-->

Çeviri

16 Mart 2019 Cumartesi

Kılıçdaroğlu'dan Kocaoğlu'na teşekkür: Kendisini İzmir'e adadı

Kılıçdaroğludan Kocaoğluna teşekkür: Kendisini İzmire adadı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de katıldığı Yarı Olimpik Yüzme Havuzu'nun açılışında, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na teşekkür ederek, "Kendisini İzmir'e adayan belediye başkanı. Geniş alanda iş birliğini güçlendiren, kent ve kırsal arasındaki gelir dağılımını dengelemeye çalışan ve Türkiye'deki tüm büyükşehir belediyelerine örnek olan projeler imza attığı için kendisine teşekkür ediyorum" dedi. 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamındaki İzmir programı, Bergama ilçesinde başladı. Büyükşehir Belediyesi ile Bergama Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Yarı Olimpik Yüzme Havuzu'nun açılış törenine katılan Kılıçdaroğlu, burada konuşma yaptı. Yarı Olimpik Yüzme Havuzu'nun, gençlerin spor yapabilmesi için önemli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Güzel bir tesis. Bergama belediye başkanımız ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin destek koyduğu bir eser. Çocuklarımız burada spor yapacaklar. Sporun değerini en çok anneler, babalar bilir. Kültür, sanat ve sporla çocuklarımız tanışacak. Aziz beyin ifade ettiği gibi buradan yetişecek çocuklar hem ulusal hem uluslararası anlamda başarılara imza atacaklar. Onlar şampiyon olduğunda o, Türkiye'nin ortak başarısı olacak. Genç ve yetenekli belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Kendisini, verdiği hizmetler dolayısıyla yürekten kutluyorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızı tanıtmaya gerek yok. O kendisini İzmir'e adayan bir belediye başkanı. Geniş alanda iş birliğini güçlendiren, kent ve kırsal arasındaki gelir dağılımını dengelemeye çalışan ve Türkiye'deki tüm büyükşehir belediyelerine örnek olan projeler imza attığı için kendisine teşekkür ediyorum ve şükran sunuyorum" diye konuştu.
KOCAOĞLU: SEÇİMİ ALACAĞIZ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Aziz Kocaoğlu ise seçim arefesinde olunduğunu belirterek, "İzmir ve İzmirliler tarih boyunca ne yapacaklarını, nasıl duracaklarını çok iyi bilirler. Ondan dolayıdır ki İzmir Türkiye'nin en aydınlık, en ileri, Atatürk ilkelerine en bağlı kentidir. İzmirli olmak ayrıcalıktır. Biz hepimiz İzmirliler İzmirli olmakla ne kadar övünsek hakkımız vardır. Yine bir açılıştayız. 15 gün sonra seçim var. Seçimi alacağız. Bu bizim görevimiz. Biz CHP'liyiz. Belediye başkanlığı yaparken ayrım yapmayız. Seçimde partimizin ilkelerinden, seçim çalışmalarında da belediye başkanlığımızı yaparken de sosyal demokrat, insan odaklı belediyecilikten hiçbir zaman ayrılmayız. Her türlü olumsuz koşulda bile şerefimizle ayakta kalmayı beceririz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 15 yılda tarımı ön plana çıkardık" dedi.
'TUNÇ SOYER BU BAYRAĞI İLERİ GÖTÜRECEKTİR'
Kentsel dönüşüm konusunda, Türkiye'de model üreten belediye olduklarını da kaydeden Kocaoğlu, şunları söyledi:
"Binalar yenilenecek, depreme dayanıklı olacak, bulvarlar açılacak; ama komşular değişmeyecek. Orada yaratılan rantın tamamını dönüşüme tabi tutulan konut sahipleri alacak. Kentsel dönüşüm felsefemiz budur. Çığ gibi büyüyecektir. Gelecek arkadaşımız Tunç Soyer de bu bayrağı ileri götürecektir, götürmek zorundadır, götüreceğine canı gönülden inanıyorum. İdris Yavuzyılmaz parti emekçisi kardeşimizdir. Çok büyük emeği vardır. Ben Bergamalı hemşehrilerimizin İdris Yavuz Yılmaz kardeşimi 31 Mart akşamı belediye başkanı ilan edeceğine canı gönülden inanıyorum. 15 yıllık Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış ağabeyiniz, kardeşiniz olarak hem İdris Yavuzyılmaz'a hem de Tunç Soyer'e gece gündüz çalışarak, adam adama siyaset yaparak, görüşmedik insan bırakmadan, görevinizi vicdan huzuru içinde tamamlamanızı istiyorum. Yiğidin kuru soğana muhtaç olduğu bugünlerde mutlaka bu yerel seçimde merkezi iktidara 'Bir dur, bir kendine gel, burası Türkiye Cumhuriyeti' demek zorundayız. Her yurttaş olarak bunu yapmak zorundayız. AK Parti'ye oy veren yurttaşlarımızın 'Kendine çekidüzen ver' demesi vatandaşlık görevidir. Ben böyle düşünüyor ve çalışıyorum. Mitingler yapılır. Seçim sandığa attırdığınız oy kadardır. Sandığa bir oy fazla attırmak için hepimizin seferber olması gerekmektedir. Başaracağımıza inanıyorum." 
Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na, ilçeye yaptığı hizmetler dolayısıyla teşekkür etti. Kocaoğlu'nun hizmetlerden ziyade belediye başkanlarına nasıl adaletli belediye başkanı olunacağını öğrettiğini kaydeden Gönenç, "Aziz Kocaoğlu, 397 yılla yargılandı. O dönem 'Doğrunun kalesi sarsılmaz' dedi. Biz de bundan büyük bir ders çıkardık. Sizinle çalışmak büyük bir onurdu" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Yarı Olimpik Yüzme Havuzu'nun açılışı yapıldı

