-->

Çeviri

13 Ocak 2018 Cumartesi

Vahşet konvoyu!.. 7 ilden gelen 100 kişinin yaptığı şey dehşete düşürdü

Tokat'ta yapılan bir operasyonda, 7 ilden kente köpek dövüşü için gelen yaklaşık 100 kişiden 32'si hakkında işlem yapıldı.

Vahşet konvoyu.. 7 ilden gelen 100 kişinin yaptığı şey dehşete düşürdü
Edinilen bilgiye göre, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Tokat Şube Müdürlüğüne, Zile ilçesine bağlı Ütük köyünde 7 Ocak günü bahisli köpek dövüşleri yapılacağı yönünde ihbar geldi. İhbar üzerine Zile İlçe Jandarma ekipleri ile DKMP Tokat Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından harekete geçildi.
Vahşet konvoyu.. 7 ilden gelen 100 kişinin yaptığı şey dehşete düşürdü
Samsun, Amasya, Yozgat, Tokat, Sivas, Çorum ve Nevşehir illerinden gelen bahis çetesi üyeleri suçüstü yakalanırken, köpek dövüşüyle ilgisi bulunan yaklaşık 100 kişiden 32'sine işlem yapıldı.
HAYVANSEVERLER TEPKİ GÖSTERDİ
Operasyon sonrasında, bahisçilerin köpek dövüşü yapılan arazi yolu üzerine park ettiği onlarca otomobilin objektiflere yansıdığı kareler ortaya çıktı. Tokat DKMP sosyal medya hesabında yer alan paylaşıma hayvanseverler mesaj yazarak köpek dövüşüne karşı tepkilerini dile getirdi.
Vahşet konvoyu.. 7 ilden gelen 100 kişinin yaptığı şey dehşete düşürdü
32 KİŞİ HAKKINDA YASAL İŞLEM YAPILDI 

KİŞİ BAŞI 259'AR TL CEZA
Operasyonda ele geçirilen 4 adet kangal cinsi köpek DKMP ekipleri tarafından koruma altına alındı. 4 şüpheliye Cumhuriyet Savcısının talimatıyla kumar oynatmak için yer ve imkan sağlamak suçundan adli işlem uygulanırken, 27 kişiye de kumar oynamaktan dolayı Kabahatler Kanununa Muhalefetten yasal işlem yapıldı.
Ayrıca bahisçilere kişi başı 259’ar lira olmak üzere toplam 6 bin 993 lira idari para cezası, 1 hayvan sahibine de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na göre Milli Parklar Şube Müdürlüğünce 3 bin 150 lira idari para cezası uygulandı.


12 Ocak 2018 Cuma

İZMİR TİCARET ODASI BAŞKAN ADAYI ZEKİ YÖNDEM: "PROJELERİMİZLE GELİYORUZ

"
 
Kemalpaşa Sanayici ve İşadamları Derneği (KESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı ve İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkan adayı Zeki Yöndem, Tarihi Havagazı Fabrikası'nda gerçekleştirilen toplantıda meclis üyeleri, STK'lar,  iş dünyası ve basın temsilcileri ile bir araya geldi.

 
KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve İzmir Ticaret Odası Başkan adayı Zeki Yöndem, Tarihi Havagazı Fabrikası'nda gerçekleştirilen toplantıda meclis üyeleri, STK ve iş dünyası temsilcileri ile bir araya gelerek projelerini açıkladı.
 


İŞ DÜNYASI VE STK'LAR BİRLİKTE HAREKET ETMELİ
İzmir Ticaret Odası Başkanlığı’na aday olan KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Yöndem, İzmir'in binlerce yıllık bir kültürel geçmişe sahip şehir olduğunu belirterek, "İzmir'in bütün zenginliklerine; potansiyeline rağmen son on yıldır Türkiye’nin toplam üretim ve ihracatında payı azalma eğilimi göstermektedir. İşsizlik rakamları Türkiye ortalamasının üzerindedir.İzmir’i ekonominin lider kentlerinden yapmak için kurumların, odaların, STK’ların birlikte çalışması, proje üretmesi, ekonomik bir sistem oluşturması ve İzmir'i yeniden o parıltılı günlerine taşımak hepimizin görevidir. Kentimizin hak ettiği yere gelmesi için yatırımcının, girişimcinin önünü açmalıyız. Bunun için iş dünyası temsilcilerine, odalarımıza ve STK'larımıza önemli görevler düşüyor" diye konuştu.



