı ise ilgililer tarafından karşılanacak.
Tebliğ, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.AA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)