15 Mart 2019 Cuma

Urlalı genç aşçılar Türkiye üçüncüsü oldu

Urlalı genç aşçılar Türkiye üçüncüsü oldu
İZMİR'in Urla ilçesindeki Yılay Hakan Çeken Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yiyecek İçecek Hizmetleri alanı öğrencileri, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nde düzenlenen yemek yarışmasında üçüncü oldu.
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde, Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu (TAŞPAKON) tarafından yemek yarışması düzenlendi. 'TAŞPAKON Türkiye Kupası Ön Eleme' adında düzenlenen yemek yarışmasına katılan Urla Yılay Hakan Çeken Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yiyecek İçecek Hizmetleri alanı öğrencileri üçüncü oldu. Urlalı öğrenciler İstanbul’da gerçekleştirilecek olan 'TAŞPAKON Türkiye Kupası'na katılım hakkı elde etti. Dereceye giren genç aşçı adayları Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar ile başarılarını paylaştı.
Ayrıca yine aynı tarihlerde Muğla'nın Fethiye ilçesinde Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu tarafından gerçekleştirilen '9. Şef Mavi Fethiye Yemek Yarışması'na da katılan Urla'daki aynı okulun öğrencileri 12'si gümüş, 5'i bronz olmak üzere toplam 17 madalya kazandı.
Öğrencilerin başarılarından dolayı çok mutlu ve gururlu olduğunu belirten Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, "Ben de gıda mühendisliği mezunuyum. Benim de mesleğim bu. Dolayısıyla gastronomi turizmini çok önemsiyorum. Çünkü gastronomi bitmeyen bir şey. 12 ay boyunca süren bir turizm. Urlamız bu alanda oldukça gelişme kaydetti. Enginar Festivalimiz bu alanda oldukça önemli. 3 gün boyunca festivalimizde dünyanın her yerinden gelen ünlü aşçıları ağırlıyoruz. Ben meslek liselerini de çok önemsiyorum. Sayıları kesinlikle arttırılmalı. Herkesin bir mesleği olmalı. Sizlerle gurur duyuyorum. İnşallah daha başarılı olup Urlamıza yeni ödüllerle geleceksiniz" dedi.

