-->

Çeviri

15 Nisan 2019 Pazartesi

Milletin mesajı alındı mı? *Rifat Sait

Milletin mesajı alındı mı?

*Rifat Sait

31 Mart yerel seçimleri sonunda ilginç bir tablo ortaya çıktı. Çıkan sonuçta her kes hem kazanmış hem kaybetmiştir. Bu seçimler, Türk milletinin verdiği muhteşem mesajlarından biri olarak siyasi tarihe geçmiştir.  AK Parti’ye sen hala birinci partisin diyen millet Cumhur ittifakına genel toplamda %53 oy vererek Cumhurbaşkanını ve Cumhurbaşkanlığı sistemine meşruluk konusunda güvenoyu vermiştir. Ancak diğer taraftan İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’da AK Partiye bir şefkat mesajı gönderilmiştir. Bu şefkat mesajının arkasında konuşulması gereken 3 önemli konu vardır. Bunlar; 1-Aday seçimleri 2-Ekonomik sebepler 3-Parti yönetimlerinde ve bürokratlardaki değişim (detoks)  ve fabrika ayarlarına dönüş ihtiyacı.
Milletin bu mesajını alacak ve gereğini yapacak olan yetkili kişi Reis’tir. Burada pozitif bakılması gereken en önemli sonuç, gerek milletin gerek AK Parti teşkilatlarının Reis’e bu bakımdan sonuna kadar güvenmekte olduğudur. Çok şükür daha maç bitmeden tabiri caizse ilk yarıda yenilen gole,  karşılık vermek için koskoca bir ikinci yarı vardır. Stratejik ve manevi açıdan önemi çok yüksek olan 2023 yılına milletin desteğini alarak girmek bizim elimizdedir. Futbolda olduğu gibi üç oyuncu değişiklik hakkını siyasette de doğru ve ivedilikle kullanmak gerekebilir. Bunun kararını verecek tek kişi reistir. Doğru kararlar vermekte Allah onun yar ve yardımcısı olsun. Zira alınacak bu kararlar sadece AK Partinin değil, Türkiye’nin ve Türkiye’ye umut bağlamış bütün mazlumların geleceğini yakından ilgilendiriyor. Bu bakımdan da büyük bir vebal ve sorumluk olduğu aşikârdır.


Bazı yazarların makaleleri okunmuyor mu?


Daha önce birkaç kez yazdık. Tıpkı Abdurrahman Dilipak, Serdar Arseven, Mehmet Metiner, Cem Küçük, İbrahim Karagül, Nuh Albayrak’ın zaman zaman yazdığı bana göre kafein (uyarıcı) makaleler gibi. Reis’e saygı çerçevesinden çıkmadan bir takım önemli mesajlar verdiler. Ben de naçizane azıcık biraz yazmaya çalıştım. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı öncelikle bir Allah dostu ve Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı olması hasebiyle çok seviyoruz. Ama bu bile kendisine (Af edersiniz) yalakalık yapmamızı helal kılmaz. Allah kuluyuz tabiki hepimizin yanlışları vardır. Samimi ve iyi niyetle ama tabi saygımızı da içine katarak naçizane bildiğimiz bazı şeyleri yazmak ve söylemek aslında Devlete, millete ve tabiki Reis’e olan saygı ve sevgimizin bir parçasıdır. Söylediklerimizin hepsi kesinlikle doğru olmayabilir ve bu yüzden hemen bir şeyler yapılmasını gerektirmeyebilir. Fakat içlerinde acı ama doğru bazı teşhisleri alıp, gerekli operasyonları yapmak güzel bir şey olacaktır. Bu yüzden hep söylüyorum ya size göre yazdığımız yanlışlar varsa lütfen çöpe atın, okumayın. Ama içlerindeki bazı doğruları da alıp lütfen not edin zira 2023 ajandası için gerçekten gerekli olabilirler. Merak edenler için geçmişte yazdığımız tüm yazılarwww.balkangunlugu.com adresinde olup bugün hala onların arkasında olduğumu belirtmek isterim. Zahmet olmaz da okuma fırsatınız olursa İstanbul başta olmak üzere bugün yaşanan tüm meseleleri aylar önce yazdığımı ve bugün dahi gündem olarak tazeliklerini koruduklarını söyleyebilirim, hatta iddia ediyorum.