İZMİR TÜRKİYE EKONOMİSİNDE
BELİRLEYİCİ ROLE SAHİP OLMALI
 İzmir’in, Türkiye ekonomisinde belirleyici ve öncelikli rol oynayan bir yapıya kavuşması için İzmir'de yapılması gerekenlerin olduğunu kaydeden Yöndem, şunları söyledi:

"İzmir'de sanayi sektöründeki firmaların yaklaşık %99'unu KOBİ'ler oluşturmaktadır. KOBİ'lerin kurumsallaşması, pazarlama kapasitesinin artırılması ve markalaşması için bir yol haritasına ihtiyaç var. Kentte imalat sanayinde tarıma dayalı sanayilerin ve yüksek teknolojiye dayalı bazı sanayi gruplarında yükselmekte görülmekle birlikte bunları yeterli görmüyoruz. İzmir için sürdürülebilir bir ekonomiyi sağlayabilmek için  bizlere önemli görevler düşüyor. Son zamanlarda özellikle dış yatırımcıların kente olan ilgisi, kentin sürekli büyüyor olması ve göçle gelen nüfusla birlikte ortaya çıkan istihdam talebi, konut, alt ve üstyapı ihtiyaçları yerli ve yabancı yatırımcıyı çekmek için yaşamsal bir öneme sahiptir.

İzmirli gençlerimiz iş aramak için başka şehirlere göçmek zorunda kalmaması, kentin ekonomisinin güçlenmesi için; iş dünyası ve Sivil Toplum Kuruluşlarının da elini taşın altına koyma zamanı gelmiştir. Gelin hep birlikte İzmir'i üretimin ekonominin lider kenti yapalım.



DOĞRU PROJELERLE YOLA ÇIKTIR
Bu anlayışla büyük ve doğru projeler için yola çıktık.  Son derece inovatif, demokratik açık ve net, hesap verebilen bir yönetim şekli düşünüyoruz.  Çağını takip eden, vizyoner, inovatif, sanayici kimliği ile dünya markalarının global tedarikçisi ve sizlerin içinden gelen bir işadamıyım.

  
DEĞİŞİMİN ÖNCÜSÜ İZMİR DEĞİŞİM
TALEPLERİNE DESTEK VERECEK

Odamızın Türkiye'ye rol model olması, uluslararası bir kurum haline getirilebilmesi için bu yolda bir ilke imza atarak siz değerli odamızın üyeleri; iş dünyası, esnaf ve tüccarımızın destekleriyle İzmir Ticaret Odası başkanlığına aday oldum. 

Odamız sadece belirli kesimin hizmetinde değil. Herkesin hizmetinde olacak. Bu sıkıntıları elbirliğiyle çözeceğiz. Çünkü biz tüm tabana yayılmış olan yeni yönetici kadromuzla yepyeni  bir ses ve nefes olmak istiyoruz. İzmir halkı her zaman değişimin öncüsü olmuştur. Bu seçimde İzmir değişim taleplerine destek verecektir. Kurulacak yeni yönetimde oda üyelerimizin yoğun isteklerine sorumluluğun ve yükün altına girmeyi; Odamızı birlikte yönetmeye çağırıyorum.

11 Ocak 2018 Perşembe

CHP Beşiktaş’ta uzlaştı

İçişleri Bakanlığı’nın görevden aldığı Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın yerine vekalet edecek yeni belediye başkanı saat 15.00’teki seçimle belirlenecek. AK Parti seçimde İsmail Akyıldız’ı, CHP ise Genel Merkez’in adayı Tahir Doğaç’ı aday gösterme kararı aldı. CHP’li adayın ismi, belediye meclis grubunda yapılan toplantıyla belirlendi.