12 Mart 2019 Salı

Türkiye’de Yakında ‘İçilebilir’ Poşet Satılacak

Geliştirdiği bitki özlü doğal ürünler sayesinde plastik tüketimine bir alternatif oluşturan Kevin Kumala, su katıp içilebilecek kadar doğal olan ürünlerini Türkiye'de de kullanıma sunmaya hazırlanıyor.
Dünya nüfusu, her geçen gün biraz daha artıyor. Nüfusun sürekli olarak artması, halihazırda kullanımı doğaya zarar veren maddelerin daha da fazla kullanılmasına neden oluyor. Hem ülkeler hem de özel şirketler, insanlığın doğaya daha az zarar vermesi için çeşitli çözümler üretmeye çalışıyor. Endonezyalı girişimci Kevin Kumala da doğayı korumak için ‘doğal’ çözümler üretenler arasında yer alıyor.
Kumala, ülkesinde yetişmekte olan Manyok adlı bitki ile günlük hayatta sıkça kullandığımız plastik ürünlere bir alternatif oluşturmak istiyor. Bu amaçla kurulmuş olan ‘I am Not Plastic’ markası, manyok bitkisinden ürettiği poşetler, yemek servis gereçleri, bardak, çatal, kaşık, saklama ürünleri, servis kapları, pipetler ve yağmurluklar ile plastik kullanımını azaltmak için çalışmalar gerçekleştiriyor.
Dünya çapında her yıl 1 trilyon plastik poşet tüketildiğini ve en az 8 milyon ton plastik çöpün okyanuslara döküldüğünü belirten Kumala, faaliyetlerine 2014 yılında Bali’de başladığını ve ilerleyen dönemde 6 ülkeye genişlettiğini dile getirdi. Kullanıma sunduğu doğada çözünebilen ürünlerin, plastik atıklar nedeni ile oluşan hasarı engelleyebileceğini söyleyen Kumala, Habertürk'ten Yiğitcan Yıldız’a şu şekilde konuştu;
“ABD'nin Kaliforniya eyaletinde üniversite eğitimime devam ettiğim sırada, bir gün Pasifik okyanusunda tekne seyahatindeyken 'çöp adası'na denk geldik. Kendi ülkemdeki en büyük sorunlardan birinin ABD kıyılarında da yaşandığını görünce, plastik tehdidinin küresel boyuta ulaştığını fark ettim ve bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim.””
Kumala, satışa sunduğu ürünlerin doğallığı ile ilgili herhangi bir şüphe duyulmaması için sosyal medyada paylaştığı bir videoda manyok bitkisinden üretilen bir ürünü suya katarak içti. I am Not Plastic markası altında satışa sunulan ürünler kısa süre önce ücretli poşet uygulamasına geçen Türkiye’de de kullanıma sunulacak

11 Mart 2019 Pazartesi

Güle güle Yusuf Sait * RİFAT SAİT

Güle güle Yusuf Sait

* RİFAT SAİT

Balkanları onunla yazmaya başlamıştım. Bana Balkanları sevdiren, tanıtan ve yazdıran kişiydi. Türkiye gazetesinde rahmetli Necati Özfatura ağabeye kardeşim Kadri ve amcam Yusuf Sait ile birlikte mektuplar yazardık. Necati ağabey bizim yazdığımız mektupları köşesinde pek çok kez yazmıştı. İlginçtir kısa bir süre önce Sevgili Necati Özfatura ağabeyi kaybettiğimizi rahmetli Yusuf amcama söyleyince epey üzülmüştü. Kısa bir süre sonra onun da ebedi âleme göçeceğini nereden bilecektik ki?
Bir akrabamın hediye ettiği bir daktilom vardı. Onunla yazılar yazmaya başladık. Hiç unutmam 1988 yıllarında Yusuf amcam ile birlikte Kosova’yı yazdığımızda Kosova’yı Moskova ile karıştıranlar olmuştu. O tarihlerde Kosova çevremizde pek bilinmiyordu. Hey gidi günler…

Balkanlar konusunda bize her yönüyle ilham verdi

İzmir’in ilk Balkan Derneği olan Kosova Rumeli Derneği’nin kurucuları arasında yer almıştı. Ardından benim de Kosova Rumeli Derneğine girip üye olmama vesile oldu. Daha sonra İzmir Balkan Dernekleri Federasyonunu kurmamızda bize ilham verdi. Bu gazetenin  (Balkan Günlüğü ) kurulmasında bize güç verdi. Balkanlar konusunda ilk bilgileri bana rahmetli Yusuf amcam vermiştir. Hatta diyebilirim ki bizim Balkanlar konusunda aktif olmamıza kendisi vesile olmuştur. Milletvekili olmamda da büyük emeği vardı. Allah razı olsun. Bir keresinde Kosova’dan Türkiye’ye bir milletvekili gelmiş, kendisini benimle tanıştıracak. Kosova’ya ayrı bir sevgi ve heyecan duyardı. Bana dönerek bak dedi Rifat, Kosova’nın milletvekili. Ama öyle taktim etti ki sanırsınız bir devlet başkanı. Biraz gururuma dokanmış ki, Amca be dedim, bahsettiğin kişi 2 milyonluk bir ülkenin vekili ben de 80 milyonluk bir ülkenin vekiliyim, neden bu kadar abartıyorsun? Yok dedi, Kosova’nın milletvekili o, şaka değil.