Yapılması gerekenler


AK Partiyi belli bir fikir ve frekansta olanlar kurmuş olabilir. Ama onu lider yapan ve sürekli kazandıran özellik toplumun her kesimi ile olan bağlarıdır. AK Parti, tüm Türkiye’nin homojen bir partisidir. Heterojen olmak bu partiye zarar verir. Bu parti devletini seven, bayrağını seven, milletini seven, inançlı insanların partisidir. İçinde Milli görüşlüsü, ANAP’lısı, Doğru Yolcusu, Milliyetçisi, Kürdü, Balkanlısı, Karadenizlisi velhasıl her kesimin tuzu, biberi vardır. Sadece bunlardan bir kesim ön plana çıkıp ipleri eline almaya kalkarsa  diğerlerine haksızlık eder, dengeyi bozar, küskünleri doğurur. Diğer yandan gerek parti içinde ve gerekse bürokraside kibirli, metal yorgunu, torpilli, liyakatsiz, Feto bağlantısı olan, AKP’li, rantçı ne kadar kanserli hücre varsa derhal temizlenmelidir. Diğer yandan Reis’e yanlış anket bilgileri vererek, yanlış adaylara kefil olan ve refere edenlere bir sözüm var. Bankalardan kredi çekerken kefil olanlar, borçlu bankaya parayı ödeyemediğinde kefaletinin sorumluluğu gereği bu parayı ödemek zorunda kalırlar. Reisin durup dinlenmeksizin büyük mücadeleler verdiği ve Beka sorunu gibi oldukça önemli bir konuyu günde üç-dört mitingde avazı çıktığı kadar anlatıp, oy istediği bir seçimde, bilerek veya bilmeyerek yanlış adaylara kefil olanların bir kefalet borcu olmalıdır. Kusura bakmasınlar bu sadece görevden alınmakla veya istifa etmekle ödenmez.


İstanbul için önemli uyarı


Son olarak naçizane çok önemli bir uyarım olacak. Daha önce de farklı konularda uyarılar yapmış ama dikkate alınmamıştık. Değerli arkadaşlarım, İstanbul oldukça önemli bir bölge. Türkiye’nin kalbi gibidir. YSK, eğer İstanbul’da seçimleri yenileme kararı alırsa, Ramazan Ay’ının hemen sonrasında muhtemelen Haziran’da yapılacak seçimler öncesi lütfen ama lütfen, Allah rızası için gerekli değişiklikleri yapın, İstanbullunun mesajını doğru alın. Sayın Binali Yıldırım çok değerli bir büyüğümüz ve halk insanıdır. İstanbul’u inşallah farklı kazanabilecek bir kişidir. Ön plana çıkar ve tam destek verilirse Allah’ın izniyle başarılı olacaktır. Kimseyi kastetmiyorum ve her kesi tenzih ederim ama arkasında fotoğraf vermek yerine arkasında durup bir dava insanı gibi mücadele vermek gerekir. Eğer seçim yenilenirse İstanbul’daki 6 milyon kadar Balkan göçmenini aman ha unutmayalım. Seçim döneminde Binali Ağabeye gidip destek verdik. Şimdi de böyle bir durumda hazır olduğumuzu buradan bir kez daha belirtmek istiyorum.