CHP Beşiktaş’ta uzlaştı
Yeni başkanı belirlemek için bugün toplanacak Beşiktaş Belediye Meclis üyelerinden 26’sı CHP’li, 2’si AK Partili ve 1 tanesi de İYİ Parti’den. Üyeler yeni başkanı belirlemek için bugün saat 15.00’te belediye meclis salonunda toplanacak. Çoğunluğun oyunu alan aday vekaleten başkanlık koltuğuna oturacak.
VALİLİK İKİNCİ BİR YAZIYLA HATAYI DÜZELTTİ
Seçim için İstanbul Valiliği tarafından çağrı gönderilen meclis üyeleri arasında ismi Murat Hazinedar’la ilgili soruşturma dosyasında geçen ve görevden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Avni Sipahi de vardı. Hürriyet bu detayı haberleştirince Beşiktaş Kaymakamı Abdullah Kalkan imzasıyla Hüseyin Avni Sipahi’ye ikinci bir yazı gönderildi ve davet iptal edildi. Yazıda tebliğ işleminin sehven yapıldığı anlaşıldığı belirtilip, “Sarfınazar edilmiştir” denildi.   

10 Ocak 2018 Çarşamba

Polis bile şaşkına döndü... Bunu yapmışlar

İzmir'de sahte içki imalathanelerine yönelik baskınlardan kurtulmak için yeni yöntemler geliştiren kaçakçılara yönelik operasyonlar kapsamında, özel olarak imalathaneye dönüştürülmüş bir minibüs ele geçirildi.

Polis bile şaşkına döndü... Bunu yapmışlar
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi ekipleri, istihbari çalışmalar sonucu, sahte içki imalatı ve ticaretini yapanların son zamanlarda düzenlenen operasyonlar nedeniyle polisin baskınlarından kurtulmak için değişik yöntemler kullandığını belirledi. 
Araştırmalar sonucu Gaziemir ilçesinde bir minibüste sahte içki üretildiği ve satışı yapıldığı tespit edildi. 

Pet şişede satıyorlarmış 

Ekipler, teknik takibin ardından Hürriyet Mahallesi'nde park halindeki minibüse operasyon düzenledi. 
Minibüsün kapısını açan ekipler, sahte içki üretimi için özel hazırlanmış düzenekle karşılaştı. 

Polis ekiplerince minibüsteki aramada, yarım litrelik pet şişelerde toplam 22 litre sahte içki, 200 litre etil alkol, 500 mililitre anason, 150 litrelik tank ile yarım litrelik bin 800 pet şişe ele geçirildi. Malzemeler ve minibüse el konuldu. 

Sahte içki üretimi ve ticareti yaptığı gerekçesiyle 28 değişik suçtan adli kaydı bulunan O.Ç. (32) ile H.G. (22) gözaltına alındı. 

Zanlıların emniyetteki ilk ifadesinde, sahte içkiyi minibüste hazırladıktan sonra pet şişelere doldurduklarını ve bu şekilde sattıklarını ancak bunun suç olduğunu bilmediklerini söyledikleri öğrenildi. 

Zanlıların başka kişilerle bağlantıları araştırılıyor.
Polis bile şaşkına döndü... Bunu yapmışlar


Son bir ayda yaklaşık 15 ton sahte içki ele geçirildi

Öte yandan, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele ekiplerince yılbaşı öncesi sahte içki üretimi ve ticareti yapanlara yönelik çok sayıda operasyon düzenlendi. Torbalı ilçesinde yaklaşık 3 bin metrekare alana kurulu "fabrika" ayarındaki imalathaneye düzenlenen operasyonda 9 ton sahte içki ele geçirildi. Kent genelinde son bir ayda düzenlenen diğer operasyonlarda ise 6 ton sahte içki ile bunun üretiminde kullanılan çok miktarda malzemeye el konuldu, 5 kişi tutuklandı.

9 Ocak 2018 Salı

Aşırı sağcı aday nefret için özür diledi

Hollanda’da 21 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesi ülkedeki camiler en önemli propaganda malzemesi haline geldi.