Peygamber efendimizi (SAV) hatırlatması ne güzel

Bildiğim kadarıyla hiçbir okula gitmemiş. Küçüklüğünde Kosova dağlarında çobanlık yapmış. Bu yönüyle Peygamber efendimizi (SAV) hatırlatması ne güzel. Ama o da tıpkı efendimiz (SAV)  gibi okumayı seviyor, kendini geliştiriyor. Arnavutça, Boşnakça, Makedonca ve Sırpçayı öğrenmiş. Hatta Arnavutçayı hem Kosova’daki yerli halk gibi hem de Arnavutluk’taki kullanılan gramatik şekliyle konuşabilirdi. İki önemli eser yazdı. Arnavutlarla ilgili dünyanın neresinde bir etkinlik varsa takip eder, imkânı varsa katılmaya çalışırdı. Amerika’daki, Avrupa’daki ve Balkanlardaki tüm Arnavut kanaat önderi ve tarihçilerle yazışırdı. Dünya’daki yaşayan pek çok Arnavut ileri gelenin onu tanıdığını ayrıca onun da tarih boyunca bugüne kadar bu konuda etkin olan tüm Arnavutları tanıdığını zannediyorum. Adeta Balkanların muhtarı gibiydi. Yaşının ilerlemesine rağmen aklı ve hafızası gayet yerindeydi. Hiç unutmazdı. Bir gün İzmir eski Belediye başkanı rahmetli Ahmet Priştina’nın yanındaydık. Balkanlardan bir heyete eşlik ediyorduk. Biri çıktı eski tarihten bir şeyler anlattı. Tam o sırada Yusuf Sait, ayağa kalktı ve hayır dedi, o öyle değil, tarih ve detay vererek olayı anlattı ki her kes şaşırmıştı.

Diplomatik dosdoğru bir adamdı

Allah ona çocuk nasip etmedi. Ama bizleri kendi çocuğu gibi görmüştü. Pek çok kişi onu benim babam zannederdi. Aslında zaten öyleydi, baba yarsıydı. Babam gibiydi. Bu satırları yazarken şimdi içim titriyor. Ne yapalım yüce Allah’ın (CC) takdiri deyip sabretmeye ve dayanmaya çalışıyoruz. Kimseyi kırmamaya çalışan adam gibi adam, diplomatik, Balkan entelektüeli, sözünü esirgemeyen dosdoğru, tertipli ve düzenli, güzel bir insandı. Konuşmayı ve dinlenmeyi severdi. Mümkün mertebe sabırla dinlemeye çalışırdım. Ama bazen affetsin beni, yoğun olduğumda dinleyemediğim ve kaytardığım olurdu. Nasılsa sonra dinleriz diye düşünürdüm ama olmadı. Tarih akardı ağzından. Şimdi düşünüyorum da Kendisini dinlemediğim zamanları israf etmişiz.

Yayınlanmış iki eseri vardı, inşallah üçüncü bölümü biz yazacağız

Kosovalılar isimleri kısalmayı severler. Yusuf amcama İsuf Sahiti derlerdi. Hatta Kosova’da kullanılan iki ismi vardı. Agasuf (Yusuf Aga) ve Baci (Basi) İsuf (Yusuf Abi). Yusuf Aga, Kujtim 1 ve Kujtim 2 (Hatıralar1 ve 2) isimli iki Arnavutça iki eser yazdı. Bu eserlerde rahmetli dedem Bekir Bayrami’nin hatıralarından yola çıkarak, birinci kitapta 1940-1944 yılları Kosova’nın savaş yıllarını ikinci kitapta ise bizim Sait ailesinin tarihi köklerini anlatır. Her iki kitap ta tükenmiştir. Bende sadece kendi imzaladığı bir adet kitap vardır. Allah kısmet ederse inşallah kitabın üçüncü bölümü olan Kujtim 3’ü ağırlıklı Yusuf Sait’in tarihini anlatacak şekilde kızım Zeynep ile birlikte yazmaya çalışacağız.