* RİFAT SAİT
24.Dönem AK Parti İzmir milletvekili (http://www.akparti.org.tr/tbmm/ozgecmis/23653 )
Balkan Günlüğü Gazetesi Başyazarı (www.balkangunlugu.com )
İzmir ATİK İstişare Konseyi Başkanı (http://www.izmir.atikuemp.com/btkb.php?bl=2 )
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı (http://www.basam.org.tr/ )

11 Nisan 2019 Perşembe

Son nefesinde katillerini söylemiş

Son nefesinde katillerini söylemiş

İzmir'in Buca ilçesinde evinin karşısındaki daireye taşınan 2 kadına sözlü tacizde bulunduğu iddia edilen Ersin Coşkun'un (30), evini basan kişilerce dövülüp, bıçaklandıktan sonra tabancayla vurularak öldürülmesiyle ilgili tutuklu yargılanan 6 sanıktan 5'i 'kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Cinayetin, Coşkun'un ölmeden önce kendisini hastaneye götüren sağlık görevlilerine karşı komşularının arkadaşlarınca vurulduğunu söylemesiyle aydınlandığı ortaya çıktı.

Olay, 2017 yılında Buca'da meydana geldi. Ersin Coşkun, bir süre önce karşındaki daireye taşınan S.A. (24) ve Ö.A. (25) adlı kadınlara iddiaya göre, sözlü tacizde bulundu. Kadınlar da olayı arkadaşlarına ve daireyi kiraladıkları emlakçıya söyledi. Kadınlar, beraberindeki arkadaşları ve emlakçı ile Coşkun'un evine gitti. Burada Ersin Coşkun ile grup arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyüp kavgaya dönüştü. Gruptakiler, Coşkun'u önce dövdü ardından da bıçakladı ve tabancayla vurarak yaraladı. Bina sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerince ambulansla Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Ersin Coşkun doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Ersin Coşkun'un, ölmeden önce sağlık görevlilerine kendisine saldıranların karşı komşuları ve onun arkadaşları olduğunu söylemesi üzerine olayla ilgili soruşturma başlatan polis ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını da incelemeye aldı.
Görüntülerden, şüphelilerin kimliklerini belirleyen polis, düzenlenen operasyonla daireye yeni taşınan S.A. ve Ö.A.'nın yanı sıra arkadaşları A.A. (32), M.Y.A. (29), S.A. (31), Ş.D. (29), N.K. ve emlakçı M.K.'yi (28) gözaltına aldı. Şüphelilerle ilgili 11 ev ve 3 otomobilde yapılan aramada ise 3 tabanca, 2 av tüfeği, 3 bıçak ve çok sayıda mermi ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 8 kişi, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sanıklar hakkında 'kasten öldürme', 'konut dokunulmazlığını ihlal' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından dava açıldı. Sanıklardan S.A. ve Ö.A. isimli kadınlar ise ilk celsede tahliye edildi.
'POMPALI TÜFEK ZATEN BENİM BOYUM KADAR'
İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanıklar A.A., M.Y.A., S.A., Ş.D., N.K. ve emlakçı M.K. ile tarafların avukatları katıldı. Duruşma savcısı, esasa yönelik mütalaasında tutuklu sanıkların hepsine 'kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası verilmesini isterken, 'konut dokunulmazlığını ihlal' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından da cezalandırılmalarını, S.A. ve Ö.A. isimli kadınların ise beraatini talep etti.
Karar öncesi son sözleri sorulan sanıklardan Ş.D., "Sanık N.K., pompalı tüfeğin havluya sarılı ve benim belimde olduğunu söylüyor. Zaten benim boyum pompalı tüfek kadar. Eve en arkada giren benim ve bende silah yoktu. A.A. olaydan sonra N.K.’ye bıçağı ne yaptığını sordu. N.K. bıçağı olay yerine attığını söyleyince A.A.'nın 'Keşke atmasaydın ben onunla adamı vurdum' şeklinde bir cümlesi oldu. Takdir mahkemenindir, beraatimi istiyorum" dedi.
'OLAYDA ALET KULLANMADIĞIMI HERKES SÖYLEDİ'
Sanık A.A. da üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, "Bu olayın bizimle alakası yoktur. Ben olay sırasında Ş.D.'yi değil, elinde bıçak olan N.K.'yi durdurmaya çalıştım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" diye konuştu.
Sanıklardan S.A. ise olayla ilgisinin bulunmadığını iddia edip, "Maktulün kapısına bırakılan N.K.'dir. Olaydan sonra komşular evden çıkan kirli sakallı ve elinde silah olan 'Gazi' lakaplı M.Y.A.'yı teşhis etmiştir. Olayda benim herhangi bir alet kullanmadığımı herkes söylemiştir. Ben bu olayın hiçbir yerinde yokum. Sadece eve girdiğim doğrudur. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" dedi.
Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmezken, sanık avukatları ise mütalaaya katılmadıklarını belirterek, müvekkilleri için beraat ve tahliye talebinde bulundu.
SANIKLARA CEZA YAĞDI
Mahkeme heyeti, sanıklardan A.A., M.Y.A., S.A., N.K. ve emlakçı M.K.'ye 'kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası verirken, diğer sanık Ş.D.'yi aynı suça yardım ettiği gerekçesiyle 11 yıl hapis cezasına mahkum etti. Tüm sanıklara 'konut dokunulmazlığını ihlal' suçundan 4'er yıl, 'ruhsatsız silah bulundurma' suçundan ise M.K.'ye 2 yıl, M.Y.A.'ya 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti, duruşmaya katılmayan tutuksuz sanıklar S.A. ve Ö.A. isimli kadınlar hakkında beraat kararı vererek duruşmayı bitirdi.