Aşırı sağcı aday nefret için özür diledi
GEERT Wilders’in lideri olduğu aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin (PVV) Utrecht Belediye Meclisi üyesi adaylarından Henk van Deun, Hollanda’daki bütün camiler gibi kentteki Ulu Cami’nin de ‘yakılıp yıkılması’ çağrısı yaptı. PVV’nin Utrecht’teki aday listesinin başında olan Henk van Deun, daha sonra Twitter üzerinden özür diledi.
Henk van Deun camilerin ‘yakılıp yıkılması’ yerine kapatılmasını istedi.
SUNGUR’UN ÖNERİSİYLE BAŞLADI
Cami tartışması, Türkiye ve Fas kökenli seçmenlerin desteklediği DENK Partisi’nin Utrecht’te liste başı adayı olan Mahmut Sungur’un önerisiyle başladı. Sungur, Utrecht’teki Dom Katedrali gibi, Ulu Camii’nin de kentin sembolü olması gerektiğini söyledi.
Henk van Deun ise bir radyo programında bu öneriye tepki gösterdi, “Kentin simgesi olması yerine Ulu Cami’nin yakılıp yıkılmasını tercih ederim” dedi. Radyo spikeri tarafından, ‘tuhaf söylemi’ nedeniyle uyarılan aşırı sağcı aday programda sözlerini geri almadı.
NEFRETLE KONUŞMUŞTU
Hollanda’da camilere karşı olduklarını söyleyen van Deun, “İslam’ı bir din olarak değil, nazizm gibi bir ideoloji olarak görüyoruz ve Hollanda’da istemiyoruz” dedi.
Aşırı sağcı aday, imamların camilerde nefret söylemi içeren konuşmalar yaptığını öne sürdü, kamusal düzeni tehdit eden camilerin kapatılması gerektiğini savundu.
Van Deun, Müslümanlara karşı olmadığını ancak, yasalar çerçevesinde ‘ayak uçlarına basılabileceğini’ söyledi.
Aşırı sağcı aday daha sonra Twitter hesabından yaptığı açıklamada ise ‘sözcük seçimi’ nedeniyle özür diledi. Van Deun, camilerin kapatılmasını istediklerini ancak bunun asla yakılarak veya şiddet kullanarak yapılamayacağını dile getirdi.
PVV ve DENK, Utrecht kentinde ilk kez seçime katılıyor. Tartışma konusu olan Ulu Camii, Avrupa’da diğer din mensuplarının da ibadet edebileceği şekilde düzenlenen ilk cami olmuştu.

Rifat Sait :Kosova’nın ilacı Türkiye’dir





Kosova Cumhuriyeti kısmetse bir ay sonra 10.Bağımsızlık yıldönümünü kutlayacak. Ancak bu kutlama, çözülemeyen kronik bazı sorunları da beraberinde getiriyor. İçerde ekonomik problemler ve siyasi istikrarsızlık, dışarda Sırbistan (dolaylı yoldan Rusya) , Karadağ, Avrupa Birliği ve ABD ile olan sorunlar dikkat çekiyor. Bence en büyük sorun da ABD ile ilgili gizli sorunlardır. Gizli diyorum zira şu anda Kosova için sözüm ona en büyük dost gibi görünen ABD, bizatihi bölgedeki sorunların en büyük kaynağıdır. Çünkü Kosova son derece stratejik bir ülkedir ve ABD’nin burasıyla ilgili uzun yılları kapsayan planları vardır. Kosova’nın Ferizaj kentinde ABD tarafından yaptırılan Bon steel isimli askeri üs, ABD’nin Avrupa’daki en büyük askeri yerleşkesidir. Uzaydan bile göründüğü söylenen bu üsteki bir ABD’li komutana gazeteciler sorarlar: “Burada (Kosova’da) ne kadar kalacaksınız? “ ABD’li komutan soruya başka bir soruyla yön verir ve şöyle sorar: “Türkler burada ne kadar kaldı?”  500 yıl diye cevap verirler. O da ekler :” üstüne 1 gün ekleyin”

Kosova’daki ABD gerçeği

Kosova’da Amerikalılar adeta bir kurtarıcı kahraman gibi görünürler. Kosova’nın her yerinde Kosova ve Arnavutluk bayrağı kadar ABD bayrağı vardır. Hatta resmi kurumlarda bile adeta devletin resmi ikinci bayrağı gibi mutlaka vardır. Kosova sanki ABD’nin en yakın dostu gibidir. Bu algı Kosova’nın genelinde kabul görür. Bu algının oluşmasını ABD çok iyi çalışmıştır. Sözüm ona Kosovalı Arnavutları Sırp zulmünden ABD kurtarmıştır. Ve yine aynı şekilde Kosova’nın bağımsızlığının en büyük mimarı sözüm ona ABD’dir. Maalesef Kosova’daki en yakın akraba ve dostlarım bile böyle düşünüyorlar. Bu algıyı kırabilmeniz çok zordur. Bugün Kosova’daki Feto kalıntılarının varlığı, ülkede hala devam eden Feto okullarının arkasındaki gerçek ABD’nin ülkedeki gücünden kaynaklanmaktadır.