Shuj be İsuf (Sus be Yusuf)

Yusuf Sait için yazılacak ve anlatılacak çok şey var. Allah taksiratını affetsin. Sizlerden kendisi için bir Fatiha rica ediyorum. Allah bizleri peygamberimizle  (SAV),  onunla ve tüm sevdiklerimizle birlikte inşallah cennetinde buluşturur. Bu yazımı amcamın 60 kusur yıllık hayat arkadaşı ismi gibi kendisi de Melek olan Melek yengemin cenazesi eve son helalleşmeye geldiğinde ardından Arnavutça söylediği: “Ulamor be İsuf” (Güle güle be Yusuf) sözleriyle bitirmek istiyorum. Rahmetli bir şeyleri anlatmayı ve konuşmayı çok severdi. Tarihi anlatırdı. Melek yengem de orada bulunanlar rahatsız olmasınlar diye Shuj, mızgat be  İsuf (Sus fazla uzatma Yusuf) derdi. Artık bunu söylemeye gerek kalmadı. Zira Yusuf Sait ebediyen sustu. Allah gani gani rahmet eylesin.



* RİFAT SAİT
24.Dönem AK Parti İzmir milletvekili (http://www.akparti.org.tr/tbmm/ozgecmis/23653 )
Balkan Günlüğü Gazetesi Başyazarı (www.balkangunlugu.com )
İzmir ATİK İstişare Konseyi Başkanı (http://www.izmir.atikuemp.com/btkb.php?bl=2 )
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı (http://www.basam.org.tr/ )

4 Mart 2019 Pazartesi

Bazen kaybetmek kazanmaktır * RİFAT SAİT





   Bazen kaybetmek kazanmaktır
* RİFAT SAİT

Dünya’da sürekli kazanan yoktur. Siz ne kadar iyi olursanız olun mükemmel olamazsınız. Sürekli kazanan sadece Allah’tır. İşte bu yüzden bazen kaybetmek gerekir. Belki detoks olmak için veya arınmak için kaybetmek. Yani kazanmak için kaybetmek gerekir. Zira sürekli kazanırsanız mutlaka bir şeyleri kaybedersiniz. Mesela zamanınızı, dostlarınızı, muhakeme yetinizi, adalet ilkenizi, davanızı, liyakat ilkenizi ve Allah korusun belki de inancınızı. Sürekli kazandıkça körlük başlar. Sonra da zafer sarhoşluğu. Allah korusun zamanla aşırı gururla gelen iflas.  Öyle ki; bütün bu sözler ve yazılar size ağır gelir, Allah korusun bize düşman eder, kabullenilemez. İşte tam bu sırada kaybetmek şefkat tokadı gibidir. Acizliği hatırlatır, kul olduğunu hatırlatır, tövbeyi hatırlatır, duayı hatırlatır, dostları hatırlatır. Aslında gerçek kazanç budur zaten. Kaybederek kazanmış olursun.

2023 öncesi detoks ve öz eleştiri

Siyasette böyledir aslında. Hatırlayın, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını. AK Parti ilk defa koalisyonu görmüş ve bazı gerçeklerle yüz yüze kalmıştı. O seçimler sonrası metal yorgunluğu teşhis edilmedi mi? Ardından Partide bazı değişiklikler yapılmadı mı? Sonra girilen seçimlerde başarı kaldığı yerden devam etti. Bugün aynı durum vardır demek istemiyorum. Ama dikkat edilmesi gerektiğini önemle hatırlatıyorum. Final gibi görünen 2023 öncesi küçük bir detoks yaşanır mı bilemiyorum. Ancak samimi bir özeleştiri sanki çok yararlı olur gibi görünüyor. Neden mi? Bakın işte size sebepler:

Ülke Ekonomisi

- Evet, Türkiye güçlüdür, Evelallah her şey yoluna girer. Bundan eminiz.  Ama bugün kimse ekonomi de her şey mükemmel gidiyor diyemez. Deve kuşu gibi kafayı toprağa gömemezsiniz. Reel sektörün 2 aylık bir zaman zarfında mutlaka canlandırılması şarttır. Ama bu kötü durumu muhalefetin tamamen AK Partinin üzerine atıp siyasi bir kazanım elde etmesi değil, ortak bir çözüme gitmesi beklenir. Zira hepimiz bu gemideyiz ve gemi batarsa hepimiz batarız. Ekonomideki negatifliğin nedeni, dış etkiler, konjonktürel durum ve seçim ekonomisi gibi nedenlerdir. Bu yüzden AK Parti’nin kaybetmesi haksızlıktır ama daha da kötüsü AK Partinin kaybetmesi bu negatifliği daha da tetikler ve artırır. Ama bir gerçek vardır ki bu durum AK Partiye siyasi olarak zarar verebilir.