10 Nisan 2019 Çarşamba

Mimar Sinan, 431'inci ölüm yıldönümünde İzmir'de anıldı

Mimar Sinan, 431inci ölüm yıldönümünde İzmirde anıldı
İZMİR’de, Mimar Sinan’ın 431'inci ölüm yıldönümü nedeniyle, Mimarlar Odası İzmir Şubesi ve İzmir Serbest Mimarlar Derneği tarafından anma etkinliği düzenlendi.
Mimar Sinan'ın İkinci Kordon'daki anıtı önünde düzenlenen anma etkinliğine Mimarlar Odası İzmir Şubesi ve İzmir Serbest Mimarlar Derneği üyeleri katıldı. Anıta çelenk bırakılmasının ardından basın bildirisini okuyan Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Halil İbrahim Alpaslan, "Sinan’ın mirası; mimar olarak kente ve topluma karşı sorumluluklarımızı hatırlatan toplumsal bir kültür öğesidir. Bütünlük içinde korunması gereken bu miras ve eserler, günümüzde sermaye ve finans odaklı, yapılı çevre kültürünü modern çağa taşıyamayan kamusal politikalar aracılığıyla tahrip edilmekte; Büyük Usta’ya öykünen, Sinan taklidi ile cami mimarlığı tekrar tekrar üretilmektedir. Cumhuriyet devrimi ve genç Türkiye’nin mordernleşme sürecinde; kültürel varlıkların tespiti, korunması ve gelecek nesillere aktarılması için alınan tedbirler ve yürütülen çalışmalar terk edilmekte, insanlık mirası olan mimari ve kültürel mirasımız, tutarsız ve rant odaklı planlama politikaları nedeniyle geri dönülemez biçimde zarar görmektedir. Büyük Usta Mimar Sinan’ı, kültürümüze ve uygarlık tarihine yapmış olduğu katkıları nedeniyle saygıyla anarken, başta karar vericiler olmak üzere herkesi çağdaş yaşama, demokrasiye, Cumhuriyet’e ve onun mimarlık değerlerine sahip çıkmaya davet ediyoruz" dedi.
İzmir Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Hüseyin Egeli de "Şehirleri yönetenlerin ve şehirlerle ilgili karar verenlerin, biraz da olsa Sinan aklıyla hareket etmelerini umduğumuz bir gün olsun" diye konuştu.
Her yıl Mimar Sinan’ın ölüm yıl dönümünü takip eden hafta boyunca anma etkinlikleri düzenleyen Mimarlar Odası, her iki senede bir de anısını yaşatmak üzere Ulusal Mimarlık Ödülleri kapsamında deneyimli meslektaşlarını 'Mimar Sinan Büyük Ödülü' ile onurlandırıyor.