Kosova’nın ekonomik sıkıntılarının nedeni ve yaşanan paradoks

Kosova’da bugün ciddi bir ekonomik kriz var. İşsizliğin yüzde 45’lerde seyrettiği ülkede, orta sınıf eriyor. Zengin ve yoksul arasındaki makas açılıyor. Asgari ücret, 130 ila 170 Euro arasında değişiyor. Kamu sektöründeki ortalama maaşlar ise 400 Euro civarında. Buna karşılık, bir ailenin ortalama aylık harcaması en az 600 Euro. Halkın yüzde 40’ı, günü 2 Euro’dan daha az bir parayla geçiriyor. Yüzde 90 oranında ürün ithal eden Kosova, sadece yüzde 10 oranında ürün ihraç edebiliyor. Ülke ekonomisini ayakta tutan, 600 bin civarındaki, yurtdışında yaşayan Kosovalılardır. Yurtdışındaki Kosovalıların akrabalarına gönderdiği para yıllık 700 milyon Avro civarında. Oysa Kosova’nın zengin maden kaynakları var. Mitrovica şehrindeki Trapça altın ve gümüş madenleri Avrupa’daki en büyük ikinci rezerv. Kosova’da zengin linyit ve demir madenleri de var. Kosova’da zengin uranyum madenlerinin de olduğu, ABD’lilerin bunu gizlice çıkarttıkları ve hatta son dönemlerde Kosova’da artan kanser vakalarının da bunda kaynaklandığı söyleniyor. Ülkenin doğal kaynakları,  turizm potansiyeli, tarım ve hayvancılık imkânları yüksek. Kosova’nın böylesi bir zenginlikte fakirlik yaşaması ilginç bir paradoks olsa gerek. Demek ki Kosova’nın fakir kalması birilerinin işine geliyor.


İçerde ve dışarda kilitlenen kapılar karar almayı engelliyor

İçeriye baktığımızda Kosova’da şu anda geniş çaplı bir koalisyon hükümeti görevde bulunuyor. Bu durum beraberinde siyasi bir istikrarsızlık getiriyor. Siyasi istikrarsızlığın ABD’nin işini kolaylaştırdığını düşünüyorum. Bana göre cam gibi siyaset var, kırılabilir. Koalisyon hükümetlerinde genelde dağıtılacak bakan sayıları artırılır anca Kosova’da sadece bakanlıklar değil çok sayıda bakan yardımcılıkları tahsis edildi. Ülkede azınlıkların sahip olduğu siyasi varlıklar da dikkat çekiyor. Özellikle de Sırpların sahip olduğu bakanlıklar. Kosova bağımsız bir ülke ama karar alamaması için adeta dışardan kilitlenmiş durumda. Birileri bu kilit işini iyi beceriyor. Tıpkı Bosna-Hersek’teki karar almayı engelleyen meşhur Deyton anlaşması ve asla karar alamayacak olan Sırp-Hırvat-Boşnak üçlü yönetimi gibi. İşte size Kosova’da karar almayı engelleyen güzel bir örnek: Kosova’nın komşu Karadağ ile yaşadığı 16.km.lik sınır toprak anlaşmazlığı herkesçe malum. Kosova Başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı Behçet Pacolli, geçenlerde Karadağ’ı ziyaret etmişti.  Ziyaret sırasında iki ülke arasındaki sınırın yeniden belirlenmesi konusuna değinildi. Sınır meselesinin iki ülke ilişkilerini etkilemeyeceğini belirten Pacolli, "Kosova meclisindeki mevcut durum nedeniyle sınırın yeniden belirlenmesini öngören anlaşmanın onaylanması şu an için imkânsız" ifadelerini kullandı. Bu örnek te gösteriyor ki dış güçler Kosova meclisinin karar almasını istemiyorlar.