 
Projeler mi vaatler mi?

-Seçimin doğası gereği siyasi partiler kazanmak için yapabileceklerini sunuyorlar. AK Partinin de içinde olduğu Cumhur ittifakı en iyi olduğu şeyi yani projelerini sunarken CHP’nin de içinde olduğu Millet ittifakı vaatleri ile karşılık veriyor. Vaatler tatlı ve çekici ama bol keseden atılan Manisa mesir macunu gibi. Dağıtılan macun paketlerini 1 Nisan’da içinin boş olduğu görülecek olsa da şimdilik cazip. Ama bir gerçek var ki vatandaşın beklentisi hat safhada. Geçenlerde Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, tarımın savunma sanayiinden daha önemli olduğuna işaret ederek, “Uçaklarınız, roketleriniz olabilir ama buzdolabı boşsa bunların hepsi boştur.” Demişti. Diyeceğim o ki; projeler güzeldir ve gereklidir ama bu seçimlerde kısa vadeli buzdolabını ve vatandaşın cebini dolduracak şeylere sanki daha çok ihtiyaç olabilir.

AK Parti içinde AKP revizyonu

-Dış güçlerin olumsuz etkilerini muhalefet dâhil herkes biliyor ve kabul ediyor. Ancak vatandaş buna çözüm istiyor. Bunu çözebilecek kurumun AK Parti hükümeti olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Ama bunun için liyakatli ve doğru kadroların işbaşı yapması şarttır. En önemlisi, kibirli, metal yorgunu, liyakatsiz AKP’liler varsa (AK Partili değil) bunların derhal revizyonu gerekir. Bu konuda ciddi eleştiriler yapılıyor. Buna Allah rızası için kulak verilmesi gerekiyor. En önemli sıkıntı, liyakat yerine sadece sadakatin beklenmesi sonucu bazı tercihlerin farklı yerlerden yapılması eleştiriye maruz bırakıyor ve zarar verebiliyor. Gerekli görmediğim için burada çok detaya giremiyorum. Sorulursa bizzat yaşadığımız örnekleri anlatmaktan isteriz.

Aday tercihleri ve vebali

-Belediye Başkan ve Meclis üyesi adaylarının tercihi de çok önemlidir. Ben şu aday doğru ya da yanlış demiyorum. Kriterler önemlidir. Bize sorulsa adaylarda şu 7 özelliği arardık: Aday olduğu yerin demografik yapısına uygun olup olmadığına, teşkilattan gelip gelmediğine, liyakatine, sadakatine, samimiyetine, bereketine (Oy getirme özelliği) ve siyasi mukaretine (Siyasi uygunluk) bakardık. Şimdi siz tek tek bu özeliklere göre adayları analiz edebilirsiniz. Ama ne derseniz deyin, en önemli sonuç 1 Nisan tarihinde sandıktan çıkan sonuç olacaktır. Sandıktan birinci çıkıyorsa seçilen aday doğrudur, kimse bir şey diyemez, hayırlı olsun. Ama kaybeden üstelik fark yiyen ya da ilçesinde Büyükşehir adayından veya meclis üyelerinden daha az oy alan ve de son seçimlerden sonra partisinin oyunu düşürerek kaybeden adaylar ile birlikte onları reise önerenler bunun siyasi vebalini ödemek için sıralarını beklesinler derim.  Fakat en önemli şey nedir biliyor musunuz? Ülkenin geleceği ve Bekası diyoruz ya. Seçim sonuçlarında vatandaşa sonuç ne olursa olsun tercihleri için saygı duyacağız. Ama maazallah beklemediğiniz bir sonuç olursa adayın ve onu Reise refere edenlerin ülkenin bekasına ne kadar etki yaptıklarını tartışma hakkımız bakidir.