9 Nisan 2019 Salı

Alperen'in ölümünde ihmali bulunan öğretmene de ceza çıktı

Alperenin ölümünde ihmali bulunan öğretmene de ceza çıktı
 İZMİR'in Çiğli ilçesinde, 3 yaşındaki Alperen Sakin'in unutulduğu anaokulu servisinde yaşamını yitirmesine ilişkin davada, ihmali bulunduğu gerekçesiyle yargılanan tutuksuz sanık öğretmen Nurcan A., 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Olay, 15 Ağustos 2017 tarihinde Çiğli ilçesi Köyiçi Mahallesi'nde meydana geldi. Buket- Serkan Sakin çiftinin oğulları Alperen Sakin, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu'na götürülmek üzere servis minibüsü şoförü Taner İşgören (47) ile rehber personel Dilara K.'ye (17) teslim edildi. Öğrenciler indirildiği sırada Dilara K., ağlayan bir öğrenciyi alarak, okula girdi. Serviste uyuyan Alperen'i fark etmeyen sürücü, aracı okulun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan boş arsaya çekti. Sıcak havada serviste unutulan küçük çocuk, yaşamını yitirdi.
Olayın ardından, anaokulunun sahibinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında 'taksirle adam öldürmek ve delilleri yok etmek' suçlarından dava açıldı. Karşıyaka 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın geçen yıl 19 Temmuz'daki karar duruşmasında, Alperen'in ölümünde ihmali oldukları ve delilleri yok etmeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle sanıklardan Taner İşgören'e 9 yıl, rehber personel Dilara K.'ye 9 yıl, servis minibüsü şoförü Taner İşgören'in eşi ve aynı zamanda anaokulunun sahibi olan Yurdagül İşgören'e 5 yıl, diğer görevliler Arzu Gülmez'e 6 yıl, Bekir Gül'e 5 yıl, Ahmet Somun'a 5 yıl hapis cezası verildi. Kararın temyiz edilmesinin ardından İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Ceza Dairesi'nce yapılan incelemede, yerel mahkemenin yaptığı yargılamada bazı eksikliklerin bulunduğu gerekçesiyle kararı bozdu. Bozmanın ardından yeniden yapılan yargılamada, daha önce 9 yıl hapis cezası alan sanıklardan Taner İşgören'e 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Taner İşgören, tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi. Yerel mahkeme tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırılan kreş sahibi Yurdagül İşgören'e 7 yıl 6 ay, 6 yıl hapis cezası alan Arzu Gülmez'e 2 yıl 6 ay, 9 yıl hapis cezası alan Dilara K.'ye 5 yıl,  5 yıl hapis cezası alan Bekir Gül'e 3 yıl 20 gün ve yine 5 yıl ceza alan Ahmet Somun'a ise 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.  Alperen Sakin'in ölümüne ilişkin Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Mesut U. ile şube müdürleri Hüseyin B. ve Şener Ş. hakkında da 'görevi ihmal'den açılan davada da sanıklar 1'er yıl 3'er ay hapis cezasına çarptırıldı, hükmün açıklanması geri bırakıldı
ÖĞRETMENE DE CEZA
Bu iki davada da sanıklar arasında olmayan anaokulu öğretmenlerinden Nurcan A. hakkında  'ihmali olduğu' gerekçesiyle dava açıldı. Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz sanık Nurcan A., anne Buket baba Serkan Sakin ile tarafların avukatları katıldı. Alperen Sakin’in annesi Buket Sakin, Nurcan A.’nın öğretmenlik mesleğinin elinden alınması gerektiğini söyledi. Sakin ailesinin avukatı Şenol Diş ise sanığa herhangi bir indirim yapılmadan ceza verilmesini talep ederek, "Ağustos sıcağında bir çocuğun saatlerce kapalı bir aracın içerisinde bırakılması sonucunda o çocuğun ölümü kaçınılmazdır. Sanığın olası kast hükümleri gereğince cezalandırılması gerekiyor" dedi. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Nurcan A. beraat talebinde bulundu. Hakim, sanığa 'taksirle ölüme sebebiyet vermek' suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verirken, aynı süre içinde öğretmenlik mesleğini yapamayacağına hükmetti.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Bergama'da CHP itiraz etti, AK Parti'nin oyu yükseldi