Sırbistan ile ilişkiler

Diğer yandan Kosova’nın Sırbistan ile tarih boyunca yaşadığı gerginlik diğer bir tarihi gerçek. Bu aşamada Rusya’nın da planları ve menfaatleri var. Bütün bu gerginliğe rağmen İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi amacıyla AB'nin arabuluculuğunda diyalog süreci başlatılmıştı. Kosova ile Sırbistan arasında 2 Aralık 2011'de Entegre Sınır Yönetimi Anlaşması imzalandı. Kosova ile Sırbistan arasında ilişkilerin normalleşmesi yönünde 2013 yılında tarihi anlaşma imzalandı. Anlaşma, 1999 yılından beri Kosova'da var olan yasa dışı Sırp paralel yapıların dağıtılmasını, bunun yerine ülkedeki Sırpların devlet kurumlarına entegrasyonunu kapsıyordu. Anlaşmanın ardından Kosova tarihinde ilk kez, ülkenin kuzeyindeki Sırpların çoğunlukla yaşadığı belediyeler de dâhil yerel seçim düzenlendi. Diyalog sürecinin başladığı 2011 yılından itibaren Kosova ile Sırbistan AB arabuluculuğunda bazı anlaşmalar imzalarken, 2016 yılında iki ülke arasındaki durum yeniden gerginleşti. İki ülke ilişkilerinde 2017 yılı ise hiç iyi başlamadı. Önce eski UÇK komutanlarından ve bugün Kosova’nın başbakanlığını yapan Ramush Haradinaj, Sırbistan'ın çıkardığı yakalama emriyle 5 Ocak'ta Fransa'daki bir havalimanında gözaltına alındı. Daha sonra serbest bırakıldı. Sırplar Mitrovica şehrinin kuzey bölgesinde, Kosova hükümetine ait ofislere saldırdılar. Son olarak 14 Ocak'ta yaşanan tren krizi, tam bir "demeç savaşına" neden oldu.

Türkiye’nin diplomatik hamiliği

Kosova’nın Sırbistan ile olan gerginliği eskisi gibi olmasa da devam ediyor. Her iki tarafı yumuşatan şey,  Avrupa entegrasyonu ve Kosova’nın tanınma sürecidir. Kosova’nın ABD, Rusya, Sırbistan ve Karadağ ile olan gizli ve görünen tüm sorunlarının reçetesi Türkiye’nin devreye gireceği diplomatik anlaşmalarda hayat bulur. Kosova’nın güçlü bir hamiye ihtiyacı vardır ve bu da Türkiye’dir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kosova ile ilgili şu sözleri Türkiye’nin olaya nasıl baktığının en güzel örneğidir: “Türkiye Kosova’dır, Kosova Türkiye’dir”

KHA-Rifat Sait
24.Dönem İzmir milletvekili
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı 
Facebook: www.facebook.com/rifat.sait instagram: rifat.sait

8 Ocak 2018 Pazartesi

FİLİZ ÖZKOL :Başrolde yine Amerika


Daha çok yeni. Geçtiğimiz haftalarda Amerika'nın aklının fikrinin Ortadoğu'da olduğunu yazmıştım.
İlkokul çocuğunun bile anladığı bir politika adım adım ilerliyor. Yine 'Ortada kuyu var yandan geç' diye Türkiye'ye dokunmanın faturasının ağır olabileceğini söylemiştim bir yazımda.

ABD İÇİN TEHLİKE ÇANLARI

Dünyayı şekillendiren Amerika'nın küreselleşme dalgasının yarattığı post modern süreçte dünyanın bütün ülkelerini etkileyen kültürü ve gücüyle Amerikan hegemonyası dünyanın birçok ülkesinde olumsuz tepkiler yaratmaktadır.
Tarih sayfaları, birçok hegemonyaları acımasızca gömdüğü gibi; artık Amerika için de tehlike çanlarının çalmaya başladığı sinyali geliyor. İşte Rusya, işte Çin, İşte İran... Doğunun tehdidi Amerikan saltanatının tahtını sallamaya başlıyor. Amerika ambargoları da artık kabak tadı verdi. 'Ali kıran baş kesen' davranışları dünyayı bezdirmiş durumda.
Ortadoğu ve Uzakdoğu'nun yükselen değerleri artık geçmiş yargıların değişmesine neden oluyor. Dünya farklı oluşumlar içinde. Amerikan hegomanyası yok edilmeye çalışılıyor. Trump asla tesadüfen gelmiş bir başkan değil. Ülkesinin çıkarları söz konusu olduğu zaman, vahşi bir batı var dünyanın karşısında.