* RİFAT SAİT
24.Dönem AK Parti İzmir milletvekili (http://www.akparti.org.tr/tbmm/ozgecmis/23653 )
Balkan Günlüğü Gazetesi Başyazarı (www.balkangunlugu.com )
İzmir ATİK İstişare Konseyi Başkanı (http://www.izmir.atikuemp.com/btkb.php?bl=2 )
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı (http://www.basam.org.tr/ )

3 Mart 2019 Pazar

CHP, Balçova'da Çalkaya'nın yerine eşini aday gösterdi

CHP, Balçovada Çalkayanın yerine eşini aday gösterdi
 İZMİR'de adaylığı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından düşürülen Balçova Belediye Başkanı CHP'li Mehmet Ali Çalkaya'nın yerine eşi Fatma Çalkaya aday gösterildi.
Balçova'da üç dönem belediye başkanlığı yapan ve dördüncü dönem için yeniden aday gösterilen CHP'li Mehmet Ali Çalkaya'nın adaylığı, YSK'ya yapılan itiraz üzerine düşürüldü. CHP tarafından Balçova Belediye Başkan adaylığı için Mehmet Ali Çalkaya'nın eşi, iki çocuk annesi Fatma Çalkaya aday olarak belirlendi. Fatma Çalkaya'nın adaylığıyla ilgili konuşan CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, "Hayırlı olsun" dedi.

1 Mart 2019 Cuma

* RİFAT SAİT: 12/500 Gururu






Başlık, sanki 12 volt / 500 watt gücündeki bir cihazın teknik detaylarını anlatır gibi. Elektrik veya elektronik mühendisi olsaydınız eminim şunu derdiniz: “Öyle olsaydı bu kadar küçük volt ile bu kadar yüksek çıkış gücü” oluşturmak çok zor derdiniz. Bizim kastettiğimiz anlam da aslında zor. Önce 12/500’ün ne olduğunu açıklayalım. İlk rakam 12, Balkan Günlüğü gazetemizin yaşını gösteriyor. Evet, gazetemiz sessiz sedasız 12.yaşına girdi. Sessiz derken, önümüzdeki aylarda inşallah gürültülü bir doğum günü yapacağız, haberiniz olsun. Ancak şunu belirtmek isterim ki, hiç ara vermeden her hafta 12 yıldır düzenli olarak gazete çıkartmak kolay iş değildir. Diğer yandan 500 rakamı ise, şu anda baskısı yapılan gazetemizin 500.sayısı anlamına geliyor. Yani beşinci Dalyamız. Anlayacağınız 12.yılımızda 500.sayımız. Kolay mı, değil elbette. Gazete çıkartmak zor iş, zor zanaat üstadım.
İlk ve tek olmak güzel be ya
 
Bu gazetenin övündüğü bazı özellikler var. Yani 12 yıldır, 500 kere bu özelliklerini korumuş. Nedir onlar? Türkiye’nin ilk ve tek Balkan gazetesi. İlk kurulduğu tarih olan 27 Aralık 2007’den beri Balkanların, Türkiye’deki basın temsilcisi olmuş. Türkiye’de sayıları tahminen 16 Milyon olan Balkan insanın ki Arnavut, Boşnak, Torbeş, Pomak, Selanikli, Batı Trakyalı, Romanya göçmeni, Bulgaristan göçmeni, Adalardan, Sancak’tan… Velhasıl anonim tabiriyle suyun öteki tarafından veya Evladı Fatihan dediğimiz tüm insanlarımızın gazetesi olmuş. Sadece onların mı? Balkanlar’da yaşayan 80 Milyon kadar insanın da gazetesi. Türkiye ile Balkanlarda köprü olmuş, Balkanlarda ne olduysa veya Türkiye’de ve Dünya’da Balkanlarla ilgili ne olduysa haberini vermeye sorumlu bir gazete. Büyük gazetelerde belki de iç sayfalarda küçük bir haber bizde ana manşet olabilir. Olsun be ya, bu bizim görevimizdir deyip yaparız. Diğer yandan Balkanlar üzerine çalışan akademisyenlerin gazetesiyiz. Bugün Balkanlar üzerine çalışan 15 üniversite gazetemizin abonesidir sağ olsunlar bizleri takip eder. Birde iş adamlarımız var. Balkanlara iş yapan, Balkanlarda iş kuran. Onların da gazetesiyiz. Birçok Ticaret odası bizim abonemizdir, sağ olsunlar bizi takip ederler. Bu gazete Balkan ülkelerini Büyükelçiliklerine, konsoloslarına, fahri konsoloslarına gider.  Bakanlığına, TİKA’ya, YTB’ye, Maarif vakfına, TRT’ye gider. Belediyelere, derneklere kısacası Balkanlarla ilgili neresi varsa oraya gider. Zevkle ve ilgiyle okunur. Balkan Günlüğü gazetesi Balkanları yazan milli, tarafsız ve bağımsız bir gazetedir.
Nerelerde varız?