Bergamada CHP itiraz etti, AK Partinin oyu yükseldi
İZMİR'in Bergama ilçesinde, AK Parti'nin kazandığı yerel seçimin resmi olmayan sonucuna CHP'nin itirazı üzerine geçersiz oylar yeniden sayıldı. Sayım sonucu AK Parti'ye 35 oy çıkarken, CHP'ye de geçersiz oylardan 22'si yazıldı. Yapılan sayımın ardından sonuç değişmedi.
Bergama'da, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nin resmi olmayan sonuçlarına göre, AK Parti'li Hakan Koştu, 33 bin 406 oy ile belediye başkanlığına seçildi. CHP'li İdris Yavuzyılmaz da seçimde 32 bin 874 oy aldı. Bunun üzerine CHP, 220 sandıktaki geçersiz oyların yeniden sayılmasını istedi. İl Seçim Kurulu'nca kabul edilen itirazın ardından geçersiz oylar yeniden sayıldı. Sayım sonucu AK Parti'ye 35, CHP'ye ise 22 oy çıktı. Buna göre, AK Parti'nin oyu 33 bin 441'e, CHP'nin oyu da 32 bin 896'ya yükseldi. Belediye meclis üyeliğinde ise AK Parti 31, CHP de 21 meclis üyesi çıkardı.

6 Nisan 2019 Cumartesi

Evde kendini astı

Evde kendini astı
İZMİR'in Tire ilçesinde Mestan K. (80), evde kendisini iple tavana asarak yaşamına son verdi.
Tire'de oturan evli ve 2 çocuk babası çiftçi Mestan K., dün eşiyle birlikte otururken üst kata çıktı. Bilinmeyen nedenle bunalıma girdiği öne sürülen Mestan K., iple kendini tavana astı. Bir süre sonra üst kata çıkan eşi, Mestan K.'yi asılı bulup, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Gelen sağlık ekibi Mestan K.'nin yaşamını yitirdiğini belirledi. 
Mestan K.'nin cesedi, yapılan incelemenin ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

4 Nisan 2019 Perşembe

Seçimden partiler memnun! Memnun kalmayan adaylar! VAHAP DABAKAN

PİRİNCİN TAŞLARI
Seçimden partiler memnun!
Memnun kalmayan adaylar!
                                                                        