YANGININ TAM ORTASINDAYIZ

Bu ülkenin dişleri arasında ezilen dünya milletleri tek tek uyanışa geçti. Bu 3. dünya savaşı sinyalleri verse de, atom bombasının butonu Amerika'nın korkulu rüyası olan Kuzey Kore'nin parmakları arasında. Türkiye aslında hiç de yalnız değil. Bir kere muhteşem bir coğrafyanın avantajları ve dezavantajlarına sahip.
Önemli olun bu yeni bir küreselleşmeye giden dünya devletlerinin yanında kendisini nasıl kullanması ve koruması gerektiği.
Rotasını iyi belirlemesi gerekiyor. Yangının tam ortasında. Yine bir yazımda bahsetmiştim.
İran'ın eski başbakanı AHMEDİ NEJAD; Amerikan oyunları yüzünden seçimi kaybetmek zorunda kalmıştı.
Çünkü Ahmedi Nejad, Amerika'ya aba altından sopa gösteriyordu.

RUS POLİTİKASI ÖNEMLİ

Her zamanki gizli CIA ve FBI oyunlarıyla İran'ın bu güçlü insanını bertaraf ettiler. Fakat İran her zaman dünyada güçlü bir devlet olma özelliğini koruyor ve Amerika'nın baş belası. Ortadoğu yükseliş dönemine geçmek üzere. Dünyadaki statüsünü kaybeden bir Amerika, gücünü korumak için her yolu deneyecektir. Türkiye üzerinde prim yapmaya çalıştıkça diğer ülkelere baş eğdirmek için tüm akıl oyunlarını sahneye koymuş durumda.
En büyük korkusu da İran'ın Türkiye ve Çin'le iş birliği yapması. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse ABD rüyası tarihe karışacaktır. Bir zamanlar yıkmak için her türlü çabayı gösterdiği Rusya'yı kendi sathında tutmaya çalışıyor. Rusya'nın izleyeceği politika önemli. Çünkü Rusya seksenli yıllarda kaybettikleri prestijlerinin hesabını unutmuş değil.

İRAN NEDEN KARIŞTI?

Son bir haftadır İran'da yaşanan olayların altında hepimizin tahmin ettiği gibi yine Amerika var. İran'da halk ve yönetim arasında problem olduğunu hiç zannetmiyorum. 'Kol kırılır yen içinde kalır' olgusu içindeler. Dış lobilerin bu düzen işlerine gelmiyor. Ülkeler arası yüksek ego ve kapitalist sistemin acımasızlığı yine Ortadoğu'nun kaynamasına neden olacak. Olaylar ateşleniyor ve 'HALKKIŞKIRTMALARI' bu tür olaylar için vazgeçilmez güçlü bir figüran. İran durup dururken neden böyle karışıyor dersiniz?
Tüm dünyanın zorlu bir süreçten geçtiği kesin. "Vahşi Batı'nın Kovboyları" istilacı ruhlarıyla atlarını ve kırbaçlarını doğuya çevirmiş durumdalar. Haklarına razı olma gibi bir durumları da yok.

ALLAH ÜLKEMİZE GÜÇ VERSİN

Kendilerini haklı çıkaran diğer neden de, Trump'ın göçmenlere duyduğu öfkenin altındaki mesaj... 'Ülkemize geldiniz.
Bizi yediniz bitirdiniz. Artık sizin ülkenizin kaynaklarını alma hakkına sahibiz, soframıza oturanın sofrasını kuruturuz' misali.
Çünkü enerji stokları ne kadar güçlü olsa da, örneğin; Türkiye'nin altı aydaww tükettiği enerjiyi Amerika bir günde bitiriyor. Bu durumda medeniyetin hiç de öyle ucuz olmadığını görüyoruz. Amerika'nın kendi çıkarlarını koruma oyunları bitmeyecek. Allah ülkemize güç, kuvvet, birlik. beraberlik versin. Huzurlu haftalar!