Balkan Günlüğü gazetesi, Balkan ülkelerine giden tüm Türk Hava Yolları uçaklarında hem giderken hem geri dönerken her uçakta 4 adet bulunur, yolculara ücretsiz verilmek üzere. THY ile her hangi bir Balkan ülkesine gidiyorsanız veya Türkiye’ye dönüyorsanız hostesinizden mutlaka bir Balkan Günlüğü gazetesi isteyin. Sizin için ücretsizdir. Balkan Günlüğü gazetesi İstanbul Atatürk havalimanında pasaport kontrolünden sonra THY’nin Newspaper Delivery Point denilen Gazete dağıtım noktalarında THY biletinizi göstermeniz karşılığı ücretsiz alabileceğiniz bir gazetedir. Bu stantlarda diğer gazetelerde bulunur ve en fazla 3 adet gazeteyi ücretsiz alabilirsiniz. THY’nin sizlere ikramıdır.  İnşallah yeni açılan İstanbul hava limanında da olacağız. Diğer yandan Balkan Günlüğü gazetemizi Türkiye’deki tüm havalimanlarının VİP salonlarından temin edebilirsiniz. Bulunduğunuz havalimanındaki VİP salonundaki görevliden lütfen isteyiniz. Ya da eğer CİP yolcusu iseniz TAV’ın işlettiği tüm havalimanı ve Demir yolu CİP salonlarında gazetemizi ücretsiz temin eder ve okuyabilirsiniz. Başka, Balkanlarda faaliyette olan Yunus Emre Enstitülerinde gazetemizi edinebilirsiniz. Bunların hiç birinde yoksanız gazetemiz ücretsizdir, dilerseniz posta kargo ücretini ödeyerek abone olabilirsiniz. Bu da mümkün değilse www.balkangunlugu.com web adresimizden gazetemizi takip edebilirsiniz. Burada hem e-gazete ile haftalık hem de geçmiş saylarımızın olduğu arşiv bölümünü tıklayarak istediğiniz sayıyı okuyabilirsiniz.
Ecdadımızın 600 yıllık aziz hatırası

Son olarak şunu belirtmek isterim ki, Balkanlar deyince aklımıza ecdadımız gelir, Yani Büyük Osmanlı İmparatorluğu. Öyle ya Osmanlı aslında bir Balkan imparatorluğudur. Bir ara Anadolu’nun Moğol istilasında Osmanlının Anadolu’yu kaybetmesi ve sadece Balkanlarda kalması önemlidir. Osmanlı Balkanlarda 600 yıl kalmayı başarmıştır. İşte bu yüzden de Balkan Günlüğü gazetesi markasının hemen altında yazan “600 yıllık tarihin aziz hatırasına” ifadesi ile amblemimiz olan mübarek Türk bayrağının etrafındaki 11 Balkan ülkesinin bayrağı çok önemli şeyleri anlatmaktadır. Evet, inşallah daha nice yıllar Balkanları ve Balkanlardaki önemli şeyleri anlatmaya ve yazmaya devam edeceğiz. Bu gazetenin çıkmasında emeği geçen tüm emektar arkadaşlarımıza ve bizleri takip eden okuyucularımıza teşekkür ediyorum. İyi ki doğdun iyi ki varsın Balkan Günlüğü. Daha nice senelere ve dalyalara inşallah.

* RİFAT SAİT
24.Dönem AK Parti İzmir milletvekili (http://www.akparti.org.tr/tbmm/ozgecmis/23653 )
Balkan Günlüğü Gazetesi Başyazarı (www.balkangunlugu.com )
İzmir ATİK İstişare Konseyi Başkanı (http://www.izmir.atikuemp.com/btkb.php?bl=2 )
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı (http://www.basam.org.tr/ )
Mail: rifatsait@gmail.com