  VAHAP DABAKAN
      Seçim sonrası sosyal medyada, ağlayanlar, isyan edenler, gülen ve kutlama yapanlar birbirine karışmıştı. Yazılanları çizilenleri hayretle izledim.  Ne demek lazım gelir bilemedim. Şaşkınlıkla izliyorum.Yazacak o kadar çok şeyin bulunmasına rağmen, yazmakta çok zorlandığım ilk seçim yazım olacak. Neyi, nasıl söyleyelim, ne demek lazım gelir, bir türlü karar veremedim. Kelimeleri sıralamakta güçlük çekiyorum…
      Sanırım son 30 günde seçim sahasını dolaştım her yerde, Dertleriyle adeta orta yerde bağıran bu insanları dinleme fırsatı buldum. Karşılaştığım Polis memurları, Hemşireler, Öğretmenler, Emekliler, EYT (Emeklilikte yaşa Takılanlar), mutfağı yöneten kadınlar, evi yöneten erkeklerin cep yangınları hep karşıma çıkan birinci etkenler ve seçimin kaderini de en çok CHP, İYİ Parti, Sadet Partisi ve gizli ortakları HDP ile ittifak yapan partilerden çok sandığı yukarıda yazdığım kişiler ve yakınları etkiledi…
      Emekli soruyor. Asgari ücret 1.604 liraydı. Biz 1.710 Lira maaş alıyorduk. Emekli maaşı vergiden muaftır. Asgari ücret 2020 Lira oldu. Biz emekli maaşı 1.850 lira maaş alıyoruz. Et fiyatı, sebze pazarda satılan ot fiyatı bile fırladı biz neden 2020 lira emekli olarak maaş almıyoruz? Diyorlardı. Polis, Öğretmen, Hemşire, Sayın Cumhurbaşkanı bir yıl önce meydanlarda söz vermesine rağmen neden bizim 3.600 ek gösterge verilmiyor? Diye soranlar, işte sandıkta seçimin kaderlerini de değiştirdi. Bana göre Bu iktidara verilen “Kendini düzelt” ikazıdır. Yatırımını yap ama vatandaşının cebine de ver, ikazıdır…
      “Siyasetin ve bürokrasinin doğasında her zaman çekişme vardır” Ben hep buna itiraz ettim. Bu çekişmeleri yaratanları ikna edilmesi yerine, onlar hepimize bu hastalığı bulaştırdı. Partinin büyükleri de bu hastalığı iyileştirme yerine görmezden geldi. Sonunda bu hastalık, insanları kanser gibi bünyeye yayıldı, Gezi olaylarıyla başlayan krizden beri, AK Parti içinde birbiriyle uğraşan ve çekişmeden kişisel çıkar elde etmeye çalışan bu karmaşayı körükleyenler var...
      Gelelim tekrar31 Mart için en başta söylenmesi gereken husus şudur: Pazar günkü yerel seçimde İzmir’de Tunç Soyer’in kazanacağı kesindi. Ama Ankara ile İstanbul, Antalya’da, seçim almak, iktidarın çöküşünü yahut erken seçimi tetiklemesini bekleyenlerin senaryoları akim kaldı. Sonuçlar, AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın pekiştiğini de gösteriyor: Cumhur İttifakı, 24 Haziran seçimindeki yüzde 53’lük oy oranına çok yakın (yüzde 51) bir netice elde etti. 51 ilde seçimi kazandı…
       AK Parti, 2014 yerel seçimindeki yüzde 43’lük oy oranını korudu. Cumhur İttifakı yahut AK Parti için 31 Mart seçiminin ciddi kayıpları Ankara, İstanbul ve Antalya, seçiminin kaybedilmesidir. Ders çıkarılması gereken asıl mevzu burasıdır. Buraların neden kaybedildiğinin ve dahi seçmenin nasıl bir uyarı mesajı verdiğinin muhasebesinin yapılması gerekir. İzmir’de Yedi ilçede AK Parti vardı. Yeni iki ilçeyi kazandı ama 31 Mart Seçimlerinde 5 ilçeyi kaybetti. Şimdi 4 ilçe elinde kaldı. Bu neyi gösteriyor? Kaybedilen ilçelerde Belediye başkanları rehavete kapılmış iyi hizmet vermemiş olacaklar ki karneleri zayıf olmuş ve seçimi CHP ye kaptırmışlar…
       AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci ile yaptığımız canlı televizyon programında bir sorumuza, AK Parti İzmirliye kendisini iyi anlatamamış diye bir öz eleştiride bulundu. Demek oluyor ki, AK Parti İzmir’i kazanmak için daha çok çalışması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Sayın Tayip Erdoğan’da yakın zamanda kolları sıvayıp Türkiye’de 31 Mart yerel seçimleri masaya yatırıp gereğini yapacaktır…
Erdoğan’ın Balkon konuşmasında beğendiğim sözleri;“Kabahati millette değil kendimizde arayacağız.”
“Kazanılmayan yeri kazanmış gibi göstermeye tenezzül etmeyen bir konuşmaydı…


“Başarıyı vurgulamasını bildiği gibi başarısızlığın da altını çizmesini bilen bir konuşmaydı…